YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6154
KARAR NO : 2023/2555
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılardan … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde özetle, çekişmeli taşınmazın öncesinde … … adına tespit edildiğini ve sonrasında taşınmazı davalı …’ya devir ettiğini, taşınmazın gerçek maliklerinin murisler …’dan 1/2 hisseler ile … Atlı ve … ile …’dan da …’ya kaldığını, …’nın da sünnet hediyesi olarak 1/2 hisseler nispetinde kendilerine verdiğini, davalıların kendi aralarında anlaşarak mal kaçırma amacıyla tamamını davalı … adına tespit ettirdiklerini öne sürerek taşınmazın 2/4 payının … Atlı, 1/4 paylarının ise adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
II. CEVAP
Davalı … cevap dilekçesinde özetle, davacıların taşınmaz ile ilgileri olmadığını, taşınmaz hakkında Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/210 Esas sayılı davasında kesinleşmiş karar bulunduğunu, bu dosyada davacıların murisi …’nın da beyanı olduğunu, taşınmazın 50 yıldır aralıksız malik sıfatıyla zilyetliklerinde olduğunu, sünnette verme iddiasının tamamen asılsız olduğunu, taşınmazın sonrasında …’e geçtiğini ancak işleri düzelmekle tekrar bedeli ödenerek tapudan satın alındığını mal kaçırma amacı olmadığını öne sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın sünnet hediyesi olduğu iddiasının soyut kaldığı, tanıkların taşınmazı uzun yıllar davalının kullandığını ifade ettikleri, davacı lehine bir beyanda bulunulmadığı ve sonuç olarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, yeterince araştırma yapılmadığını, delillerin takdirinin isabetsiz olduğunu, taşınmazın davacılara dedelerinden kaldığını, kadastro sırasında davacıların dedeleri adına kaydolan taşınmazın davalı …’in babası … adına tescil edildiğini, sonrasında …’e muvazaalı olarak satıldığını, bu işlemlerin gerçek satış işlemleri olmadığını, yine davalıların yargılamada kendilerini avukatla temsil ettirmediklerini, bu haliyle aleyhlerine kurulan vekalet ücretine yönelik hükme de itiraz ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar çekişmeli taşınmazın yarı payının …’ya ait iken sünnet hediyesi olarak kendilerine verildiğini öne sürerek dava açmış olup bu haliyle çekişmeli taşınmazın 1/2 payının öncesinde …’ya ait olduğunu ve adı geçenin kendine ait payı sünnet hediyesi olarak kendilerine bağışladığını ispat yükü davacıların üzerinde olduğu, ancak tespit günü itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde ön görülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının lehlerine gerçekleştiğini ispat edemediklerinin anlaşıldığından davacı … vekilinin sair istinaf nedenleri yerinde olmadığı,
Ne varki, elde ki davada davacıların talebinin sadece tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, bilindiği üzere tapu iptali ve tescil istemli davaların tapu kayıt malikine veya bunlar ölmüş ise mirasçılarına karşı açılacağı, yine taraf sıfatının dava şartı olup taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re’sen nazara alınması gerektiği, somut olayda çekişmeli taşınmazın dava tarihi itibariyle tapu kayıt malikinin … olduğu davalı … … olmadığı, dolayısıyla tapu iptali ve tescil istemine yönelik eldeki davada davalı olarak gösterilen … …’un taraf sıfatının bulunmadığının anlaşıldığı mahkemece davalı … … yönüyle açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken adı geçen davalı yönünden de işin esasına girilerek inceleme yapılmasının, öte yandan yargılama sırasında davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmedikleri gözetilerek verilen kararın niteliğine göre davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin dahi isabetsiz olduğu, ancak “kanunun olaya uygulanmasında veya gerekçesinde” hata edilen dava dosyası açısından yapılan yanlışlıklar yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gözetilerek hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilerek, davanın davalı … … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden, davalı … yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılardan … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı … Medeni Kanunu’nun 6. maddesi şöyledir, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15. maddesi şöyledir “Tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise on dördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur.” hükmünü içermektedir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Çekişmeli 102 ada 443 parsel sayılı 1281,67m2 yüz ölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, satışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … oğlu … Atlı adına tespit ve tescil edilmiş iken kayden satış suretiyle … adına tescil edilmiştir.
3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 120,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı …’dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.