Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2015/7121 E. 2018/250 K. 15.01.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7121
KARAR NO : 2018/250
KARAR TARİHİ : 15.01.2018

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, ciddi bir hastalık geçirdiğini, tedavi gördüğünü, her gün yüksek dozda ilaç kullandığını, davalı kardeşinin tapu müdürüyle anlaşarak kendisine birkaç kağıt imzalattığını, şuuru yerinde olmadığından belgeleri okumadan imzaladığını, kayden maliki olduğu 160 ada 17 parsel sayılı taşınmazın bu yolla davalıya temlik edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, … 4. İhtisas Kurulu raporu ve getirtilen belgelere göre, ehliyetsizlik iddiasına yönelik olarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur; ancak davacı, dava dilekçesinde ehliyetsizlik iddiası yanında, tadilat ve onarım için izin gerektiği belirtilerek yapılacak işlemlerle ilgili olarak tapuya götürüldüğünü tadilat için evrak imzaladığını sandığını belirterek kandırıldığını ileri sürmesine rağmen mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır.
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkelere göre araştırma yapılması aldatma (hile) iddiası yönünden tanıkların dinlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.