Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/3510 E. 2020/5050 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3510
KARAR NO : 2020/5050
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki davadan dolayı … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 24.05.2018 gün ve 365-184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve mirasçılar adına tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları …’ın 81 ada 257 parsel sayılı taşınmazını dava dışı …’a, onun da mirasbırakanın gelini davalı …’a satışlar yoluyla devrettiklerini, ara malik konumundaki …’ın taşınmaza bir gün dahi zilyed olmadığını, temliklerin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile mirasçıların miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakanın diğer çocuklarına da aynı yerden taşınmaz bağışladığını, ancak davacıların yapılan bağışı kabul etmediklerini, ölünceye kadar mirasbırakanın bakımı ile ilgilendiğini, mirasbırakanın bakım karşılığı dava konusu taşınmazı devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, “… mirasbırakan …’ın 01.08.2011 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacılar…, …bıraktığı veraset ilamıyla sabittir. Hal böyle olunca, davaya katılmayan mirasçıların olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK’nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek esas hakkında hüküm kurulması doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, mirasbırakanın mal kaçırma iradesinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden; … Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.11.2015 tarih ve 2015/116-798 sayılı kararı ile mirasbırakan …’ın terekesine Av. …’nın tereke temsilcisi olarak atandığı, eldeki davaya tereke temsilcisinin 24.05.2018 tarihli hükmün açıklandığı celseye tereke temsilcisi sıfatıyla katıldığı, kararın 28.05.2019 tarihinde tereke temsilcisine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava terekeye iade talepli açılmış olup terekeye temsilci atanmasından sonra tereke ortağının ya da ortaklarının davayı takip yetkisinin ortadan kalkacağı açıktır. Bir başka ifadeyle davayı açan mirasçı ya da mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve buna bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsil eden mümessile geçer.
Somut olayda, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar tereke temsilcisi Av. …’ya tebliğ edilmesine karşın, tereke temsilcisi kararı temyiz etmemiş, ancak karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Oysa; davacı mirasçıların davada takip yetkilerinin kalmaması nedeniyle kararı temyiz etme hakları da bulunmamaktadır.
Bu durumda tereke temsilcisi kararı temyiz etmediğine göre, davada sıfatı kalmayan davacılar vekili tarafından yapılan temyiz itirazının dinlenmesine de olanak bulunmadığından TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE, alınan peşin harcın davacılara geri verilmesine, 14/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.