YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4284
KARAR NO : 2020/3091
KARAR TARİHİ : 25.06.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Davacılar, mirasbırakan babaları …’ın dava konusu 5595 ada 34 parsel sayılı taşınmazda davalı oğlu …’e, adı geçen davalının da diğer davalı …’e muvazaalı şekilde satış yoluyla temlikte bulunduğunu ileri sürerek muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak iptal tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın Dairece, “… Hal böyle olunca, 3.8.2007 tarihli satış işlemi öncesi 10/35 payın davalı …’e ait olduğu da dikkate alınarak davacıların miras payları oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı … tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla,Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp , düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı …’ın değinilen yönden yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
Somut olayda, temlike konu 25/35 payın, davacıların miras payları oranında iptaline karar verilmesi gerekirken bu payın tamamının iptali şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi kalan payın davalı … üzerinde bırakılması gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi de doğru değildir.
Ne var ki, değinilen husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün 1. fıkrasında yer alan “… İli, … İlçesi, 5595 Ada, 34 parsel sayılı taşınmazdaki 25/35 hissenin iptali ile 1/8 hissesinin davacı …, 1/8 hissesinin …, 1/8 hissenin … adına tesciline, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin hükümden çıkarılarak yerine 1. fıkra olarak “ Dava konusu … İli, … İlçesinde bulunan 5595 Ada 34 parsel sayılı taşınmazın 25/35 payının davacı …’nun 1/8, davacı …’nin 1/8, davacı …’ın 1/8 miras payları oranında iptali ile 25/35 payın iptaline karar verilen 1/8 payının davacı … adına, 25/35 payın iptaline karar verilen 1/8 payının davacı … adına, 25/35 payın iptaline karar verilen 1/8 payının davacı … adına tesciline, kalan payın davalı … üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılmasına, davalı …’ın temyiz itirazının bu yönden ve re’sen yapılan inceleme sonucu kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.