Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2018/5384 E. 2020/5452 K. 26.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5384
KARAR NO : 2020/5452
KARAR TARİHİ : 26.10.2020

MAHKEMESİ: … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davalı … yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar …, … ve … vekilinin istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından istinaf talebinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı …, … ve … vekli tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan babaları …’un 552, 657, 706 ve 803 parsel sayılı taşınmazlarını oğlu …’ye temlik ettiğini, …’nin de 657 parsel sayılı taşınmazı oğlu …’e, 706 parsel sayılı taşınmazı oğlu …’e, 552 parsel sayılı taşınmazı da oğlu …’a devrettiğini, mirasbırakanın başka taşınmazı bulunmadığını, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, aşamada dava dilekçelerinde …’den bahsetmelerine rağmen sehven davalı olarak göstermediklerini bildirerek …’yi de davaya dahil etmişlerdir.Davalı … ve …, mirasbırakanın emekli olmak için paraya ihtiyacı olması nedeniyle taşınmazlarını satmak istediğini, 15.000,00 TL’ye taşınmazı oğlu …’ye sattığını, bedelin elden ödendiğini ve mirasbırakanın o parayı kullanarak emekli olduğunu, …’nin de borcunu kapatmak için taşınmazları oğulları … ve …’e devrettiğini, satışların gerçek olduğunu belirterek; davalı …, davaya dahil edilmesinin usule uygun olmadığını, kendisine verilen 2 dönüm yerin cami yapılmak için verildiğini, bunun karşılığında dahi kendisinden demir ve çivi alındığını, babasının emekli olmak için taşınmazlarını kendisine sattığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece, davalı …’e yapılan bir temlik olmaması nedeniyle onun yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar …, c ve c vekilinin istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından istinaf talebinin kabulüne, hükmün kaldırılması ile harç ve vekalet ücreti düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’un 706 parsel sayılı taşınmazını 27.05.2010 tarihinde oğlu…’ye, 803 parsel sayılı taşınmazını 20.12.2010 tarihinde torunu …’ye, 657 parsel sayılı taşınmazını 11.07.2008 tarihinde oğlu …’ye, …’ nin de 12.08.2009 tarihinde kendi oğlu Yücel’e, 552 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını da oğlu …’ye, …’nin de 11.05.2009 tarihinde kendi oğlu …’a temlik ettiği, …’nin 552 parsel sayılı taşınmazdaki diğer ½ payını ise dava dışı …’ten 08.10.1985 tarihinde satın aldığı, bu payın mirasbırakan …’den geçmediği, …’nin 14.02.2013 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi … ile çocukları …, …, … ve …’nin kaldığı anlaşılmaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki; temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanarak davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı gibi dava dilekçesi içeriğinden …’ye yapılan temliklerin de dava konusu yapıldığı anlaşılmakla dahili davalı …’nin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesi uyarınca davaya dahil edilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Davalılar …, … ve …’in bu yönlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.Davalılar …, … ve …’in diğer temyiz itirazlarına gelince;
1) Dava konusu 552 parsel sayılı taşınmazın ½ payının davalı … tarafından dava dışı …’ten satın alındığı ve bu payla birlikte mirasbırakan …den kendisine temlik edilen ½ payı davalı …’ye devrettiği halde dava konusu olmayan …’nin dava dışı üçüncü kişiden aldığı 1/2 payın da kabul kapsamına alınması doğru değildir.
2) Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda dava değeri, çekişme konusu taşınmazların tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların payına isabet eden değer olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesi uyarınca, davada haksız çıkan ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davalıların adlarına kayıtlı taşınmazlar bakımından belirlenen dava değeri üzerinden, harç, yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücretinden ayrı ayrı, aynı muvazaalı işlemin tarafı olan davalıların ise müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Eldeki davada, davacılar tarafından dava konusu 803 parsel sayılı taşınmazdaki yapıların mirasbırakan …tarafından yapıldığının ispat edilemediği dikkate alınarak hükmedilecek harcın, taşınmazların yapısız değerleri toplamı olan 204.100 TL üzerinden davacıların miras paylarına isabet eden (6/16) değer üzerinden hükmedilmesi gerekirken, fazla harca hükmedilmesi ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davalılar için de ayrı ayrı sorumlu oldukları miktarların belirtilmemesi doğru değildir. Ayrıca, mahkemece verilen karara karşı davalılar …, … ve …’ın istinaf kanun yoluna başvurmalarına, davacıların bir istinaf talebi olmamasına ve vekalet ücretinin yapısız değer üzerinden (mahkeme kararında olduğu gibi) hesaplanması gerekmesine rağmen vekalet ücretinin de anılan hususlara dikkat edilmeden fazla hesaplanması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davalılar için de ayrı ayrı sorumlu oldukları miktarlar belirtilmeyerek müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi de isabetsizdir.Hal böyle olunca, 552 parsel sayılı taşınmazla ilgili mirasbırakandan geçen paylar yönünden kabul kararı verilmesi, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davalıların adlarına kayıtlı taşınmazlar bakımından belirlenen dava değeri üzerinden ayrı ayrı, aynı muvazaalı işlemin tarafı olan davalıların ise müteselsilen sorumlu tutulmaları (yasa yollarına başvurmayan davalı … yönünden davacılar lehine kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek) gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.Davalılar …, … ve … vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.