YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5710
KARAR NO : 2022/8323
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : SİLİFKE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun kabulüne Mahkeme kararının kaldırılarak davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine dair verilen karar, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, dava konusu 101 ada 718 parsel ile 1644 parsel sayılı taşınmazın davacılar ile davalıların ortak murisi… ‘dan geldiğini, terekesinin taksime konu olmamasına rağmen tapulama çalışmaları sonucunda davalıların murisi adına haksız biçimde tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile muris… adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar …, … ve … cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, satın alma senedi olduğunu, taşınmazın miras malı olmadığını, babalarının satın aldığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/06/2018 tarihli ve 2016/47 Esas, 2018/478 Karar sayılı kararı ile davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, kök muris….’ın zilyetliğinin tanık beyanları ile sabit olduğunu, çekişmeli taşınmazların davacıların köyde bulunmadığı sırada haksız biçimde davalıların murisi …. adına tescil edildiğini, kök muris Mustafa’nın, hem davacıların hem de davalıların ortak murisi olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 24/12/2020 tarihli ve 2019/750 Esas, 2020/1241 Karar sayılı kararı ile davanın kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı, dava tarihi olan 20/01/2016 ile kadastro tespitinin kesinleştiği 1644 parsel sayılı taşınmaz için 14/01/1999, 101 ada 718 parsel sayılı taşınmaz için 16.01.1996 tarihi arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği, Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın doğru ve yerinde bulunduğu, ancak gerekçesinde hata yapıldığı, davacıların davasının zilyetlikle iktisap koşullarını kanıtlayamama gerekçesi ile değil 10 yıllık hak düşürücü süreyi geçirmeleri nedeniyle reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2. maddesi uyarınca kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf dilekçelerindeki taleplerini ve dava dilekçelerindeki taleplerini tekrar ile ret kararının hükmen bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi, “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” hükmünü içermektedir.
3402 sayılı Yasa’da mülkiyete ilişkin talepler yönünden hak düşürücü süre öngörülmüştür. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi yasal zorunluluktur.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, Bölge Adliye Mahkemesince dayanılan yasal ve hukuksal gerekçeye göre (IV/3) no.lu paragrafta yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 19/12/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.