Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2017/4251 E. 2017/5956 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4251
KARAR NO : 2017/5956
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak istemine ilişkindir.
Davacı, çekişme konusu 3 parsel sayılı taşınmazın 442 sayılı Köy Kanununa bir takım ilave düzenlemeler getiren 3367 Sayılı Yasa hükümleri uyarıca koşullu olarak bedel karşılığı kendisine temlik edildiğini, ancak sözü edilen taşınmazın kaydının iptali için davalı tarafından açılan tapu iptal tescil davasının kabul edilmesi halinde, davalıya ödediği 50.000,00.-TL satış bedelinin iadesi gerektiğini ileri sürerek belirtilen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 147,04.-TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 205 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 442 sayılı Köy Kanununa bir takım ilave düzenlemeler getiren 3367 Sayılı Yasa hükümleri uyarıca koşullu olarak temlik edildiği ileri sürülerek davalı tarafından … 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/447 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan tapu iptali ve tescil istemli davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, eldeki davanın ise iptal-tescil davasından tefrikle gelen davacı tarafından ödenen bedelin faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı tarafından ödenen 147,04.-TL’nin aynen iadesine karar verilmiş olmakla, faize ilişkin hüküm kurulmadığı gözetildiğinde davalının faize ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, taşınmazı iade alanın herhangi bir mağduriyeti bulunmazken, alıcının akit tarihinde ödediği ve değer kaybına uğradığı paranın aynen iadesine karar verilmesi adalet ve hakkaniyet kurallarıyla bağdaşmaz.
Devir tarihinde malın değeri ile karşılığında verilen paranın itibari değeri eşittir. Davacı, davasını bu geçersiz satıştan kısa bir süre sonra açsa idi, aldığı itibari değeri ile malın karşılığı olan parayı vermekle yükümlü idi. Ancak, dava tarihinde taşınmazın değeri artmaya devam etmesine rağmen, paranın değeri yaşanan enflasyonun etkisi ile bir hayli düşmüştür. Bu durumun, menfaatler dengesini aşırı ölçüde sarsacağı açıktır.
Hal böyle olunca; satış bedeli olarak ödenen (147,07.-TL) paranın dava tarihi itibariyle ulaştığı uyarlanmış bedelin faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.