YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/394
KARAR NO : 2020/5902
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil- tazminat davası sonunda, yerel mahkemece tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin davalı … yönünden kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve katılma yolu ile duruşma istekli olarak davalı … tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.11.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekilleri Avukat …, Avukat… ile temyiz eden davacı vekili Avukat …geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı … vekili gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde haksız fiil nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı, çekişme konusu 1561 parsel sayılı taşınmazın 24/3720 payının miras bırakan babası … Karababa adına kayıtlı iken anılan payın vekili olan davalı kızı … Haslet tarafından vekaleten diğer davalı …’a 14.12.2005 tarihinde satış suretiyle temlik edildiğini, murisin taşınmazdaki payı satmayı düşünmediği gibi vekilin satış bedelini kendi adına aldığını, vekalet yetkisinin kötüye kullanıldığını, ayrıca gabinin koşullarının da oluştuğunu, diğer davalı …’ın da iyi niyetli olmayıp taşınmazdaki payı düşük bedelle satın aldığını, miras bırakanın hukuki ehliyetinin de bulunmadığını ileri sürerek, payı oranında iptal ve tescil olmazsa tazminat isteğinde bulunmuştur.
Davalı …, murisin talebi ile dava konusu taşınmazdaki payını sattığını, vekâlet görevini kötüye kullanmadığını, ayrıca murisin ölene kadar akıl sağlığının yerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, dava konusu payı bedeli karşılığında temellük ettiğini, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar, Dairece son olarak ‘…Hâl böyle olunca, dava tarihi itibariyle 1561 parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilen 24/3720 payının rayiç bedelinin usûlüne uygun şekilde hesaplanması ve davacının miras payı oranında ve dava değeri ile yatırılan tamamlama harcı da gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.’gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin davalı … yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; miras bırakan …’nin 15.11.2001 tarihli vekaletname ile kızı olan davalı …’i vekil tayin ettiği ve anılan vekilin muris …’nin çekişme konusu 1561 parsel sayılı taşınmazdaki 24/3720 payını 14.12.2005 tarihinde diğer davalı …’a satış suretiyle temlik ettiği, murisin 04.07.2006 tarihinde öldüğü ve geriye kızları olan davacı … ile davalı … ve dava dışı İffet …’ın kaldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, vekaleten yapılan satış işlemi nedeniyle satış bedelinin vekil … tarafından davacıya ödenmemiş olduğu, bu itibarla vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle tazminat isteğinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Öte yandan, dosya kapsamından yargılama sırasında davalı … tarafından tevdi mahalli belirlenmek suretiyle 20.03.2017 tarihinde davacı hesabına 90.562,50 TL yatırıldığı anlaşılmakla, bu miktarın kararın infaz aşamasında gözönünde bulundurulması gerektiği de açıktır. Davalı …’nin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.
Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Eldeki dava 14/02/2006 tarihinde 40.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporundan sonra, davacı taraf her ne kadar 18.07.2013 tarihli ıslah dilekçesi adı altında dava değerini 1.615.995,41 TL olarak artırdığını beyan etmişse de, bu beyan aslında harç ikmaline ilişkin olup, teknik manada bir ıslah sayılamaz.
Diğer yandan, vekalet görevinin kötüye kullanılması davaları niteliği itibariyle haksız fiil hükümlerine tabidir. Haksız fiillerde temerrüt, haksız fiilin meydana geldiği tarihte gerçekleşir. Islah edilen kısım için dahi temerrüt, haksız fiil tarihi itibariyle gerçekleşir.
O halde, hükmolunan bedeli bölerek bir kısmına temlik tarihinden bir kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hüküm fıkrasının 3. bendi çıkarılarak yerine; “3- 1.615.995,41 alacağın 14/12/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, yargılama sırasında davalı … tarafından tevdi mahalli belirlenmek suretiyle 20.03.2017 tarihinde davacı hesabına yatırılan 90.562.50 TL’nin infazda nazara alınmasına,” cümlesinin yazılmasına, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekilleri için 2.037.00.’şer TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp verilmesine, alınan peşin harcın … dışındaki temyiz edenlere geri verilmesine, aşağıda yazılı 62.202.25 TL. bakiye onama harcının davalı …’den alınmasına, 11/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.