YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1944
KARAR NO : 2020/2360
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kardeşleri …’nin eşi olan dava dışı …’a değişik tarihlerde vekaletname verdiklerini, vekil …’in vekalet görevini kötüye kullanarak 1112, 1113, 1114, 1118, 1119, 1126 ve 1127 parsel sayılı taşınmazları davalı dünürü olan …’na devrettiğini, temlikten haberleri olmadığını ve satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adlarını tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin karar Dairece; “… Somut olaya gelince; mahkemece hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Ayrıca mahkemenin, vekaletnamenin resmi nitelikte belge olduğu, davacıların iradelerinin hata veya hile nedeniyle fesada uğratıldığına ilişkin delil sunulmadığı satış işlemlerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, vekaletnamenin verildiği tarihten çok sonra ve değişik tarihlerde satış işlemlerinin yapıldığı ve davanın da aradan bir yıldan fazla zaman geçtikten sonra açılması nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca sözü edilen işleme davacıların onay verdiklerinin kabul edilmesi gerektiği yönündeki gerekçesi doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, tarafların gösterdiği ve gösterecekleri tüm delillerin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, 1118 ve 1126 parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer parseller yönünden ise davanın kabulüne ilişkin karar Dairece 2. kez; “… Somut olaya gelince; 26.02.2015 tarihli celsede davalının mazeretinin kabul edilerek, duruşma tutanağının ekli pulla kendisine tebliğine karar verildiği, ne var ki anılan ara karar doğrultusunda davalıya duruşma tutanağının ve yeni duruşma gününün tebliğ edilmediği, 30.04.2015 ve kararın verildiği 17.06.2015 tarihli sonraki oturumlara davalının katılmadığı ve kararın yokluğunda verilerek savunma hakkının kısıtlandığı görülmektedir. Kaldi ki; 6100 sayılı HMK’nin 186/1. maddesi hükmü doğrultusunda taraflara meşruhatlı davetiye gönderilmiş ve davalı tarafa son söz hakkı da verilmiş değildir. Hâl böyle olunca, davalıya usulüne uygun olarak duruşma gününün tebliğ edilmesi, ondan sonra hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mazereti kabul edilen davalıya yeni duruşma günü tebliğ edilmeden sonuca gidilmiş olması doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, 1118 ve 1126 parseller yönünden daha önceden verilen red kararının kesinleşmesi nedeniyle bu parseller için karar verilmesine yer olmadığına; 1112, 1113, 1114, 1119 ve 1127 parseller yönünden ise iddiaların ispatlandığı gerekçesi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 353.31. TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.