YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4078
KARAR NO : 2020/5537
KARAR TARİHİ : 28.10.2020
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, mirasbırakanları …’ın mal kaçırmak kastıyla ve muvazaalı olarak 21 parsel sayılı taşınmazını davalı torunu …’a bağış yoluyla, 14 parsel sayılı taşınmazını torunun eşi olan davalı …’e satış yoluyla temlik ettiğini, 193, 1214 ve 1215 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu …’a, 196 ve 1216 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu Hasan’a kadastro tespiti yoluyla intikal ettirdiğini, saklı paylarının da ihlal edildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, olmazsa tenkisini istemişlerdir.Bir kısım davalılar, muvazaa iddiasının doğru olmadığını, taşınmazların büyük bir kısmının mirasbırakanla bir ilgisinin bulunmadığını, mirasbırakanın dava dışı 493 parsel sayılı taşınmazını davacılara verdiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Davalı …’ın yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, “… dava konusu bağış biçiminde temlik edilen 21 nolu parsel ile senetsizden tespit konusu olan 193, 1214, 1215, 196 ve 1216 parseller yönünden 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı, diğer bir deyişle muris muvazaası nedeniyle iptal ve tescile konu olamayacağı ve ancak tenkise tabi tutulabileceği, 14 sayılı parsel açısından ise muvazaa iddiasının irdelenmesi gerekeceği açıktır…O halde, öncelikle 14 sayılı parselin muvazaalı temlik edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması, bunun sonucu olarak terekeye dönüp dönmeyeceğinin gözetilmesi ve ondan sonra belirlenen bu durum itibariyle diğer dava konusu parseller için tenkis hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceğinin saptanması zorunludur….Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda gerek muvazaa, gerekse tenkis yönünden araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar ve ilkeler gözardı edilerek, eksik araştırma sonucu yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece, 14 ile 17 parsel sayılı sayılı taşınmazlar yönünden muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, diğer taşınmazlar yönünden ise davacıların tenkis isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.Karar, davacılar vekili ile davalılar …, … ve … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle hükmüne uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacılar ile davalılar … ve …’ın yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine.Davalı …’in vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince;
Bilindiği üzere, konusu para olan veya parayla değerlendirilmesi mümkün bulunan davalarda vekalet ücreti, nispi tarifeye göre hesaplanır. Öte yandan,Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre; konusu taşınmaz olan tapu iptali ve tescil istekli davalarda,vekalet ücretine esas olan değer, ya dava dilekçesinde gösterilen değer ya da mahkemece keşifte belirlenen ve buna göre eksik harcı tamamlanan değerdir. Eğer, taşınmazın keşif sonucu saptanan değeri üzerinden noksan harç tamamlanmamış ise; vekalet ücreti dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden takdir edilir.
Dava, 06.01.1992 tarihinde, toplam 190.000.000 ETL (190,00 TL) değer gösterilerek açılıp yargılama sırasında harç ikmali yapılmaksızın 04.07.2017 tarihinde karara bağlandığına göre, ret kararı verilen 14 parsel sayılı taşınmaz bakımından, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı … yararına dava dilekçesinde gösterilen ve harçlandırılan değer esas alınarak, A.A.Ü.T’nın 13. maddesine göre maktu vekalet ücretinin altında kalmamak üzere 1.980,00 TL vekalet ücreti takdiri gerekirken; vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir.Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının hüküm kısmına 8. bentten sonra gelmek üzere “Kendisini vekille temsil ettiren davalı … yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine.” şeklindeki 9. bendin eklenmesine, kararın bu hali ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.