YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1537
KARAR NO : 2021/6920
KARAR TARİHİ : 18.11.2021
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilinin istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddedine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat, bunun da mümkün olmaması halinde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası …’nin maliki olduğu 126, 69, 94, 3641, 4779, 4102, 3334, 170, 68, 1484, 2906, 4100, 3230, 7522 ve 7523 parsel sayılı taşınmazlarını ara malik kullanmak suretiyle davalı eşi … ile diğer davalıların mirasbırakanı … …’ye (mirasbırakanın oğlu ) satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, mümkün olmazsa bedelin yasal faiziyle tahsiline, bunun da mümkün olmaması halinde tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, mirasbırakan …’ın, davacı …’ın eşine kefil olması nedeniyle temlik öncesinde borca battığını, bu nedenle dava konusu taşınmazları bedeli karşılığında dava dışı … …’a sattığını, daha sonra taşınmazları …’dan bedeli karşılığında kendilerinin satın aldığını, temliklerin muvazaalı olmadığını bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilinin istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddedilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, mirasbırakan tarafından yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Ne var ki, hükmün kuruluşu yönünden aynı isabetin sağlandığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 297/2. fıkrasında; ‘’ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. ‘’ düzenlemesine yer verilmiştir.
Getirtilen kayıtlardan, mirasbırakan …’ın 24/03/2017 tarihinde ölümü üzerine geriye mirasçı olarak davacı kızı …’ı, davalı eşi …’ı ve ölen oğlu …’dan dolayı davalılar gelini … ile torunları … ve …’i bıraktığı, mirasbırakanın dava konusu 15 parça taşınmaz ile dava dışı 2 parça taşınmazını 23/03/1992 ve 24/03/1992 tarihlerinde dava dışı … …’a ( … …’nin kayınbabası ) satış suretiyle devrettiği, …’ın 10 parça taşınmazı bir kısım davalıların mirasbırakanı … …’ye 21/09/1992 ve 08/04/1997 tarihlerinde, kalan 7 parça taşınmazı da davalı …’ye 08/04/1997 tarihinde satış göstererek temlik ettiği, davalı …’ın dava konusu 1484 ve 3230 sayılı parselleri değişik tarihlerde üçüncü kişilere sattığı, 68 sayılı parselin ise DSİ tarafından kamulaştırıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece kurulan hükme gelindiğinde, üç yönden hata yapıldığı tespit edilmiştir. Şöyle ki;
1- Satış veya kamulaştırma ile 3. kişilerin mülkiyetine geçen dava konusu 1484 ve 3230 sayılı parsellerin tazminat bedelinden davalı …’ın, 68 sayılı parselin tazminat bedelinden ise diğer davalıların sorumlu tutulması gerekirken, üç taşınmaz için toplam 30.241,11 TL tazminatın tüm davalılardan tahsiline karar verilmesi hatalıdır.
2- Dava konusu 126, 69, 94, 3641, 4779, 4102 ve 3334 parsel sayılı taşınmazların … … adına kayıtlı iken, 07/09/2001 tarihinde davalı eşi … ile davalı çocukları … ve …’a intikal ettiği, intikal eden payların eş ve çocuklar için farklılık gösterdiği açık iken, her birinden eşit oranda olacak şekilde pay iptaline karar verilmesi ile davalılar arasında pay dengesizliği yaratılması doğru değildir.
3- Dava konusu 68 sayılı parselin DSİ tarafından kamulaştırıldığı, taşınmaz mülkiyetinin bedele dönüştüğü, o halde kamulaştırma bedeli üzerinden davacının miras payına isabet edecek bedele hükmedilmesi gerekirken, anılan taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden sonuca gidilmesi de yerinde görülmemiştir.
Hal böyle olunca, 6100 sayılı Kanun’un 297/2. fıkrası gereğince, yukarıda ( 1 ), ( 2 ) ve ( 3 ) no’lu bentlerde açıklanan hususlar gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Uzunköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18/11/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.