Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/2036 E. 2020/5709 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2036
KARAR NO : 2020/5709
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ…:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında birleştirilerek görülen asıl davada vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis, birleştirilen davada vasiyetnamenin tenfizi davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar (birleştirilen davada davalılar) vekili ile vekalet ücretine hasren katılma yoluyla davalılar (birleştirilen davada davacılar) tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
– KARAR –
Asıl dava, vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis, birleştirilen dava vasiyetnamenin tenfizi isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan … …’in maliki olduğu 10379 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ½ payını gayri resmi birliktelik yaşadığı dava dışı …’ya satış suretiyle devrettiğini, kalan ½ payını ise yine dava dışı …’dan olma çocukları davalılara … 1. Noterliğinin 22.08.1984 tarihli vasiyetnamesi ile vasiyet ettiğini, anılan vasiyetname ile saklı paylarının ihlal edildiğini ileri sürerek, vasiyetnamenin iptaline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, kesin hüküm itirazında bulunarak davanın süresinde açılmadığını, vasiyetnamenin usulüne uygun düzenlendiğini, mirasbırakanın başka taşınmazlarının bulunduğunu, davacıların saklı paylarının ihlal edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuşlar, birleştirilen davalarında ise … 1. Noterliğinin 22.08.1984 tarihli vasiyetnamenin tenfizi ile 966 ada 57 (imarla 10379 ada 1) parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesince; “…Somut olayda; asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulmamış, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri ayrı ayrı tayin edilmemiştir (HMK. Md 297). Hal böyle olunca, mahkemece; birleştirilen dava için ayrı hüküm kurularak yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken, bu ilke gözardı edilerek, infazı kabil olmayacak şekilde yukarıdaki gibi hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1928 doğumlu mirasbırakan … …’in 15.06.2006 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı (birleştirilen davada davalı) eşi … ile …’den olma çocukları …. ve … ve dava dışı …’dan olma çocukları davalı (birleştirilen davada davacı) … ile …’nin kaldıkları, … 1. Noterliğinin 22.08.1984 tarih 31082 yevmiyeli vasiyetnamesi ile muris …’nın 966 ada 57 parsel sayılı taşınmazdaki hak ve hisselerinin tamamının davalı (birleştirilen davada davacı) … ve …’ye vasiyet ettiği, davacı Kazım tarafından davalılar … ve … aleyhine … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/400 Esas sayılı dosyası ile açılan vasiyetnamenin iptali davasının reddine karar verilerek anılan kararın temyiz edilmeksizin 21.05.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ve 33. maddelerine göre; olayları bildirmek ve ileri sürmek taraflara, bu kapsamda nitelemeyi yapmak ve belirlenecek hukuki tavsifle ilgili olarak tatbik edilecek kanun hükümlerini tespit ve tayin ederek uygulamak hakime aittir.
Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden asıl dava vasiyetnamenin iptali ve tenkis, birleştirilen dava ise vasiyetnamenin tenfizi isteğine ilişkindir.
Mahkemece asıl dava açısından vasiyetnamenin iptali istemi kesin hüküm gerekçesi ile reddedilmiş, tenkis istemi açısından ise araştırma yapılmakla birlikte olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Birleştirilen davaya gelince vasiyetnamenin tenfizi talebinin kabul edilmesine rağmen iptal tescil bakımından her hangi bir hüküm kurulmamıştır.
Bilindiği üzere; kesin hükmün oluşması için önceki dava ile sonraki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekir.
Ne var ki somut olayda; önceki davada (… 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/400 Esas, 2009/107 Karar) taraf olmayan davacılar da bulunmaktadır. Bu nedenle kesin hükümden bahsedilemeyecektir.
Hal böyle olunca; vasiyetnamenin iptali açısından işin esasına girilerek gerekli inceleme ve araştırma yapılarak vasiyetnamenin iptali isteğinin kabulü halinde tenkis talebinin reddine, vasiyetnamenin iptali isteğinin reddi halinde usulünce tenkis araştırması yapılarak sonucuna göre tenkis isteğinin kabulüne ya da reddine karar verilmesi, birleştirilen davaya gelince asıl davaya konu vasiyetnamenin iptali isteminin reddi halinde vasiyetnamenin tenfizi talebinin kabulü ile tapu iptali ve tescil isteği yönünden hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere hatalı değerlendirme ile 6100 sayılı …nun 297/2. maddesine aykırı şekilde hüküm oluşturulmak suretiyle karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar (birleştirilen davada davalılar) vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.