Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/9768 E. 2014/13742 K. 08.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9768
KARAR NO : 2014/13742
KARAR TARİHİ : 08.09.2014

MAHKEMESİ : RİZE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/02/2014
NUMARASI : 2013/184-2014/70

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, bir kısım davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, iddianın bir kısım taşınmazlar yönünden sabit olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, ecrimisil isteğine konu A.Köyü 10 parsel sayılı taşınmaz ile 1640 ada 16, 44 ve 60 parsel sayılı taşınmazlarda tarafların ortak murisi olan F.. Y..’ın dava dışı kişilerle birlikte paydaş olduğu, T.Köyü 612 parsel sayılı taşınmazın ise muris F.. Y.. ile yine tarafların ortak murisi A. Y.. adlarına paylı bir şekilde kayıtlı olduğu, muris F.. Y..’ın 23.12.1978 tarihinde, muris A. Y.’ın ise 10.06.2011 tarihinde öldükleri, çekişme konusu A.. Köyü 12 parsel sayılı taşınmaz ile 1638 ada 1, 1640 ada 1 ve 1644 ada 47 parsel sayılı taşınmazların da muris F.. Y.. ile dava dışı kişiler adına paylı biçimde kayıtlı oldukları, beyanı davacılar vekili tarafından kabul edilen tanık A.. Y..’ın açıklamalarına göre belirtilen bu taşınmazların dava dışı kişilerin kullanımında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacılar, murisleri F.. Y.. ile A. Y.’dan intikal eden taşınmazlardan davalıların yararlandıklarını, kendilerinin ise hiç bir şekilde kullanamadıklarını ileri sürerek; dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre için ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazlarda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Tüm bunların yanında, ecrimisil davalarında davalının uzun süreli kullanımı söz konusu ise, bu kullanıma ses çıkarmayan davacının zımni muvafakatinin var olduğu yönünde “fiili karine” oluşacağı ve bu karinenin aksi davacı tarafından kanıtlanmadıkça, ecrimisil talep edilmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği kabul edilmektedir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacıların muris F.. Y.. adına kayıtlı taşınmazlardan hiç bir şekilde yararlanamadıklarını ileri sürerek eldeki davayı açtıkları, adı geçen mirasbırakanın 23.12.1978 tarihinde öldüğü, davacıların o tarihten beri mevcut kullanıma her hangi bir ihtar ile karşı çıkmadıkları, dolayısıyla davalıların kullanımına muvafakat ettikleri, eldeki bu davanın açılması ile muvafakatin geri alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda dava tarihinden önceki kullanımları nedeniyle davalıların kötüniyetli olduğunu ve ecrimisille sorumlu tutulabileceklerini söyleyebilme olanağı yoktur.
Diğer yandan, muris F.. Y.. ile A. Y. adlarına paylı şekilde kayıtlı olan T. Köyü 612 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün davalılar tarafından kullanıldığı, davacı H.. Y..’ın keşif tutanağına geçen beyanına göre taşınmazdan yararlandığı, anılan parselin bir kısmının çay bahçesi niteliğinde olduğu ve bahçe niteliğindeki bu kısmın 1/3’ünün davacılar tarafından kullanıldığının bilirkişilerce saptandığı, bu durumun mahkemenin de kabulünde olduğu, taşınmazda çekişmesiz olarak kullandıkları bir kısım yer bulunan davacı paydaşların 612 parsele yönelik olarak açtıkları davanın dinlenme olanağı olmadığı halde mahkemece ecrimisile karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, muris A.Y. davadan hemen önce 10.06.2011 tarihinde ölmesine karşın, geriye doğru gidilerek murisin sağ olduğu dönemi de kapsayacak şekilde beş yıl süre için belirlenen ecrimisilin hüküm altına alınmış olması da isabetsizdir.
Hal böyle olunca, mahkemece kabul kapsamına alınan taşınmazlar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalılar S.. Y.. ile N.. P..’ın temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.