YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3465
KARAR NO : 2022/222
KARAR TARİHİ : 13.01.2022
MAHKEMESİ : SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası sonunda Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 07/10/2020 tarihli 2020/694 Esas ve 2020/776 Karar sayılı kararın yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 13/01/2022 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, mirasbırakan babaları …’in 2 parsel sayılı taşınmazının ½ payı ile 7 parsel sayılı taşınmazının tamamını kız çocuklarından mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak davalıların mirasbırakanı olan oğlu …’nin yakın arkadaşı …’e temlik ettiğini, …’in de taşınmazları daha sonra …’ye devrettiğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde, kök mirasbırakan …’in hem borçları olması hem de çocukları kendisi ile ilgilenmediği için anlık kızgınlık ile dava konuşu taşınmazları dava dışı …’e temlik ettiğini, mirasbırakanın devirden elde ettiği bedel ile borçlarını ödediğini, kızlarına yardımda bulunduğunu ve kalanı da bankaya yatırdığını düşündüklerini, kendi mirasbırakanları …’nin ise aile mallarının başkasında olmasını istemediği için … ile anlaşarak taşınmazları satın aldığını, …’nin ekonomik durumunun çok iyi olduğunu, mirasbırakanın dava konusu taşınmazlar dışında 5 parça daha taşınmazı olduğunu, mirasbırakanın kızı … ile birlikte yaşadığını, bu nedenle …’nin mirasbırakana baskı ya da tesirinin söz konusu olmadığını, devrin de mal kaçırma amacıyla yapılmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesince, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davacılar istinaf dilekçelerinde özetle, mirasbırakanın kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla ara malik kullanarak dava konusu taşınmazları oğlu …’ye temlik ettiğini, ara malikin maddi anlamda kazanç elde etme amacında olmayan …’nin yakın arkadaşı olduğunu, 2 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakanının … ile birlikte ölene kadar ikamet ettiğini, …’in veya davalıların mirasbırakanın bu taşınmazı kullanmadıkları gibi kira da talep etmediklerini, davacı …’nin 22 yaşında boşandığından mirasbırakanın ölene kadar onunla yaşadığını ve bakımını yaptığını, bunun için Nüfus Müdürlüğünden kayıtların celp edilmesinin istenildiğini ancak celp edilmediğini, temlik tarihinde murisin ekonomik durumunun iyi olduğunu ve taşınmaz satmasını gerektirir ihtiyacı olmadığını, çocuklarına kızması halinde ise tüm taşınmazlarını satması gerektiğini, mal kaçırma işlemini muris öldükten sonra öğrendiklerini ve o zamandan sonra kardeşleri ile aralarının açık olduğunu, terekede başkaca taşınmazlar olmasının mal kaçırma olmadığı veya paylaştırma yapıldığı şeklinde yorumlanamayacağını, terekede kalan taşınmazların değerlerinin de tespit edilmediğini belirterek, hukuka aykırı ilamının ortadan kaldırılmasına ve yargılamanın duruşmalı yapılmasına karar verilmesini istemişlerdir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 07/10/2020 tarihli, 2020/694 Esas ve 2020/776 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın …’nin hilesine yönelik bir iddiasının bulunmadığı, yapılan devirlerin mal kaçırma amacı ile muvazaalı olarak yapıldığı hususunun davacı tarafça usulünce kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle, istinaf dilekçelerindeki hususlarla beraber Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde …’ye yöneltilen hile bulanmadığının belirtildiğini, en başından beri temliklerin … yararına yapıldığını belirttiklerini, bu gerekçenin dosyanın iyi incelenmediğini gösterdiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin taleplerine rağmen duruşma açmadan yargılama yaptığını, nüfus ve ikamet kayıtlarının celp edilmesine ilişkin taleplerini dikkate almadığını, çocuklarına kızmış olsa dahi başka pek çok taşınmazı varken oturduğu evi satmasının mantıklı olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını belirtmesine rağmen başvurularını esastan reddettiğini, babaları ile hiç bir husumetleri olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunu’nun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
3.2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinin birinci fıkrası ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmünü düzenlemiştir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yukarıda (3.2) no.lu paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre (IV.3.) no.lu paragrafta belirtilen şekilde kararı verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalılar vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı 26,30 TL bakiye onama harcının davacılardan alınmasına, 13/01/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.