Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2018/5592 E. 2020/5351 K. 22.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5592
KARAR NO : 2020/5351
KARAR TARİHİ : 22.10.2020

MAHKEMESİ: … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı tarafından istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Davacı, davalı şirket tarafından 09.11.2012 tarihinde aleyhine başlatılan icra takibinin usulsüz tebligat yapılmak suretiyle kesinleştirilerek haciz işlemleri yapıldığını, birtakım harici ödemelerin icra borcundan düşülmediğini, dava konusu 1673 parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 no’lu dükkan vasıflı taşınmazda adına kayıtlı 2/5 payın haczedilerek icra dosyasından davalı alacaklıya ihale edildiğini, ihalenin feshi için ayrıca dava açtığını, borç miktarına göre dava konusu taşınmazın satılmasının kötü niyetli olduğunu ve icra dosyasında yapılan usulsüzlükler nedeniyle davalı adına yolsuz tescil oluştuğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı, icra dosyasında davacı borçluya yapılan tebligatların, haciz ve satış işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı şirket yetkilisi olan dava dışı … ‘in 18.03.2015 tarihinde haciz ihbarnamesine itiraz edip bilahare icra dosyasından fotokopi aldığını, haczedilen menkul malın satışı sonucu dosya borcunun kapanmadığını, haczedilen araçların üzerinde ise kendilerinden önce başkaca hacizler bulunduğunu, çekişmeli taşınmazın cebri ihaleyle satışında yasal bir engel bulunmadığını, davacı borçlunun yaptığı ödemelerin icra dosyasına yansıyan miktarda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinde, sübut bulmayan davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, ödenmeyen borç miktarının borçlunun menkul mallarından karşılanması mümkün iken cüzi bir borç miktarı için çekişmeli taşınmazın satışının hakkın kötüye kullanılması ve aşırı yararlanma niteliğinde olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; … 11. İcra Müdürlüğünün 2012/19888 Esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhine fatura alacağına dayalı olarak 09.11.2012 tarihinde 27.533,15 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine taşınır ve taşınmaz hacizleri yapıldığı, davacı/borçlu şirket yetkilisi olduğu anlaşılan dava dışı … ’e 1. haciz ihbarnamesi gönderildiği ve adı geçen şirket yetkilisinin 18.03.2016 tarihli dilekçe ile icra dosyasından fotokopi istediği, alacaklı vekilinin, borçludan haricen 5.000 TL tahsil ettiğini icra dosyasına bildirdiği, 25.09.2014 tarihinde davacının haczedilen bir adet pres makinesine 25.000 TL kıymet taktir edilip satışa çıkarıldığı ve alacağa mahsuben 23.000 TL bedelle 05.02.2015 tarihinde davalı şirkete satışının yapıldığı, icra dosyasında 22.12.2015 tarihinde yapılan borç hesabına göre toplam borcun 42.344,59 TL olup, 5.000 TL’lik ödeme ve menkul satışı nedeniyle dosyaya giren 23.000 TL’nin düşülmesi sonucu bakiye borcun 14.344,59 TL olduğu, menkul satışının alacağı karşılamaya yetmediği, dava konusu 1673 ada 5 parsel sayılı taşınmazda davacı şirket adına kayıtlı iken haczedilen 2/5 payın satışının talep edildiği, çekişmeli paya 458.900 TL kıymet taktir edildiği ve 29.02.2016 tarihinde 237.000 TL bedelle davalı/alacaklı şirkete ihale edildiği, ihalenin 08.03.2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine çekişme konusu 2/5 payın 31.03.2016 tarihinde davalı şirket adına tescil edildiği, çekişme konusu payın satışı sonrasında 26.019,87 TL olarak hesaplanan dosya borcundan harçlar düşüldükten sonra alacaklıya 25.499,47 TL ödendiği, taşınmaz ihalesinin e-ilan yoluyla da ilan edildiği, davacı şirketin … 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/362 Esas 2016/592 Karar sayılı dosyası üzerinden 21.03.2016 tarihinde ihalenin feshi davası açtığı, icra hukuk mahkemesince, ödeme emrinin borçlunun bilinen adresine tebliğ edildiği, satış ilanının bila tebliğ dönmesi üzerine daha önce tebligat yapılan ticaret sicil kaydındaki adresine TK 35. maddesine ve TK 21. maddesine göre tebliğ edildiği, tebligat yapılan adresin ticaret sicildeki adres olmadığına dair bir iddianın bulunmadığı, daha önce tebligat yapılan adreslerin ticaret sicildeki adres olması nedeniyle usulsüzlük bulunmadığı, bu haliyle satış tarihi olan 29.02.2016 tarihi ile şikayet tarihi olan 21.03.2016 tarihi arasında 7 günlük sürenin geçtiği gerekçesiyle 24.05.2016 tarihinde ihalenin feshi davasının süreden reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek 25.05.2017 tarihinde kesinleştiği, davacının, 01.03.2013 tarihli banka dekontuna göre alacaklıya ayrıca 8.000 TL ve haricen 5.000 TL ödeme yaptığını iddia ettiği, eldeki davada davacı şirket defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, davacı şirketin defterlerine yansımamış ödemeler bulunduğunun, banka dekontu ve makbuzlara göre davacının davalıya toplam 13.324,83 TL ödeme yaptığının, icra dosyasına yatan 28.000 TL’lik miktar da dahil edilince davalıya toplam 41.324,83 TL ödeme yapılmış olup, ödemelerin 42.344,59 TL borç miktarından düşülünce bakiye 1.019,76 TL borç kaldığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesinde; “ Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022/1. maddesinde; “ Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.”, 1023. maddesinde; “ Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”, 1024/2. maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur. Somut olaya gelince, çekişme konusu taşınmazın icra dosyasında yapılan ihale sonucu davalı adına tescil edildiği, davacının süresinden sonra açmış olduğu ihalenin feshi davasının ise reddine karar verildiği, bu durumda icra dosyasında yapılan ihalenin ayakta olup geçerliliğini koruduğu, diğer yandan icra dosyasındaki borç miktarının taşınmazın ihaleyle satışında bir etkisinin bulunmadığı, borç miktarı açısından ihale alıcısının kötüniyetinden de söz edilemeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.Davalının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun 371/1-a maddesi gereğince … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.