Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10195 E. 2022/4050 K. 23.05.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10195
KARAR NO : 2022/4050
KARAR TARİHİ : 23.05.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUKDAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davaların kabulüne dair verilen kararın asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine dair verilen karar asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 23/05/2022 Pazartesi günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacılar ve birleştirilen 2015/386 Esas sayılı davada davacı; ortak mirasbırakanları …’nın 865 ada 132 parseldeki 9 nolu bağımsız bölümü davalı kızı …’ya, adı geçenin de davalı …’a satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, olmazsa tenkisini istemişlerdir.
Birleştirilen 2018/81 Esas sayılı davada davacılar; asıl ve birleşen davada dava konusu 9 numaralı bağımsız bölümün … tarafından muvazaalı olarak davalı …’e devredildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen 2015/386 E. sayılı davada davalı …; dava konusu taşınmazı bir kooperatiften 2004 yılında bedelini ödeyerek satın aldığını, taşınmazın gerçekte kendisine ait olduğunu, ancak dava dışı kardeşi ile aralarında görülen alacak davası nedeni ile davayı kaybedeceği endişesiyle çekişmeli taşınmaz da dahil olmak üzere tüm malvarlığını mirasbırakan babasının üzerine tescil ettirdiğini, babasının yaşı gereği işlemleri yapamadığından taşınmazı davalı …’ya devrettiğini, daha sonra adı geçenden taşınmazı devraldığını, ayrıca mirasbırakan babasına uzunca bir süre baktığını, hastane ve ilaç giderlerini karşıladığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, toplanan tüm delillerden, mirasbırakanın maddi durumunun iyi olduğu, davalı …’in eşinin iflas ettiği ve taşınmazı satın alacak maddi gücünün bulunmadığı, asıl dava açıldıktan sonra taşınmazın daha önceden tanıdıkları davalı …’e devredildiği, taşınmazın rayiç değeri ile satış bedeli arasında fahiş fark bulunduğu, davalı …’nın inanç sözleşmesine dayalı savunmasını ispatlayamadığı, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili; davalı …’un sunduğu delillerin toplanmadığını, bilirkişi raporu ile dosyada bulunan diğer iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, davaya konu taşınmazın gerçek değeri üzerinden satın alan 3.kişi ile diğer davalı …’ün neden iyiniyetli olmadığının tartışılmadığını, mahkemece inançlı işlemin yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini belirterek ispat yükünü davalıya yüklendiğini, oysa ki muvazaa iddiası ve ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, taşınmazın davalı …’ın 2004 yılında Büyükçekmece Tarım Kredi Kooperatifinden bizzat ihaleye girerek 90.500.000.000 ETL bedelle satın aldığını, bu bedeli 29.11.2004 tarihinde kooperatifin Ziraat Bankası hesabına yatırarak satın alma işlemini tamamladığını, satın alma işleminden sonra 03.12.2004 tarihinde tapuda adına tescil edildiğini, davalı …’nın, kooperatifin ihalesine katılmak için gereken bedeli ise Kars ili, Bülbül Mahallesinde 09.09.2003 tarihinde satmış olduğu gayrimenkulden elde ettiğini, ayrıca gayrimenkulden elde ettiği gelir dışında müvekkilinin kapatılan Türk Ticaret Bankası A.Ş. Avcılar Şubesinde 1972-1992 yılları arasında üst düzey görevlerde bulunduğunu, müdür sıfatıyla emekli olduğunu, emekliliğinden sonra da kendi adına iş yerlerini açtığını, davalı … ile dava dışı kardeşi … arasında görülen İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/290 Esas nolu alacak davası sebebiyle davayı kaybedeceği endişesiyle üzerindeki tüm mal varlığını babasının üzerine geçirmek zorunda kaldığını, aslında taşınmazın en başından beri müvekkiline ait olduğunu, ayrıca davalı …’ın mirasbırakana uzunca bir süre evinde baktığını belirterek, kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 07/07/2021 tarihli ve 2020/506 E. 2021/1030 K. sayılı kararıyla; davalı …’nın dava dışı kardeşi … arasında görülen alacak davası sebebiyle malvarlığını mirasbırakan babası İskender’in üzerine geçirmek zorunda kaldığı, gerçekte taşınmazın davalı …’ya ait olduğu, anılan dava sonuçlandıktan sonra taşınmazları geri devraldığı savunmasının tüm dosya kapsamıyla sabit olduğu, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.2 maddesi gereğince hüküm ortadan kaldırılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın gerçek sahibinin davalı … olduğu hususunun dosya kapsamında sabit olduğu belirtilmişse de bu hususu kanıtlayacak dosyada hiçbir delil bulunmadığını, davalı … dava dışı kardeşiyle aralarında görülen alacak davası nedeniyle mal kaçırdığını savunuyorsa İstanbul/Avcılar’daki taşınmazlarını neden mirasbırakana devretmediğini, mirasbırakan emanetçi ise taşınmazları intifa hakkı uhdesinde kalmak şartıyla davalıya devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanıkların neredeyse tamamının taşınmazı mirasbırakana ait olduğunu bildiklerini beyan ettiğini, mirasbırakan madem emanetçi ise dava konusu taşınmaz da dahil olmak üzere tüm malvarlığını davalıya vasiyet etmesinin de yine bir çelişki oluşturduğunu, davalı …’nın inançlı işlem savunmasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, davalılar … ve …’in hileli işlemleri meslek haline getirdiklerini, tarafları aynı olan ve davalıların hileli işlemlerle mal kaçırma şekilleri ve savunmaları aynı olan Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada lehlerine karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleştirilen davalar, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği belirtilmiştir.
3.2.2. 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükümlerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın (IV./3.) numaralı bendinde yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle muvazaa iddiasının TMK’nın 6. ve HMK’nın 190. maddesi uyarınca ispatlanamadığı gözetilerek; yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davalarda davacılardan ayrı ayrı alınmasına, 23/05/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.