YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2224
KARAR NO : 2022/955
KARAR TARİHİ : 10.02.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – TAZMİNAT
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat davası sonunda Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16/07/2020 tarihli ve 2015/186 Esas, 2020/209 Karar sayılı karar; davacı vekili ve davalı … tarafından süresinde, davalı … vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 10/02/2022 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ……, davalı … ve davalı … vekili Avukat …… geldiler. Davetiye tebliğine rağmen dahili davalı … vekili gelmedi.Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, maliki olduğu 1829 ada 6 parsel sayılı taşınmazın satılması için davalılardan …’a vekaletname verdiğini ancak davalının haber vermeden ve onayını almadan 130.000-TL bedelle taşınmazı değerinin çok altında diğer davalı …’ya temlik ettiğini, taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 400.000-450.000 TL civarında olduğunu, herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ederek kendisini zararlandırdıklarını ileri sürerek, şimdilik 130.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 130.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini istemiş, yargılama sırasında, davalı …’in çekişmeli taşınmazı …’ya devretmesi üzerine HMK’nın 125. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil talebini yeni malike yöneltmiştir.
II. CEVAP
Davalı …, dava konusu taşınmazın satış işlemlerini şeklen vekaleten gerçekleştirmiş gibi görünse de taşınmazın gerçek sahibinin kendisi olduğunu, sahibi bulunduğu şirkete ait 208 parsel sayılı taşınmazı davacı şirket ortağı ve temsilcisi …’e devrettiğini, davacı şirket tarafından da anılan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın takas edildiğini, üzerine de davacı tarafından 65.000,00 TL tutarlı çek verildiğini, dava konusu taşınmazı maddi sorunlar nedeni ile üzerine alamadığından, anılan taşınmaz için satış yetkisi içeren vekaletname aldığını, daha sonra da taşınmazı diğer davalı …’e sattığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, taşınmazı iyi niyetle satın aldığını, satış bedelini satış sırasında nakit olarak davalı …’a ödediğini beyan ederek, davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı …, ailesinin ve akrabalarının tatil ihtiyacını karşılaması amacıyla dava konusu taşınmazı satın aldığını, taşınmazı satın aldığında tapu kaydında herhangi bir şerh bulunmadığını, iyi niyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı …’a verilen vekaletnamenin resmi şekilde Noterde düzenlendiği, davalı …’un temsilcisi olduğu şirkete ait taşınmazın da tapuda resmi satış senediyle …’e devredildiği, davacı şirkete devredilen bir taşınmazın bulunmadığı, taşınmazın …’in kendi şahsı adına kayıt edildiği, davacı şirketin taşınmazı satılmış olmasına rağmen ve davalı …’un savunduğu gibi takas ile davacı şirkete devredilmiş bir taşınmazı olmadığı, davalı …’un savunmasını yazılı delil ile ispat edebileceği, bu davalının yemin teklif de etmediği, bu nedenle davacı şirket ile davalı … arasındaki vekalet akdinin aksinin ispat edilemediği, vekalet sözleşmesi gereği almış olduğu satış bedelinin davacıya ödenmesi gerektiği, davalı …’in vekalet aktine göre üçüncü kişi konumunda olduğu, dava konusu taşınmazı geçerli olan resmi vekaletnameye dayalı olarak satın aldığı, satış tarihi itibariyle davalı …’in iyi niyetli olduğu, satış bedelinin ödenmediği hususunun davalı …’un kabulünde bulunduğu, somut olayda tüzel kişilik perdesinin kalkması teorisinin uygulanma yerinin ve şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın tapu iptali ve tescil isteminin ve davalı …’ya yönelik davanın reddine, davalı …’a yönelik davanın ise kabulü ile 130.000,00 TL bedelin davalı …’tan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01/04/2014 tarihli ve 2012/16749 E., 2014/6377 K. sayılı kararıyla; “Somut olaya gelince; davacı şirketin maliki olduğu dava konusu taşınmazın satılması için davalı …’a 30.10.2008 tarihli vekaletname verdiği, bu davalının taşınmazı 12.11.2008 tarihinde değerinin çok altında 130.000 TL bedelle diğer davalıya sattığı, taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin bilirkişi marifetiyle 350.000 TL olarak belirlendiği dosya kapsamı ile sabit olup, Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil istemi yazılı gerekçelerle reddedilmiştir. Bu durumda, Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil isteminin ve davalıların hukuki durumlarının yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tapu iptali ve tescil istemi yönünden eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuş; davalılar vekillerinin karar düzeltme istemi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/02/2015 tarihli ve 2014/12335 E., 2015/2199 K. sayılı kararıyla reddedilmiştir.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 16.07.2020 tarihli ve 2015/186 E. 2020/209 sayılı kararıyla; vekil davalı …’un vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etmediği,taşınmaz bedelini vekil eden davacıya teslim etmediği, taşınmazı devralan davalı …’nun ise vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilebilecek durumda olduğu dosya kapsamı ile sabit ise de yargılama aşamasında dava konusu taşınmazı devrettiği, yeni malik dahili davalı …’nın ise kötü niyetle ve diğer davalılar ile işbirliği içinde taşınmazı devraldığının ispat edilemediği, davacının 6100 sayılı HMK’nın 125. maddesi gereğince seçimlik hakkını yeni kayıt malikine karşı iptal tescil isteği olarak devam etmesi, yeni kayıt maliki …’nın da kötü niyetli olup ve diğer davalılarla işbirliği içerisinde hareket ettiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, tapu iptali ve tescil talebinin reddine, vekalet görevini kötüye kullanan ve taşınmaz bedelini davacıya teslim etmeyen davalı … yönünden alacak isteminin kabulüne, 130.000,00 TL’nin davalı …’tan tahsiline, yargılama giderlerinden ise yargılama aşamasında dava konusu taşınmazı devreden davalı … ile davalı …’un sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
5.1. Davacı vekili, temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirketin üç ortaklı olup, ortaklarından birinin …, diğer iki ortağın ise … olduğunu, diğer iki ortak yurt dışında yaşadığından şirket işlerinin aksamaması için tüm ortaklara temsil yetkisi ve taşınmaz alım-satım yetkisi verildiğini, şirket yetkilisi …’in şirkete ait dava konusu 6 parsel sayılı taşınmazı satmak üzere davalı …’a satış yetkisi içeren vekaletname verdiğini, 08.02.2010 tarihli karar ile Burcu Umay ve …’in imza yetkisinin kaldırıldığını, davalı …’un şirket yetkilisi …’ten aldığı vekaletname ile şirkete ait 6 parsel sayılı taşınmazı 130.000,00 TL bedelle …’ya sattığını ve satış bedelini aldığını beyan ettiğini, taşınmaz üzerine Mahkemece konan tedbir kalkınca davalı …’in taşınmazı dahili davalı …’ya devrettiğini, bunun üzerine HMK’nın 125. maddesi gereğince yeni malike karşı tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulduğunu, dahili davalı …’in kötü niyetli olduğunu, yargılama devam ederken taşınmazı satın aldığını, taşınmazın … tarafından muvazaalı olarak Ergin’e devredildiğinin çok açık olduğunu, bu nedenle iptal ve tescil isteklerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca, Mahkemece bedelin işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini, ıslah dilekçelerinde ticari faiz talep edildiğini, taraflardan birinin tacir olması durumunda uygulanacak faizin yasal faiz değil, ticari faiz olması gerektiğini belirtmiştir.
5.2. Davalı …, temyiz dilekçesinde özetle; satış bedelinin davacı şirkete ödendiğini, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında davaya konu taşınmazın bedelinin davacı şirketçe alındığının açık olmasına göre bedel isteğinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, ortağı olduğu … Tekstil’e ait 208 parsel sayılı taşınmazın dava konusu 6 parsel sayılı taşınmaza kaim olmak üzere davacı şirketin yetkilisi ve ortağı olan …’e devredildiğini, satış bedelinin ödendiğinin ortaya çıkmaması için davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmekten kaçındığını, dava konusu taşınmaz ile 208 parsel sayılı taşınmaz takas edilerek, üzerine bir de davacı şirket tarafından 65.000,00 TL bedelli çek verildiğini, 208 parselin …’e devredilmesi nedeniyle, …’in de yetkili olduğu şirket adına 6 parsel sayılı taşınmazın devri için kendisini vekil tayin ettiğini, 208 parselin devredildiği gün, … tarafından da kendisine satış vekaleti verildiğini, yapılan satıştan davacının haberdar olup, davacı şirket tarafından aynı gün … adına satış faturası düzenlendiğini, dava konusu taşınmaz ile sahibi olduğu şirkete ait 208 parsel sayılı taşınmazın trampa edildiğinin açık olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
5.3. Davalı … vekili, temyiz dilekçesinde özetle; …’in iyi niyetli olduğunu, bedelini ödeyerek taşınmazı satın aldığını, davacının satıştan haberdar olduğunu ve satış bedelini aldığına dair fatura düzenlediğini ve kayıtlarına işlediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteğinin reddedildiğini, alacak isteğinin ise sadece davalı … yönünden kabul edildiğini, davalı … yönünden ise, yeni kayıt malikine karşı tapu iptali ve tescil olarak davaya devam edildiğinden, karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini,verilen kararın hatalı olduğunu, davalı … yönünden davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, …’in davalı … ile birlikte yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının da doğru olmadığını belirtmiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390. maddesinde) aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, vekil ile sözleşme yapan kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
6.3. Değerlendirme
6.3.1. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davalı …’un sahibi ve imza yetkilisi olduğu … Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin maliki olduğu 208 parsel sayılı taşınmazın, şirket temsilcisi … tarafından 30.10.2008 tarihli ve 15691 yevmiye nolu işlemle davacı şirket temsilcisi …’e satış suretiyle temlik edildiği, aynı tarihte … tarafından da Kuşadası 2. Noterliğinin 30.1.2008 tarihli ve 12370 yevmiye no.lu vekaletnamesi ile temsilcisi olduğu davacı … İnşaat Emlak İthalat İhracaat Ltd.Şti.nin maliki olduğu çekişme konusu 1829 ada 6 parsel sayılı taşınmazı dilediği kişiye dilediği bedelle satma konusunda vekil tayin ettiği, davalı vekil …’un anılan vekaletname gereğince 12.11.2008 tarihli ve 16497 yevmiye no.lu işlemle çekişme konusu 6 parsel sayılı taşınmazı 130.000,00 TL bedelle davalı …’ya, …’in de 31.10.2012 tarihli ve 16252 yevmeyi no.lu işlemle dahili davalı …’ya satış suretiyle temlik ettiği, ayrıca keşidecisi davacı şirket, lehtarı … … olan 15.01.2009 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli çekin vekil …’a ciro edildiği, davacı şirket yetkilisi …‘in davacı şirketi temsilen dava dışı … ile imzaladığı 31.10.2008 tarihli satış sözleşmesi gereğince davacı şirkete ait dava konusu 1829 ada 6 ve dava dışı 15 parsel sayılı taşınmazların dava dışı …’e satıldığı, 6 parsel sayılı taşınmazın …’e derhal devredileceği, karşılığında vekil …‘un maliki olduğu şirkete ait 208 parsel sayılı taşınmazın garanti olarak … adına devrinin yapılacağı hususlarında anlaşıldığı, … tarafından verilen bilgi edinme ifade tutanağında: “…’in 2008 yılı Kasım ayında davacı şirketten dava konusu taşınmazı (Koz Villası) satın aldığını, satış bedeli ödeninceye kadar Metaş şirketi üzerinde bulunan (vekil …’un sahibi olduğu) taşınmazı teminat olarak şahsına devrettiği,taşınmazların satış bedeli ödendiğinde teminat olarak alınan taşınmazın iade edileceği” yönünde beyanda bulunduğu, yine …’in eşi … … tarafından 07.05.2009 tarihli bilgi edinme ifade tutanağında: “Şelale evleri Koz Villaları No: 19 sayılı yerin eşi … üzerine kayıtlı olmadığı, …’a olan borçlarından dolayı, … isimli şahıstan eşinin inşaat binası karşılığında almış olduğu, …’in üzerine kayıtlı olan Koz Villaları No:19 sayılı yerin …’a satış yapıldığı, …’un da bu yeri başka birine sattığı, … bu yeri alacağına karşılık olarak üzerine aldığı ” yönünde beyanda bulunduğu, davacı şirket tarafından 2008 yılı Kasım ayı Katma Değer Vergisi Beyannamesinde …’ya yapılan satış işleminin bildirildiği anlaşılmaktadır.
6.3.2. Somut olaya gelince; dosya içerisinde bulunan davacı tarafından vergi dairesine verilen 2008 yılı Kasım ayına ait …’ya yapılan mal ve hizmet satışına ilişkin bildirim, davacı şirket tarafından keşide edilip ciro yolu ile vekil …’a verilen 15.01.2009 keşide tarihli ve 65.000,00 TL bedelli çek, temlik tarihinde davacı şirket yetkilisi olan … tarafından verilen bilgi edinme ifade tutanağı, davacı şirket ile dava dışı … arasında imzalanan 31.10.2008 tarihli sözleşme, …’in eşi … … tarafından verilen 07.05.2009 tarihli bilgi edinme ifade tutanakları birlikte değerlendirildiğinde davalı vekil …’un vekil edenin iradesine aykırı davranmadığı, aksine taraflar arasında gerçekleşen alım-satım ilişkisi gereğince hareket ettiği, taşınmazın davacının iradesi ile satıldığı, satış bedelinin de tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
6.3.3. Toplanan deliller yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, davalı …’e yapılan temlikin iradi olduğu, vekalet görevinin kötüye kullanılması hususunun söz konusu olmadığı sabittir.
6.3.4. Hâl böyle olunca davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı … ve davalı … vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi yollaması ile1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı … vekili için 3.815,00-TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.