Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/1631 E. 2020/4980 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1631
KARAR NO : 2020/4980
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİLI

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, dava dışı … ile aralarında harici ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeye göre dava dışı … Yapı Denetim Firmasını kurulacağını ve …’nin kendi şirketi olan dava dışı … Yapı… Limited Şirketinin işlerinin kurulacak şirkete devredileceğini kararlaştırdıklarını, sözleşme kapsamında %50 ortaklık için …’nin sahibi olduğu … Yapı… Şirketinin borçlu olduğu davalıya dava konusu 250 ada 61 parsel 16 ve 17 nolu bağımsız bölümleri temlik ettiğini, …’nin harici ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, davalının da bu durumu bildiğini, bedel ödemediğini, dolandırıldığını ileri sürerek taşınmazların tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilemesini istemiştir.
Davalı, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 250 ada 61 parsel 16 ve 17 nolu bağımsız bölümlerin davacı Eskici Yapı İnşaat … Elektrik Elektronik Pazarlama İthalat İhracat Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi adına kayıtlı iken temsilcisi … tarafından 65.000’er TL bedelle davalı …’a 12.03.2014 tarihinde satış suretiyle temlik edildiği, 27.01.2016 tarihli 5 nolu celsede davacı vekillerinin keşif deliline dayanmadıklarını bildirdikleri sabittir.
Bilindiği üzere, “hile”(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 36/1. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun(BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma(hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir.
Hemen belirtilmelidir ki; keşif kararı, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine veya re’sen alınır. Keşif delili diğer deliller gibi ispat vasıtası olup mutlak delil değildir.
Somut olaya gelince, davacı tarafça keşif deliline dayanmaktan vazgeçilmiş olduğu, ancak diğer delillerden vazgeçilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davacının vazgeçtiği keşif delili dışında bildirdiği tüm deliller toplanmak sureti ile yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, mevcut deliller de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.