YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10057
KARAR NO : 2022/1849
KARAR TARİHİ : 07.03.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TENKİS
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesince verilen tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tenkis talebinin kabulüne ilişkin kararın, taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan inceleme sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; 6100 s. HMK’nın 353/1-b. 2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, yeniden hüküm tesisine dair verilen karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan babasının 4 parsel sayılı taşınmazını kayıtsız şartsız ve bedelsiz olarak bağış işlemi ile davalı üzerine geçirdiğini, murisin o tarihlerde fiil ehliyeti bulunmadığından bu işlemin geçersiz olduğunu, anılan temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, murisin ölümüne kadar akıl ve ruh sağlığı yerinde olarak yaşadığını, fiziki rahatsızlığı olmasının bu durumu etkilemediğini, dava konusu taşınmazın davalıya hibe edilmesinin muris tarafından teklif edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/11/2020 tarihli ve 2020/171 E., 2020/266 K. sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi’nin 16/10/2017 tarihli ve 4612 sayılı kararı ile muris …’ın akit tarihi itibariyle hukuki ehliyete haiz olduğu, 4 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan tarafından geçerli işlem olan bağış yoluyla davalıya temlik edildiği, bu taşınmaz bakımından 01.04.1974 tarih, ½ sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davacının ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, murisin ölüm tarihindeki temlike konu tereke değerinin 332.749,40 TL, temlik dışı tereke değerinin 17.749,40 TL olduğu, murisin
mal varlığı ile orantılı olmayacak bir şekilde davalıya bağış tasarrufunda bulunduğu, kaldı ki murisin davalıya bağışını haklı gösterir nedenlerin ve bunu ispatlar delillerin de dosya kapsamına sunulmadığı, murisin davacı kızından mal kaçırmak kastı ile dava konusu bağış işlemini yaptığı gerekçesiyle tenkis talebinin kabulü ile, TMK’nın 564/2. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak, 131.037,98 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
2.1. Davacı vekili, katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunda; bağış işleminin iptali yönündeki talebin kabulü gerektiğini, sabit tenkis oranının hatalı olduğunu, yasal pay olan 1/4 oranının kullanılması gerektiğini, faiz talebinin de kabulü gerektiğini belirterek, kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.2. Davalı vekili, tenkis talebinin zamanaşımına uğradığını, tenkis tutarının yüksek belirlendiğini belirterek, kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 14/09/2021 tarihli ve 2021/447 E., 2021/1302 K. sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamından, ehliyetsizlik iddiası yönünden yapılan incelemede murisin akit tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun belirlendiği, murisin davaya konu taşınmazı davalıya bağışladığı, dolayısıyla görünürdeki işlem ile gerçek iradesine uygun olduğu bu nedenle muris muvazaasının olayda uygulama yeri olmadığı, koşulları oluştuğunda tenkis yoluna gidilebileceği mahkemece verilen tenkis kararının yerinde olduğu ancak davacının ıslah ile faiz talep ettiği gözetilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun faiz talebi yönünden kabulü ile 6100 s. HMK’nın 353/1-b. 2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilerek yeniden karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
2.1. Davacı vekili, istinaf talepli dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.2. Davalı vekili, istinaf talepli dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik, muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. TMK’nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. Bu ilke 11.06.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir.
Ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesinden rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen TMK’nın 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.
3.2.2. Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
3.2.3. Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; “Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237 ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2) numaralı paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının davacıdan, 6.654,10 TL bakiye onama harcının davalıdan alınmasına, 07/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.