Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2017/1172 E. 2020/2325 K. 08.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1172
KARAR NO : 2020/2325
KARAR TARİHİ : 08.06.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, okuma-yazma bilmeyen cahil bir kişi olduğunu, dava konusu 260 parsel sayılı taşınmazdaki 2040/17320 payını yeğeni olan davalı …’in 12.000,00 TL bedelle satın almak istediğini, kardeşi olan, davalının babası Mustafa’nın da kendi payını satacağını söylemesi üzerine, taşınmazdaki payının tamamını satış suretiyle davalıya temlik ettiğini, devir işlemleri sırasında yeğenine güvenerek taşınmaz bedelini almadığını, davalının daha sonra ödeme yapacağını söyleyerek kandırdığını, cahilliğinden yararlandığını, taşınmaz bedelini istediğinde ise 1.800,00 TL ödeme yapıldığını, kalan parasını alamadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile devrettiği payın adına tesciline, olmadığı takdirde faizi ile birlikte taşınmaz bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını ve satış bedelinin tamamını ödediğini, tapuda düzenlenen resmi senedin aksinin aynı güçte yazılı delille ispatlanabileceğini, satış işleminin üzerinden 5 yılı aşkın bir zaman geçtiğini, davalının kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taşınmaz bedelinin tamamını ödemediği gerekçesiyle davacının alacak talebine yönelik davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; ” … Somut olaya gelince; davacı dava konusu taşınmazdaki payını 28.06.2007 tarihinde satış yoluyla davalıya temlik etmiş, eldeki davayı ise 14.06.2012 tarihinde açmış, davalının hileli davaranışlarını daha sonraki bir tarihte öğrendiğini de iddia etmemiştir. Hal böyle olunca, akit tarihi itibariyle hileyi bildiği ve dava tarihi itibariyle de hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek iptal-tescil isteğinin reddine karar verilmiş olması doğrudur. Ne var ki, taraflar arasındaki asıl çekişmenin satış bedelinin ödenmemesinden kaynaklandığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 246. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 217. maddesi) delaletiyle TBK’nın 235. maddesi (818 sayılı BK’nın 211. maddesi) hükmü uyarınca; ” Satılanın zilyetliği satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmişse, alıcının temerrüdü sebebiyle satıcının dönme hakkını kullanarak satılanı geri alması, bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlıdır.” hükmü uyarınca resmi senette, satış bedeli ödenmediği takdirde taşınmazın mülkiyetinin iade edileceğine dair bir ihtirazi kayıt dermeyan edilmediğine göre davacının alacak iddiasının da dinlenme olanağının bulunmadığı tartışmasızdır. Öyle ise, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir. ” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda 25.20 yazılı TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.