Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/3975 E. 2020/5212 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3975
KARAR NO : 2020/5212
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAZMİNAT-TENKİS

Taraflar arasında görülen tazminat, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tazminat, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası …’in 34 TFV 67 ticari taksi plakalı aracını 04/08/1992 tarihinde geçirdiği ağır trafik kazası sonrasında, hasta yatağında eve noter çağırmak suretiyle davalı oğluna satış gibi göstererek devrettiğini, yapılan işlemin bedelsiz olduğunu, diğer mirasçı kardeşlerin hak talebini engellemek için davalı tarafından ticari taksi plakasının birkaç kez kayden el değiştirdiğini, ancak gerçekte plakanın davalı tarafından kullanıldığını, davalının mirasbırakan adına kiracılardan kira bedellerini tahsil ettiği gibi, mirasbırakanın İş Bankasındaki parasını bankamatik kartı ile hiç kimseden izin almaksızın çektiğini ileri sürerek, 34 TFV 67 ticari taksi plakalı aracın muvazaalı satışı ve taksinin kullanımı sebebiyle davalının elde ettiği kazancın miras payı karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 9.000,00-TL’sinin, davalının mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazlardan aldığı kira bedelleri karşılığı miras payına isabet eden meblağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 900,00-TL’sinin, davalının mirasbırakanın banka hesabından çektiği paralar nedeniyle miras payına isabet eden meblağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.00-TL’sinin davalıdan tahsiline olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mirasbırakanın 1992 yılında araç çarpması ile trafik kazası geçirmesi sonucunda çalışamaz hale gelince taksi plakasını satılığa çıkardığını, taksi plakasını bedelini ödeyerek satın aldığını, diğer iddiaların da gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; “…davacı dava dilekçesinde mirasbırakana ait … plaka sayılı aracın muvazaalı satışı ve kullanımı nedeniyle davalının elde ettiği kazancın miras payı oranında tahsilini talep ettiği halde, mahkemece yalnızca anılan aracın kullanımından doğan kazanç hakkında karar verildiği, aracın satışından doğan kazanç talebi yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Değinilen bu hususlar karşısında hükmün HMK’nun 297. maddesine uygun olduğunu söyleyebilme imkanı
yoktur. Hal böyle olunca; davacının dava dilekçesindeki tüm talepleri karşılayacak şekilde bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususları içermeyecek şekilde yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda elde edilen kazancın tahsiline yönelik davanın kısmen kabulüne, mirasbırakanın ölümünden sonra banka hesabından çekilen para ile mirasbırakanın maliki olduğu taşınmazların kira bedellerine yönelik talep bakımından ise ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1933 doğumlu mirasbırakan …’in 19.07.2013 tarihinde ölümü ile mirasçı olarak davacı kızı Şerife ve davalı oğlu Şevki ile dava dışı kızı Huriye’nin kaldıkları, mirasbırakan Ali’nin çekişme konusu 34 TFV 67 sayılı plakasını moturlu aracını kendi üzerinde bırakarak 21.08.1992 tarihinde davalı oğluna satış suretiyle devrettiği, davalı …’nin anılan plaka sayılı ticari aracını 28.07.2003 tarihinde dava dışı Murat Gündoğdu’ya, Murat’ın ise 22.08.2003 tarihinde dava dışı Mustafa Sezer’e, Mustafa’nın da 31.05.2004 tarihinde dava dışı F…’a satış suretiyle devrettiği, davalı …’nin 17.05.2004 tarihinde çekişme konusu olmayan 34 TDB 74 plaka sayılı ticari aracı dava dışı üçüncü kişiden satış suretiyle devraldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, mirasbırakanın üzerinde tapuda kayıtlı olan taşınmazların miras bırakan ya da vekili (temsilcisi) tarafından aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik edilmesi durumunda uygulama olanağı bulur.
İçtihadı birleştirme kararları kapsamları ile sınırlı gerekçeleri ile yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen içtihadı birleştirme kararı uygulanamaz. Ancak, böyle hâllerde genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerekir. Gerçekten, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 19. maddesi hükmünde genel muvazaa düzenlenmiş olup, “…..tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” hükmü getirilmiştir. Mirasçı sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabilir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK’nın 19. maddesinin uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılacağı yasal ve yargısal uygulama gereğidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2009 günlü ve 1999/4-286 esas, 1999/293 karar sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.
Somut olayda ise, yukarıda açıklanan ilke ve olguları kapsar biçimde bir araştırma ve incelemenin yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hâl böyle olunca, davanın konusunu oluşturan 34 TFV 67 plaka sayılı ticari taksi ve ticari plakanın devri yönünden TBK’nın 19. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan muris muvazaası kapsamında değerlendirilme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davalının bu yönüyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.