Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2020/2865 E. 2021/1662 K. 22.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2865
KARAR NO : 2021/1662
KARAR TARİHİ : 22.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, mirasbırakanı …’nın, 1963 parsel sayılı taşınmazını, davalı ikinci eşi …’ya mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak satış yoluyla temlik ettiğini, onun da diğer davalı …’e muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında mirasçılar adına tescilini, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, tapu kayıt maliki olmadığını belirterek hususmet yönünden ve esastan davanın reddini, diğer davalı … ise satışın gerçek olduğu ve bedelini ödeyerek taşınmazı edindiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, mirasbırakan tarafından yapılan temlikin muvazaalı olduğu, davalı …’in muvazaayı bilebilecek durumda olması nedeniyle iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairece; “…Somut olayda, ileri sürülen iddiaları ispata yönelik olarak davacı tarafından somut bir delil gösterilmemiştir. Öte yandan, salt resmi akitteki satış bedelleri ile gerçek değerler arasındaki farkın muvazaanın kanıtı sayılamayacağı, kararlılık gösteren yargı kararları ile benimsenmiştir. Değinilen ilke ve olgular birlikte değerlendirildiğinde, muris …’ın davalı eşine yaptığı temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu yönündeki davacı iddiasının kanıtlanamadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabul edilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının işin esasına ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.
Davacının vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında açılan davalarda dava değerinin, temlik edilen taşınmazda davacıların miras paylarına karşılık gelen değer olduğu gözetilerek, bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen değeri 99.769,68 TL, davacının payına (6/56) düşen taşınmaz değeri ise 10.689,60 TL olup, davalı lehine bu miktar üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesi gözetilerek maktu vekalet ücretinden az olmamak kaydıyla nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde taşınmazın tamamı üzerinden hesaplanan vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün 8 numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “8- Davalı … kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2019 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesi uyarınca belirlenen 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.