Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10176 E. 2022/1186 K. 15.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10176
KARAR NO : 2022/1186
KARAR TARİHİ : 15.02.2022

MAHKEMESİ : SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası sonunda Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01/07/2019 tarihli 2018/3 Esas, 2019/261 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesinin 2021/972 E., 2021/1189 K. sayı ve 29.09.2021 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun kabulüne, Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 01/07/2019 tarihli kararın kaldırılması ile davanın reddine ilişkin verilen karar üzerine Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına dair verilen karara, Bölge Adliye Mahkemesince uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne ilişkin verilen karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları …’ın 1356 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak dava dışı kızı …’in eşi davalı damadı …’e satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, satışın gerçek olduğunu, mirasbırakanın satma ihtiyacının olduğunu, kendisinin de alım gücünün bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01/07/2019 tarihli ve 2018/3 E., 2019/261K., sayılı kararıyla; devrin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığı iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Mirasbırakanın mirasçısı olmadığını, bu nedenle mirasbırakan tarafından mirasçısı olmayan kişi lehine devir yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bedelin düşük olmasının muvazaanın ispatı açısından yeterli bir neden olmadığını, mirasbırakının temlik tarihi itibariyle taşınmazını satmak zorunda kaldığını ve kendisinin de bu taşınmazı alabilecek durumda olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 04/12/2019 tarihli ve 2019/711 Esas, 2019/1083 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın aynı zamanda diğer mirasçı çocukları ile arasında herhangi bir husumetinin bulunmadığı ve mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirecek bir nedenin bulunmadığı, yeminli tanıklardan bir kısmının mirasbırakanın dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan evin elektrik ve su aboneliklerini açtırabilmesi için davalıya devrettiklerini beyan ettikleri, mirasbırakanın diğer çocuklarından mal kaçırmasını gerektirir maddi bir olgunun ortaya konulamadığı gerekçesiyle HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesine ait hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 29/03/2021 tarihli ve 2020/183 E., 2021/1832 K. sayılı kararıyla; “Somut olayda; tanık beyanlarından, mirasbırakanın dava konusu taşınmazı muvazaalı olarak davalıya temlik etmek için üzerine ev yapmasına izin verdiği, bu eve elektrik ve su aboneliği alınacağı zaman da satış suretiyle temlik ettiği, mirasbırakanın iradesinin mirastan mal kaçırmak olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 29/09/2021 tarihli ve 2021/972 E., 2021/1189 K. sayılı kararıyla; bozma ilamında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaa olarak yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili, tanık listesinde yer alan bir kısım tanıkların dinlenilmeden hüküm kurulduğunu, Mahkemece hiç bir gerekçe belirtilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olarak düzenlendiğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
6.3. Değerlendirme
(V/2. ) no.lu paragrafda yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 16.875,99 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.