YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/807
KARAR NO : 2020/5732
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen kararın taraflarca istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun takdir edilen vekalet ücreti yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne ancak davacı vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 7.912,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan babası …’in 761 ada 6 parseldeki 1 nolu bağımsız bölümü intifa hakkını uhdesinde bırakıp, çıplak mülkiyetini davalı oğlu …’e satış göstermek suretiyle devrettiğini, ancak asıl amacının bağış olduğunu, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mirasbırakanın davacı ve dava dışı diğer kardeşi …’yi kooperatife üye yaparak maddi katkıda bulunduğu için, ayrıca hasta olduğu dönemlerde mirasbırakana gösterdiği özen ve ilgiden dolayı kendisine de dava konusu taşınmazın çıplak mülkiyetini devrettiğini, bu durumun diğer mirasçıların bilgisi dahilinde olduğunu, mirasbırakanın amacının denkleştirme olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma bulunmadığı, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen kararın taraflarca istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun takdir edilen vekalet ücreti yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne ancak davacı vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 7.912,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 1928 doğumlu mirasbırakan …’in 19.02.2014 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı kızı … ile davalı oğlu … ve dava dışı kızları … … ile Itır …’in kaldıkları, mirasbırakanın maliki olduğu 6 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümün intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini 13.03.2009 tarihinde davalı oğlu …’e satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile TMK’nın 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
Somut olayda, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından, temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı konusunda somut bir olgu ortaya konulmamış, mirasbırakanın diğer çocukları ile aralarına bir problem olduğu da bildirilmemiştir. Bununla birlikte, davanın kabulü halinde hak sahibi olacak diğer mirasçı Itır …’in davalı tanığı olarak verdiği beyanından; temlikin mal kaçırmak amacıyla yapılmadığı anlaşılmaktadır. Toplanan tüm deliller yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde mirasbırakanın muvazaalı temlik yaptığı iddiası sübuta ermemiştir.
Hâl böyle olunca, davacının iddialarını HMK’nin 190. ve TMK’nin 6. maddeleri uyarınca ispatlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-c maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.