Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10058 E. 2021/8140 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10058
KARAR NO : 2021/8140
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı …, asıl davada; büyük oğlu davalı …’in kendisine çok yakın davranması ve ömür boyu bakıp gözeteceği, kardeşleri ile ilgileneceği şeklindeki telkinleriyle maliki olduğu … ada … sayılı parseldeki 35/120 paylı depolu dükkanını ( … ve … no’lu bağımsız bölümler ) 15.08.1995 tarihinde intifa hakkını üzerinde tutarak çıplak mülkiyetini bedelsiz olarak davalıya devrettiğini, devir işlemini yıllarca diğer çocuklarından gizlediğini, ancak zaman içerisinde davalı oğlunun soğuk ve ilgisiz davranmaya başladığını, saygısızca davranışlarda bulunduğunu, çekişmeli taşınmazı alabilmek için davalının kendisini kandırdığını ileri sürerek, dava konusu … ve … no’lu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiş, yargılama sırasında ölümü üzerine davaya mirasçıları …, …, … ve … tarafından devam olunmuştur.
Davacı …, birleştirilen davada; mirasbırakanı …’ın … ada … sayılı parseldeki 35/120 arsa paylı … ve … no’lu bağımsız bölümlerini davalı oğlu …’a satış suretiyle temlik ettiğini, yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, mümkün olmazsa tenkisini istemiştir.
Davalı, asıl ve birleştirilen davaya yönelik; mirasbırakanın paraya ihtiyacı olması nedeniyle çekişmeli taşınmazları satmak istemesi üzerine bedeli karşılığında çıplak mülkiyetlerini satın aldığını, intifa haklarını mirasbırakan üzerinde bırakarak ömür boyu elde edeceği gelir ile geçinmesini temin etmeye çalıştığını, iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, kardeşleri ile sorun yaşaması üzerine davaların açıldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun kanıtlandığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların davacılar …, … ve … yönünden kabulüne ilişkin verilen karar Dairece; “Dosya kapsamındaki deliller, temlikin tarihi ve taraflar arasında süre gelen olaylar ile davacı …’nin 19.07.2004 tarihinde davalının oğlu …’ı şikayeti sırasında başvurulan beyanı birlikte değerlendirildiğinde, hile iddiasına dayalı asıl davanın yukarıda yer verilen maddede düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşılmıştır. O halde, asıl davanın anılan gerekçe ile reddi gerekirken gerekçe kısmında hile iddiasının kanıtlanamadığı belirtildikten sonra hüküm kısmında gerekçe ile çelişki oluşturularak kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Birleştirilen davaya gelince; Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, mirasbırakan …’nin dava konusu taşınmazları mirastan mal kaçırma amaçlı, muvazaalı ve bedelsiz olarak temlik ettiği saptanmak suretiyle birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; birleştirilen dava davacısı … miras payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Ne var ki mahkemece, talebi aşar şekilde birleştirilen davada diğer mirasçılar … ve … adına da tescil hükmü kurulmuştur. Hâl böyle olunca, asıl davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, birleştirilen davada ise; davacı …’ın miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, asıl dava davacılarından … vekili ve asıl ve birleştirilen davada davalı … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş, asıl dava davacılarından …’ın temyiz harcını yatırmaması nedeniyle 10.09.2021 tarihli ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verilmiş, ek kararın temyiz edilmemesi üzerine asıl ve birleştirilen davada davalı …’ın temyiz itirazları incelenmekle, Tetkik Hâkimi …’un raporu okundu, Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Asıl dava, hile ( aldatma ) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ise, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalının işin esasına yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine.
Davalı … vekilinin vekalet ücreti ve harca yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nun 323. maddesinde yargılama giderlerinin kapsamı düzenlendikten sonra, 326. maddesinde ‘’Yargılama giderlerinden sorumluluk ‘’ başlığı altında aynen; ‘’ (1) Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. … ‘’ ve 327/1. maddesinde; ‘’ Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir. ‘’ düzenlemelerine yer verilmiştir.
Öte yandan, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı davalarda dava değeri, taşınmaz ya da taşınmazların tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet eden değer olup, bu değer üzerinden yargılama gideri ve harca hükmedilmesi gerekir.Taşınmazlarla ilgili davalarda vekalet ücretine esas olan değer ya dava dilekçesinde gösterilen değer veya mahkemece keşifte belirlenen ve buna göre eksik harcı tamamlanan değerdir.Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre de, taşınmazın keşif sonucu belirlenen değeri üzerinden eksik harç tamamlanmamış ise, davacı taraf için vekalet ücreti dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden takdir edilir.
Somut olayda, asıl dava redle sonuçlandığına göre, dava konusu … ve … nolu bağımsız bölümlerin asıl dava tarihi itibariyle çıplak mülkiyet değerleri toplamı olan 70.000,00 TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinden asıl davada haksız çıkan davacıların sorumlu tutulması, bu miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 210.000,00 TL değer üzerinden belirlenen vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması doğru değildir. Öte yandan, birleştirilen dava 30.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış, yapılan keşif sonucunda dava konusu … ve … nolu bağımsız bölümlerin dava tarihindeki toplam değerleri 240.000,00 TL olarak tespit edilmiş, davacının miras payına isabet eden değer ise 48.000,00 TL olup, mahkemece yargılama aşamasında 45.652,17 TL değer üzerinden harç tamamlanarak yargılamaya devam edilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, harcın davacının miras payına isabet eden 48.000,00 TL üzerinden, vekalet ücretinin ise harçlandırılan 45.652,17 TL üzerinden hükmedilmesi gerekirken, taşınmazların tamamının toplam değerleri üzerinden fazla harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden;
1-Hükmün 3. bendinin çıkarılarak, yerine “Asıl davada davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre hesaplanan 9.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine”cümlesinin yazılmasına,
2- Hükmün 6. bendinde yer alan “25.250,00 TL” ibaresinin hüküm yerinden çıkarılarak, yerine; “6.734,78 TL “ ibaresinin yazılmasına,
3- Hükmün 8. bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine; “Birleştirilen davada alınması gereken 3.278,88 TL karar ilâm harcından, 405,00 TL peşin harç ve 267,30 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 672,30 TL’nin mahsubu ile kalan 2.606,58 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, (önceki ilam gereğince yazılan harç tahsil edilmediyse harç tahsil müzekkeresinin mahkememize iadesine)” cümlesinin yazılmasına, asıl ve birleştirilen davada davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.