Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/4022 E. 2020/5199 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4022
KARAR NO : 2020/5199
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda yerel mahkemece, asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, birleştirilen davada davalı … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakan …’in dava dışı dünürü …’ı ara malik kullanmak suretiyle 321 ve 208 parsel sayılı taşınmazlarını asıl davada davalı oğlu …’e, 1582 parsel sayılı taşınmazını asıl davada davalı oğlu …e, 1362 sayılı parsel sayılı taşınmazını da davalı oğlu …’nin bacanağı olan birleştirilen davada davalı …’ a satış suretiyle temlik ettiğini, tüm işlemlerin mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler, aşamada asıl davada davalı … yönünden davadan feragat etmişlerdir.
Asıl davada davalı …, kayıt maliki olmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceği; asıl davada davalı …, dava konusu 1582 parsel sayılı taşınmazın ölünceye kadar bakma akdi ile adına devredildiğini, mirasbırakanın tüm bakım ve gözetiminin kendisi ve eşi tarafından yapıldığını; asıl davada davalı …, dava konusu 321 ve 208 parsel sayılı taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını, temliklerin muvazaalı olmadığını; birleştirilen davada davalı …, dava konusu 1362 parsel sayılı taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını ve devir tarihten itibaren kendisinin tasarrufunda bulunduğunu, taşınmaz üzerine zeytin ağaçları diktiğini, su kuyusu açtığını ve etrafını çitle çevirdiğini, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl davada; davalı … yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, 208 ve 321 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalı … aleyhine açılan davanın kabulüne, 1582 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı … aleyhine açılan davanın reddine; birleştirilen davada dava konusu 1362 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı … aleyhine açılan davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece, “…Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, 321 ve 208 parsel nolu taşınmazları mirasbırakan Kadir tarafından önce davalı …’in dünürü …’e, Sabahattin tarafından da davalı …’e devredilmiş olduğu gözetilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğrudur. Davalı …’in bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle hükmün davalı … yönünden ONANMASINA, davalı …’ın temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, Şaban’ın kendisine dava yöneltilmeden önce davacı tanığı olarak verdiği beyan esas alınarak hüküm kurulduğu ve 1362 parselin kayıt maliki … aleyhine açılan ve birleştirilen dava dosyasında tanık olarak bildirilen …’ın ilgili taşınmaz yönünden bilgisine başvurulmadığı, …’ın ise hiç dinlenilmediği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca; tanıkları dinlenerek taşınmazın temlik tarihinden itibaren kimin tarafından kullanıldığının tespiti, Şaban’ın bildirdiği çitin kimin tarafından çevrildiği, kuyunun kim tarafından açıldığı ve murisin temlikteki kastının ne olduğu açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması, sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davada dava konusu 208, 321 ve 1582 parsel sayılı taşınmazlar yönünden verilen kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davada dava konusu 1362 parsel sayılı taşınmaz yönünden iddianın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm birleştirilen davada davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında izlenmesi gereken yol açıkça gösterilmiş olup, birleşen davada çekişme konusu 1362 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı …’ın dinlenmeyen tanıkları da dinlenerek, taşınmazın temlik tarihinden itibaren kimin kullanımında olduğu ve mirasbırakanın temlikteki amacının açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde dinlenilen taraf tanıklarının beyanlarına itibar edilmeksizin, re’sen seçilen mahalli bilirkişi beyanına üstünlük tanınarak birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 25. maddesinde ”Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.” hükmü yer almaktadır. Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalar niteliği itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi olup, bu ilkenin bir sonucu olarak hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz.
Somut olaya gelince, hükme beyanı esas alınan mahalli bilirkişi taraflarca tanık olarak gösterilmemesine rağmen, mahkemece re’sen mahalli bilirkişi sıfatıyla dinlenilen kişinin beyanlarına itibar edilerek sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, dinlenen tanıkların beyanlarından, satışın gerçek olduğu, temlikten sonra taşınmazın davalı … tarafından kullanıldığı ve taşınmaz üzerine çit çekmek ve zeytin ağacı dikmek suretiyle bir takım yatırımlar yaptığı, davalı …’ın mirasbırakanın oğlu olan Nazmi’nin bacanağı olmasının tek başına muris muvazaasının varlığını göstermeyeceği, temlikin muvazaalı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Birleştirilen davada davalı … vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 19/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.