YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2058
KARAR NO : 2020/5857
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTAL VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün ortadan kaldırılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine ilişkin olarak verilen karar asıl davada davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.11.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı … vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı … vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, yanılma (hata) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar, zilyetliklerinde olan tapusuz taşınmazı satmak isterken hataya düşerek bitişiğindeki tapulu olan maliki oldukları 473 parsel sayılı taşınmazı davalıya devrettiklerini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, tapusuz taşınmazların tapuda satılmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmaz yanında davacılara ait tapusuz bir taşınmazlarının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün ortadan kaldırılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 473 parsel sayılı taşınmazın davacılar ile birlikte dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı iken paydaşların tamamının paylarını 11.02.2014 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettikleri sabittir.
Bilindiği gibi, sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.
Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK’nin 35. (BK’nin 25.) ve TMK’nin 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın.
Hemen belirtmek gerekir ki, sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK’nin 35. (BK’nin 26.) maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir.
Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir.
Somut olayda; davacıların maliki olduğu 473 sayılı parselin kuzey kısmında kalan dava dışı 479 parsele komşu alanı satmak isterken taşınmazın tamamının davalıya satıldığı dinlenen tanıklardan özellikle …ile …’ın beyanlarından açıkça anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; öncelikle davalıya satılma iradesi bulunmayan kısmın 473 parselden ifrazı ile davacılar ve dava açmayan paydaşların payı gözetilmek suretiyle davacılar adına tescili, ifraz mümkün değil ise davacıların satma iradesi bulunmayan kısmın taşınmazın tamamına oranlanmak suretiyle davacıların taşınmazda paydaş kılınması gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Asıl davada davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.11.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacıların sözleşmenin konusunda hataya düşecekleri tapusuz taşınmazlarının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın tüm paydaşlarının aynı akitle taşınmazı satış suretiyle davalıya devrettikleri, aynı gün dava dışı 479 parsel sayılı taşınmazın da davalıya satıldığı, paraya ihtiyacı olan davacıların taşınmaz bedelini çocuklarını evlendirirken harcadıkları, davacılardan …’in imzası inkar edilmeyen 20.03.2014 tarihli protokol ile 31.07.2014 tarihli taahhütname başlıklı belgeler de değerlendirildiğinde … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin verdiği karar doğrudur. Onanmalıdır. Çoğunluğun kararın bozulması yönündeki kararına katılmıyoruz.