Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/3668 E. 2020/5198 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3668
KARAR NO : 2020/5198
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan babaları …’nun 40 ada 4 parseldeki 9 nolu bağımsız bölümü oğlu olan davalı vekil … aracılığıyla davalı kızı …’ye satış suretiyle temlik ettiğini, devir tarihinde murisin hukuki ehliyetinin olmadığını, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, olmadığı takdirde 24.000.-TL tazminatın tahsiline karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında davacılar vekili 17.05.2012 tarihli dilekçesiyle ehliyetsizlik iddiasından vazgeçtiklerini bildirmiştir.
Davalılar, mirasbırakanın paraya ihtiyacı olduğundan taşınmazı bedeli karşılığında davalı …’ye sattığını, davalı vekil …’nin mirasbırakanın talimatları doğrultusunda hareket ettiğini ve satış bedelini mirasbırakana verdiğini, ayrıca mirasbırakanın davacı kızlarına da maddi yardımlarda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen ilk karar, Dairece karar düzeltme isteği kabul edilerek, vekaletname ve akit tarihinde mirasbırakanın ehliyetli olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, ehliyetli olduğunun anlaşılması durumunda, diğer hukuki sebepler yönünden gerekli incelemenin yapılması gereğine değinilerek bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, tüm mirasçıların birlikte dava açması ya da terekeye temsilci atanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar Dairece bu kez, davada tüm mirasçıların yer aldığı, bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin yerine getirilmediği, mirasbırakanın hukuki ehliyeti haiz olup olmadığının saptanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mirasbırakanın ehliyetli olduğu, muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece bu kez; “…mirasbırakan tarafından verilen vekaletname ile temlik edilen 9 ve 12 nolu bağımsız bölümlere yönelik açılan davaların ret ile sonuçlandığı ileri sürüldüğünden, söz konusu dava dosyalarının, dosya içerisine alınarak birlikte değerlendirilmesi sonucu mirasbırakanın temliklerde mal kaçırma iradesi taşıyıp taşımadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1924 doğumlu mirasbırakan …’nun 18.09.2004 tarihinde ölümü üzerine geride mirasçı olarak davanın tarafları olan davacı kızları ile davalı oğlu … ve davalı kızı …’nin kaldıkları, mirasbırakan Mustafa’nın 12.02.2001 tarihli vekaletname ile davalı oğlu …’yi vekil tayin ettiği, vekil …’nin de mirasbırakana ait dava konusu 9 nolu bağımsız bölümü 15.10.2001 tarihinde davalı …’ye satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı HMK’nın 190. ve 4721 sayılı TMK’nın 6. maddeleri uyarınca davacı tarafa aittir.
Somut olayda, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı …’nin taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığı, satışın gerçek olduğu, mirasbırakanın ölümü ile mirasçılarına intikal eden birçok taşınmaz bulunduğu, bu durumda HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca temlikin muvazaalı olarak mal kaçırma kastı ile yapıldığı iddiasının davacılar tarafından usulünce kanıtlanamadığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.