YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5209
KARAR NO : 2020/3192
KARAR TARİHİ : 29.06.2020
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, ehliyetsiz olduğu dönemde amcasının oğlu olan…’e verdiği vekâletname kullanılarak maliki olduğu 179, 236, 898 ve 1010 parsel sayılı taşınmazlardaki payının vekilin kardeşi davalıya satış suretiyle temlik edildiğini, saf, okuma yazma bilmeyen, maddi imkansızlık içinde olan birisi olmasından faydalanıldığını, satışın gerçek olmadığını, satış bedeli ödenmediğini, ivazlar arasında açık nispetsizlik olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı, dava konusu taşınmazlarda paydaş olup, davacının isteğiyle taşınmazlardaki davacının payını bedelini ödeyerek satın aldığını, iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Çekişme konusu taşınmazların satışına konu vekaletname tarihinde davacının hukuki ehliyete haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiği, gabin iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece “…Dosya kapsamı ile, satış sırasında kullanılan vekâletnamenin tanzim edildiği tarihte davacının hukuki ehliyete haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile saptanarak ehliyetsizlik iddiası bakımından davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur. Davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince; hemen belirtmek gerekir ki, davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 11.04.1990 tarih, 1990/1-152 esas-1990/236 karar sayılı kararında da aynı husus benimsenmiştir… Eldeki davada, iddianın ileri sürülüş biçiminden ve özelikle yukarıda açıklanan dava dilekçesinin içeriğinden, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine de dayanıldığı anlaşılmaktadır…Ne varki, somut olayda, vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası bakımından mahkemece, bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hâl böyle olunca; öncelikle çekişme konusu taşınmazların temlikinde kullanılan vekâletname temin edilerek, dosya içine alınması, ondan sonra yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, vekâlet görevinin kötüye kullanılması iddiasına yönelik delillerin toplanması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda taşınmazların bedelinin çok düşük olduğu ve vekil ile davalının kardeş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde ve özellikle hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalının temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.
Bilindiği ve 6100 sayılı HMK 297/2. maddesinde; düzenlendiği üzere (1086 sayılı HUMK’nun 388/son md.) hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.Ancak, somut olayda infazda tereddüt yaratacak şekilde 118 ada 3 parsel (eski 898 parsel) ile 128 ada 5 parsel (eski 1010 parsel) sayılı taşınmazlar hakkındaki hükümde davalı payının mevcut durumdan farklı yazılması doğru değildir.Ne var ki, değinilen husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 1. bendinin 118 ada 3 parsel (eski 898 parsel) sayılı taşınmaz ile ilgili kısmının çıkartılmasına yerine “… İli, … İlçesi, … Köyü, 118 ada 3 parsel (eski 898 parsel) sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı 9/72 paydan davacıdan devir olunan kayıtlı 1/12 payının,” ibaresinin yazılmasına; hükmün 1. bendinin 128 ada 5 parsel (eski 1010 parsel) sayılı taşınmaz hakkındaki kısmının çıkartılmasına yerine “… İli, … İlçesi, … Köyü, 128 ada 5 parsel (eski 1010 parsel) sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı 67/96 paydan davacıdan devir olunan 4/6 payının tapu kaydının İPTALİ ile davacı adına TAPUYA KAYIT ve TESCİLİNE,” ibaresinin yazılmasına; davalının temyizi ve resen yapılan inceleme sonucu 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.