YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2060
KARAR NO : 2020/6143
KARAR TARİHİ : 19.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, Türk Medeni Kanununun 588. maddesine dayalı gaiplik ve gaibin malvarlığının Hazineye intikali isteklerine ilişkin olup, hasım gösterilmeden açılmıştır.
Davacı, 26, 144 ve 145 parsel sayılı taşınmazlarda 1/4’er pay maliki olan Ahmet evlatları …, … ve …’e ulaşılamaması nedeniyle hak ve menfaatlerini korumak üzere … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 09.12.2003 tarih ve 2003/968 esas, 2003/983 karar sayılı ilamı ile kayyım tayin edildiğini, 4721 sayılı TMK’nin 588. maddesinde düzenlenen 10 yıllık sürenin geçtiğini, anılan kişilerin bilinmediği gibi tespit de edilemediğini ileri sürerek, Ahmet evlatları …, … ve …’in gaipliğine ve TMK’nin 588. maddesi uyarınca paylarının Hazine’ye intikaline karar verilmesini istemiştir.
Yargılama sırasında davaya dahil edilen kayyım, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, kayyımın atanması, görev ve sorumluluklarını düzenleyen TMK’nın ilgili hükümleri ile 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun hükümleri dikkate alındığında; ilgililerin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla malvarlığına yönelik bu tür davaların kayyıma yöneltilmesinde zorunluluk vardır.
Somut olayda, davanın hasımsız açılması nedeniyle yargılamanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkilinin sağlanmadığı; davanın Kayyım’a ihbar edilmesinin ya da Kayyım’ın davaya dahil edilmesinin de Kayyım’a taraf sıfatı kazandırmayacağı gözetilerek dava reddedilmelidir. Anılan husus, temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
Hâl böyle olunca, davanın usulden reddine karar verilmesi yerine yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Dahili davalı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.