YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/678
KARAR NO : 2020/5291
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 17.01.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat … ile temyiz edilen vekili Avukat….geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı; 462 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki….’nın gaip olduğunu, Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.04.2007 gün 2007/203-316 E-K sayılı kararıyla İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiğini, tarla vasıflı taşınmazın 803,00 m2’lik kısmını davalıların 3 katlı bina ve bahçe olarak kullanmak suretiyle işgal ettiklerini, ecrimisil ihbarnamesi gönderildiği halde herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 1.1.2003 ila 31.12.2008 tarihleri arası için toplam 42.720-TL ecrimisilin yıllara göre tahakkuk edecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla belirtilen dönemler için toplam 57.948-TL ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu belirtip davanın reddini savunmuş, ıslahla zamanaşımı itirazında bulunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesince; “….karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktarı ile maktu başvuru harcı ödenmedikçe, davaya devam edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler gözardı edilerek, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Buna göre mahkemece yapılacak iş; davacı kayyıma anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır…” gerekçe ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, harç ikmal ettirildikten sonra davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu tarla vasıflı 462 ada 3 parsel sayılı 14.212 m2 yüzölçümlü taşınmazın 6.11.1950 tarihli tesis kadastrosu işlemi ile İzzet Paşa adına kayıtlı olduğu, İstanbul (kapatılan) 24.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/203 E-2007/316 K sayılı ilamı ile içerisinde dava konusu taşınmazın da yer aldığı toplam 5 parça taşınmazın maliki olan İzzet Paşa’ya TMK 427.maddesi gereğince en büyük mal memuru İstanbul Defterdarı Şükrü Dilaver’in kayyum olarak atanmasına karar verildiği, dava konusu taşınmazın tapu kaydında kayyum tayinine ilişkin hususun beyanlar hanesinde şerh verildiği, davalıların kayda dayalı bir haklarının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde 40 kadar kaçak bina ve bahçe bulunduğunun, davalılar tarafından işgal edilen kısmın 450 m2 lik yer olduğunun keşfen sabit olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, davalılardan, Hatice … temyiz aşamasında tapu senedi ibraz etmek suretiyle dava konusu taşınmazda 18.05.2010 tarihinden itibaren zilyetliğinin başladığını belirtmiş ise de; yargılama aşamasında öne sürülmeyen savunmanın (kamu düzeni hariç) kanun yolu aşamasında ileri sürülemeyeceği nazara alındığında davalının bu hususa yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Ne var ki; davanın 29.03.2011 tarihinde açıldığı, davalıların ıslahla zamanaşımı defiinde bulunduğu, bu durumda dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için ecrimisil hesaplanabileceği, davacı tarafından dönemsel faiz istendiğine göre 29.3.2006 tarihinden itibaren 1’er yıllık dönemler ile hesaplanan ecrimisile, -ilk dönem için 29.03.2007 tarihinden itibaren, diğer ecrimisil dönemleri için dönem sonu itibariyle faiz işletilmek suretiyle – karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile takvim yılı itibariyle ecrimisil döneminin belirlenmesi ve buna göre faize hükmedilmesi doğru değildir.
Tarafların bu yöne ilişkin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2016 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraflar vekilleri için 1.480.00 ‘er TL. duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.