Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/5601 E. 2023/482 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5601
KARAR NO : 2023/482
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Red

Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkin açılan davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin önceki tarihli kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulması sonucunda, yerel mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen karar, süresi içinde davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı Hazine vekili, 141 ada 5 parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, ancak her nasılsa kadastro çalışmaları esnasında davalı … adına tespit ve tescil edildiğini, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin söz konusu olmadığını, taşınmazın doğal sit alanı içerisinde bulunduğunu belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARI
Tortum Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/05/2015 tarihli ve 2014/83 E. 2015/169 K. sayılı kararıyla; davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı halde kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın davalı adına kayıt ve tescil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Tortum Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30/11/2018  tarihli ve 2016/3753 E., 2018/7236 K.  sayılı kararıyla; “… yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli değildir. Kadastro çalışması 2007 yılında yapıldığına göre, tespit tarihi olan 31.05.2007 tarihinden itibaren davalı lehine 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi koşullarının gerçekleşmiş olması gerekir. Sadece keşif tarihindeki duruma ilişkin ziraat bilirkişisi raporu bu nedenle yetersiz olduğundan öncesinde imar-ihya çalışmasına gerek olup olmadığı (taşlık, çalılık gibi), öncelikle tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik çift … fotoğrafları getirtilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; taraf tanıkları, fen bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye … fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, kullanıma ara verilip verilmediği konusunda rapor düzenlettirilmeli, zirai bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın niteliğini ve kullanım durumunu kesin olarak belirleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, somut olayda zilyetlikle kazanma şartlarının davalı lehine oluşup oluşmadığı belirlenmeli, komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve tapu kayıtları, dava sonucu oluşmuş iseler, kesinleşmiş karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilam örneklerinin dosya arasına getirtilmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz.” gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuş; davacı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19/09/2019 tarihli ve 2019/2355 E., 2019/5392 K.sayılı kararıyla reddedilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
Tortum Asliye Hukuk  Mahkemesinin 01/10/2020 tarihli ve 2019/141 E. 2020/215 K. sayılı kararıyla; dosya kapsamı, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları,03.01.2020 tarihli bilirkişi raporu, davaya konu taşınmazın komşu parsellerinin kadastro tutanakları,13.02.2020 tarihli jeodezi-fotogrametri bilirkişisi raporu gereğince, davalı lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluştuğu, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

4. Bozma Sonrası  İlk Derece  Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Tortum Asliye Hukuk  Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

5. Temyiz Nedenleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı lehine senetsizden sulu arazide 40 dönüm, susuz arazide 100 dönüm olan tespit sınırı hususunda yeterli araştırma yapılmadığını, fen bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlenip, dava konusu taşınmazın komşu parsellerinin hukuki durumu,kimin adına tescilli olduğu, zilyetlikle kazanılamayan devletin hüküm ve tassarrufu altında olan yerlerden olup olmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadığını, zirai bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, dava konusu taşınmazın çayır özelliği gösterdiğinin belirtildiğini, çayır özelliği taşıyan yerlerin ise devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık, Hukuki Nitelendirme ve Vakıalar
Dava, kadastro öncesi sebeplere dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro sonucu; … köyü çalışma alanında bulunan 141 ada 5 parsel sayılı 3.437,57 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit ve tescil edilmiştir.

6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”

6.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

6.2.3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.” hükümlerine yer verilmiştir.

6.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinin yerinde olmasına, çekişmeli taşınmazda davalı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğunun anlaşılmasına göre (IV/3.) numaralı bentte belirtilen kararın verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

V. SONUÇ:
Hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verildiğinden, davacı Hazine vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA,

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

25/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.