Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2016/6513 E. 2016/5518 K. 04.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6513
KARAR NO : 2016/5518
KARAR TARİHİ : 04.05.2016

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davacı; 435 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında mirasbırakanın “…. kızı ….” olarak yazılı isminin nüfus kaydına uygun ” …. kızı …..” olarak düzeltilmesini istemiştir..Davalı, davanın reddini savunmuştur.
İddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece “… tapu kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerini taşıyan …. kızı …mirasçılarının tanık sıfatıyla dinlenmesi, kolluk tarafından taşınmazı kullandığı bildirilen …..’in taşınmazı kimin adına kullandığının belirlenmesi ve dava konu taşınmazın tesciline dayanak teşkil eden kayıtlar ile mirasbırakanın anne-baba ve kardeşlerini gösterir nufus kayıtları da incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bozma ilamında izlenmesi gereken yol açıkça belli edilmiştir.
Bilindiği üzere, bozmaya uyulmuş olmakla bozma gereklerinin aynen yerine getirilmesi zorunlu olup, bu durum usuli kazanılmış hakkın bir gereğidir.
Ne var ki; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; talep konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında dayanak tapu kayıtlarının (ilk oluşumundan itibaren) ve davacının mirasbırakanının anne-baba ve kardeşlerini gösterir nufus kayıtlarının getirtilmediği, ölü olan 1915 doğumlu “… kızı ….” mirasçılarının tespit edilip ilgili sıfatıyla duruşmaya çağrılarak taşınmaz üzerinde bir hak iddialarının olup olmadığının sorulmadığı (mülkiyet iddiasında bulunulması halinde davanın çekişmeli yargıya dönüşeceğinin dikkate alınmadığı) anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; önceki bozma ilamında değinilen ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; fenni bilirkişi raporunda taşınmazın bulunduğu alanın yargılama sırasında 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince imar işlemine tabi tutulduğu ve yeni parsellerin oluştuğu ancak tescil işlemlerinin yapılmadığı bildirildiği halde bu husus (yeni bir mülkiyet durumunun ortaya çıkıp çıkmadığı) üzerinde durulmadan hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.