Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/2670 E. 2021/6879 K. 17.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2670
KARAR NO : 2021/6879
KARAR TARİHİ : 17.11.2021

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-ECRİMİSİL-TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil-ecrimisil-tazminat davası sonunda, Yerel Mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, ecrimisil talebine ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, karşı dava yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde görülmediği gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davalı … vekili ile davalı-karşı davacı … vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı-karşı davacı … tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25/05/2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı (karşı davacı) … vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı vekili Avukat … geldiler. Davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalı … vekili Avukat gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil-ecrimsil-bedel, karşı dava maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacı, Bodrum 4.Noterliğinin 6.7.2012 tarihli – içerisinde satış yetkisi de bulunan- vekaletnamesi ile vekil olarak tayin ettiği davalılardan eşi olan …’ın vekaletnamedeki yetkisini kötüye kullanmak suretiyle, maliki olduğu 155 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 12 nolu bağımsız bölümünü satış yolu ile yakın arkadaşı ve ticari ortağı olan diğer davalı …’e temlik ettiğini, kendisine herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, davalı …’a karşı Almanya’da boşanma davası açtıktan sonra söz konusu satış işleminin gerçekleştirildiğini, ayrıca adına kayıtlı başka taşınmazlarının da davalı eşi tarafından satıldığını, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, tapuya tescil tarihinden itibaren ecrimisil bedelinin her iki davalıdan tahsiline, olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, aşamada ecrimisil talebinden vazgeçtiğini bildirmiştir.
Davalı-karşı davacı …, dava konusu taşınmazı iyiniyetli olarak ve bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, diğer davalıyı daha önce iki kez gördüğünü, aralarında herhangi bir iş veya arkadaşlık ilişkisi olmadığını belirterek, asıl davanın reddini savunmuş, karşı davasında davacının iddiaları ile maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsiline, yine HMK’nın 329.maddesinde hukuki yardım olan avukatı ile yaptıkları avukatlık ücret sözleşmesi gereğince talep hakkı olan avukatlık ücretinin fer’ileriyle birlikte tamamının veya takdir edilecek oranının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı/karşı davalı …’den tahsil edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, işlerinin kötü gitmesi ve Almanya’da maliyeye borçlarının bulunması nedeniyle borçlandıklarını, bu sırada davacı ile ayrı yaşamaya başlayıp daha sonra boşanma aşamasına geldiklerini, dava konusu taşınmazın çok önce satışa çıkarıldığını ancak alıcı bulunamadığını, davalı …’in almak istemesi üzerinde bulunan ipotek bedeli bankaya ödendikten sonra, diğer davalının satış bedelini ödeyerek satın aldığını, alınan bedelin borçların ödenmesinde kullanıldığını, davacının bilgisi dahilinde alınan vekaletname ile satışın yapıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının sübut bulduğu gerekçesi ile tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, ecrimisil talebine ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, karşı dava yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde görülmediği gerekçesi ile davanın reddine, davalı-karşı davacı …’in HMK’nın 329.maddesinin uygulanması talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı istinaf talebinde bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince,davalı … vekili ile davalı-karşı davacı … vekilinin istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının Bodrum 4.Noterliğinin 06.07.2012 tarih ve 23698 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalılardan eşi olan …’i vekil olarak tayin ettiği, davalı …’ın davacının maliki olduğu çekişme konusu 155 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki tip-3 villa vasıflı 12 nolu bağımsız bölümü, davacıya vekaleten 17.11.2014 tarihli satış işlemi ile 1.180.000.00 TL bedelle diğer davalı …’e temlik ettiği, satış tarihinde taşınmaz üzerinde 24.01.2014 tarihinde tesis edilmiş, … lehine 900.000 TL’lik ipotek şerhinin bulunduğu, yine aynı tarihte taşınmaz üzerine … lehine 820.000 TL bedelli (borçlusu davalı … olan) ipotek konulduğu, davacı tarafından dava dışı taşınmazların vekil tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle temlik edildiği iddiasıyla açılan iki adet daha davanın bulunduğu, alınan bilirkişi raporundan taşınmazın temlik tarihindeki değerinin 1.785.000.00 TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390.) maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olaya gelince; tüm dosya kapsamı itibariyle, davalı …’ün satış tarihi olan 17.11.2014 tarihinde …’tan 410.000 TL konut kredisi kullandığı, aynı tarihte “… konut satış bedeli havale bedeli” açıklaması ile davacı …’nin hesabına 406.623.00 TL gönderdiği, yine aynı tarihte davalı … tarafından davalı vekil … hesabına 35.000 Euro ve 265.900 TL’nin “… havale bedeli” açıklaması ile gönderildiği, öte yandan eksikliğin tamamlanması yolu ile getirtilen belgelerden ve …’ın 14.10.2021 havale tarihli yazısından satış tarihinde dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan (davacı … adına kullanılan 450.000 TL konut kredisi için konulan) ipotek borcunun da davalı … tarafından ödenerek kaldırıldığı, bu durumda davalı …’e yapılan satışın gerçek olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki, davalı vekil …’in vekil edene karşı hesap verme borcu çerçevesinde – taşınmaz bedelini davacıya ödediği hususunu kanıtlayamadığı da gözetilerek- taşınmazın bedelinden sorumlu olacağı açıktır.
Hal böyle olunca, davalı … tarafından davacıya yapılan ödemeler ve davacının borcu sebebiyle bankaya yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra kalan miktardan davalı …’ın sorumlu tutulması ve bu miktarın davalı …’dan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalı- karşı davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 3.050.00.-TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17/11/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.