YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2227
KARAR NO : 2022/5256
KARAR TARİHİ : 29.06.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2021 tarihli 2020/317 Esas 2021/41 Karar sayılı karar davacı … vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli ve davacı … vekili ile davalı … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10/02/2022 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … vekili Avukat … ile temyiz eden davacı … vekili Avukat … ve temyiz eden davalı … vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Geri çevirme yoluyla getirtilen evrak ile birlikte dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları … …’nun maliki olduğu 335 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki 7/10 payını, 1311 ada 110 ve 141 parsel sayılı taşınmazlardaki 1/3 payını ve 1914 ada 47 parsel sayılı taşınmazının tamamını oğlu …’a satış göstererek devrettiğini, …’ın bekar ve çocuksuz olarak 2006 yılında ölümü nedeniyle taşınmazların murisin 2002 yılında boşandığı anneleri … ile kendilerine intikal ettiğini, 1914 ada 47 sayılı parseli birlikte sattıklarını, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, temlik tarihlerinde …’ın 1,5 – 2 yaşlarında olduğunu, çekişmeli temlikler nedeniyle babalarından boşanmasına rağmen davalı annelerinin de intikalen pay aldığını ileri sürerek, dava konusu 335 ada 7 ve 1311 ada 110 parsel sayılı taşınmazların kardeşleri … adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, mümkün olmadığı takdirde saklı payları oranında tenkisini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, iddianın aksine mirasbırakan tarafından oğlu …’a yapılan bir satış olmadığını, çekişmeli taşınmazları …’ın 3. kişilerden temlik aldığını, bu nedenle muris muvazaasına dayalı iptal ve tescil isteğinin kabul edilemeyeceğini, tenkis isteği yönünden 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, temliklerin önceden beri davacılar tarafından bilindiğini, mirabırakandan davacılara azımsanmayacak miktarda menkul ve gayrimenkul kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEMENİN İLK KARARI
İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/03/2013 tarihli 2012/388 Esas, 2013/80 Karar sayılı kararıyla; yetkili mahkemenin murisin yerleşim yeri mahkemesi olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 03/12/2013 tarihli 2013/15639 Esas, 2013/17187 Karar sayılı kararıyla; “Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, aksi takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, yetkili mahkemenin murisin yerleşim yeri mahkemesi olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Bilindiği üzere, yetki kamu düzeniyle ilgili olup kesin yetki içeren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK’nın) 12. maddesinin birinci fıkrasında, “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.”; üçüncü fıkrasında ise, “Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir.” düzenlemeleri yer almış olup; muris muvazaasından kaynaklanan tapu iptali-tescil davalarının da anılan düzenlemeler kapsamında bulunduğu açıktır. Hâl böyle olunca, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yetkisizlik kararı verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmamıştır.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/07/2016 tarihli 2014/182 Esas, 2016/281 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile; dava konusu 335 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptal ve tescile, diğer dava konusu taşınmaz yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 16/06/2020 tarihli 2017/1710 Esas, 2020/2708 Karar sayılı kararıyla; “…Tapu kayıtları incelendiğinde; dava konusu 335 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 7/10 payını … …’nun 3. kişilerden 21.05.1992 tarih ve 2516 yevmiye no’lu akit ile satın aldığı, yine dava konusu 1311 ada 110 parsel sayılı taşınmazın tamamını davacılar … ve … ile … …’nun 1/3’er oranda 3. kişilerden 06.06.1991 tarih ve 2316 yevmiye no’lu akitle satın aldıkları tespit edilmiştir. Davacı tarafın iddiasının aksine, dava konusu taşınmazların mirasbırakan …’ten oğlu …’a geçmediği, 3. kişilerden edinildiği kayden sabittir. Bu durumda, davası kabul edilen 335 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden de 01.04.1974 tarihli ½ sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.Öte yandan, terditli olarak tenkis isteğinde bulunulmuş ise de; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere tenkis isteği açısından 4721 sayılı TMK’nin 571. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir.Hâl böyle olunca, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş; davacılar vekilinin karar düzeltme istemi Dairenin 16.11.2020 tarihli ve 2020/3126 E., 2020/6050 K. sayılı kararıyla reddedilmiştir.
6. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/02/2021 tarihli 2020/317 Esas, 2021/41 Karar sayılı kararıyla; bozma ilâmında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar … ve … vekilleri ile davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
8.1.Davacı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, mirasbırakanın yüksek değer taşıyan Fatih ve Maltepe ilçelerindeki taşınmazlarını sadece küçük oğlu Burak adına tescil ettirmesinin TMK 669/2. maddesi gereğince denkleştirmeye tabi olduğunu, ancak mahkemece, bu taşınmazlar için terditli talep olan denkleştirme talebi yönünden, olumlu veya olumsuz bir hüküm tesis edilmediğini belirterek, anılan yönlerden kararın bozulmasını istemiştir.
8.2.Davacı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin 7 parsel ve 110 parsel sayılı taşınmazlar için muvazaa sebebi ile iptal tescil, olmadığı takdirde 1914 ada 46-47-48 parseller için ise denkleştirme, denkleştirme talebinin reddi halinde ise tenkis isteği olduğunu, ancak mahkemece, reddedilen terditli talep olan denkleştirme ve tenkis talepleri hakkında hüküm kurulmadığını, hükmün gerekçesiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
8.3. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece, davanın reddedilmesi nedeni ile davalı lehine 7.300,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, bu karara karşı HMK’nın 305/a maddesi uyarınca davalı lehine dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükmün tamamlanması için ek karar talebinde bulunulduğunu, bu talep üzerine mahkemece 09.04.2021 tarihli tashih şerhi ile davalı lehine 4.800,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, hükmedilen vekalet ücreti ve iade edilecek harç miktarının hatalı olduğunu belirterek, anılan yönlerden hükmün düzeltilmesini istemiştir.
9. Gerekçe
9.1.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
9.1.2. İlgili Hukuk
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
9.1.3. Öte yandan, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Ancak semenin, bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emek de olabileceği kabul edilmelidir. Esasen muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinde kuşku yoktur.
9.1.4. Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinde tenkise tabi sağlar arası kazandırmaların neler olduğu düzenlenmiş, TMK’nin 565/4. maddesinde, “Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar” bu kapsamda sayılmıştır.
10.3. Değerlendirme
10.3.1.Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, (IV./5.) nolu paragrafta yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, (IV./6.) nolu paragrafta yer verilen Mahkeme kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, denkleştirme şartlarının bulunmadığı da gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacılar … ve … vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
10.3.2. Davalı vekilinin vekalet ücretine ve harca yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 304.maddesinin 1.bendinde açıkça, “hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse, hakim tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece tashih kararı verilmiş ise de, düzeltilen hususlar yukarıda bahsedilen 304. maddede düzenlenen hususlardan değildir. Bu nedenle hükümdeki harç ve vekalet ücretinin tashih yolu ile değiştirilmesi mümkün değildir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk muhakemeleri Kanunu 305/2. maddesinde, “Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece verilen tashih kararının doğru olduğu söylenemez.
Öte yandan, harç hususu, kamu düzenini ilgilendirdiğinden temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın resen gözetilmesi gerekmektedir. Somut olayda, iade edilecek harcın hesabında davacı … tarafından 23.05.2016 tarihinde yatırılan 76.664,60 TL tamamlama harcının hesaba katılmaması doğru değildir.
Bununla birlikte, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı pay oranında açılan tapu iptali ve tescil davalarında dava değerinin,mirasbırakan tarafından temlik edilen taşınmazların dava tarihindeki değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet eden değer olduğu gözetilerek, harcı ikmal edilen bu değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, dava konusu 335 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ile 1311 ada 110 ve 141 parsel sayılı taşınmazlarda davacıların miras paylarına düşen değerler toplamı 2.798.741,84 TL olup, davanın reddi nedeniyle davalı lehine harcı ikmal edilen bu miktar üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 09.04.2021 tarihli tashih şerhinin ortadan kaldırılarak, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
V. SONUÇ:
1. (IV/10.3.1.) nolu paragrafta açıklanan nedenlerle; davacılar … ve … vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine,
2. (IV/10.3.2.) nolu paragrafta açıklanan nedenlerle; davalı …’nın harç ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının kabulüne;
3.09.04.2021 tarihli tashih şerhinin ortadan kaldırılmasına,
4.Hükmün 2 numaralı fıkrasında “fazladan alınan” kelimelerinden sonra gelen “683,20” ifadesi hükümden çıkarılarak yerine “77.347,80” ifadesinin yazılmasına, yine hüküm yerinin 5 nolu fıkrasında “AAÜT göre hesaplanan” kelimesinden sonra gelen “7.300,00” ifadesi çıkarılarak yerine “114.202,35” ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacılardan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.