YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17979
KARAR NO : 2020/5523
KARAR TARİHİ : 28.10.2020
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne, … yönünden ise reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı terekeye iade talepli tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.Davacılar, eski 35 parsel sayılı taşınmazdaki …’a ait payın yarısının …2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/302 Esas, 2013/154 Karar sayılı kararı ile …’ın diğer mirasçıları adına tescil edildiğini ancak ilamın infazı için tapu müdürlüğüne müracaat ettiklerinde …’ın payının … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/486 Esas 2013/106 Karar sayılı kararı ile davalı … adına tescil edildiğini öğrendiklerini ileri sürerek … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/302 Esas 2013/154 Karar sayılı kararında belirtildiği şekilde dava konusu taşınmazdaki …’a ait payın yarısının iptali ile mirasbırakan …’ın kardeşlerinin mirasçıları, kalan payın da … adına tesciline karar verilmesini istemişler, aşamada mirasçılardan … yönünden istemlerini müracaata bıraktıklarını bildirmişlerdir.
Davalı, davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulüne, … yönünden ise reddine karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/302 Esas, 2013/154 Karar sayılı dosyasında açılan ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davasında dava konusu 35 parsel (yeni 106 ada 1 parsel) sayılı taşınmazda …’a veraseten intikal eden 1/2 payın yarısının iptali ile …’ın diğer mirasçıları adına tesciline karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmeksizin 17.07.2014 tarihinde kesinleştiği, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/486 Esas, 2013/106 Karar sayılı dosyasında davalı … tarafından vasiyetnamenin tenfizi davası açıldığı ve vasiyet eden … adına kayıtlı dava konusu taşınmaz ile dava dışı 6 parça taşınmazdaki payların davalı … adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 04.06.2013 tarihinde kesinleştiği ve dava konusu taşınmazdaki … adına kayıtlı 1/2 payın hükmen 26.09.2013 tarihinde davalı … adına tescil edilerek, kararın infaz edildiği anlaşılmaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki, çekişmeli taşınmazda henüz ketmi verese nedenine dayalı olarak açılan davadaki hüküm infaz edilmeden davalı … adına oluşan 1/2 pay oranındaki kaydın yolsuz olduğu saptanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ne var ki, davalı …, mirasbırakan …’ın terekesi bakımından 3. kişi konumundadır.Bilindiği üzere, mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyetine tabidir. Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve elatmanın önlenmesi gibi davalar dışında ehliyetsizlik, yolsuz tescil, vekâlet görevinin kötüye kullanılması vs. gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (T.M.K. 640 md.) tartışmasızdır.
Öte yandan, asıl ve birleşen davada davacılar vekili, 14.09.2015 tarihli dilekçe ile mirasçılardan … yönünden istemlerini müracaata bıraktıklarını bildirmiş ise de, … bakımından usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığına göre anılan mirasçı yönünden davanın geri alındığına ilişkin davacılar vekilinin beyanına değer verilemeyeceği; kaldı ki, HMK’nın 123. maddesinde “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak, davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir” şeklinde düzenlemeye yer verilmiş olup davalı yanın davanın geri alınmasına açıkça muvafakat de etmediği açıktır.Hal böyle olunca; davanın terekeye iade istemli açıldığı gözetilerek mirasbırakan …’ın dava dışı mirasçısı …’ın mirasçılarının davaya muvafakatlarının sağlanması ya da TMK 640. maddesi uyarınca tereke temsilcisi atanmak suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken davayı açan asıl ve birleşen davacıların miras payları oranında davanın kabul edilmiş olması doğru olmadığı gibi, dava kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması da doğru değildir.Asıl ve birleştirilen davacılar ile davalının değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.