Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/7519 E. 2023/1148 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7519
KARAR NO : 2023/1148
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf İsteminin Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile tespit istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten ve duruşma isteğinin değerden reddine karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacının Avustralya’da doğup büyüdüğünü, liseyi Türkiye’de okuduktan sonra Avustralya’ya dönerek iş kurduğunu, lise döneminde tanıştığı ve arkadaş olduğu davalı …’nu vekil tayin ettiğini, davalının davacının maliki olduğu dava konusu taşınmazı vekilin kendisi adına işlem yapma yasağına rağmen adına tescil ettirdiğini, 13 gün sonra 26/05/2015 tarihinde, ortağı olduğu kooperatifi kefilliği ile Halk Bankası’ndan kredi çektiğini ve kefaletin teminatı olarak da dava konusu taşınmaz üzerine kooperatif lehine ipotek tesis ettirdiğini, davalının kredi taksitlerini ödemediğini ve son 5 taksitin davacı tarafından ödendiğini, davacının durumu öğrenmesi sonucunda dava konusu taşınmazı davalının önerisi ile muvazaalı işlemle geri aldığını ileri sürerek, 13.05.2015 tarih ve 16603 yevmiye numaralı satış işleminin mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ile iptaline; bu işlemden … tüm hak ve borçların yok sayılmasına; bu işlemi takip eden 06.01.2017 tarih ve 810 yevmiye numaralı nispi muvazaalı satış işleminin geçersizliğine, vekalet görevi kötüye kullanıldığından her iki işlemin tapu kaydından terkini ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı, SS Nilüfer Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatifi’nden kredi almak istediğini, bu kredi için taşınmaz teminatı istendiğini, davacıyla görüştüğünü, davacının kabul etmesi ile devir işleminin yapıldığını, davacının 2012 yılında vermiş olduğu vekaletnamenin kısıtlı yetkiler içermesi nedeniyle 25/02/2014 tarihli vekaleti gönderdiğini, daha sonra 2014, 2015, 2016 yıllarında Türkiye’ye gelen davacının her geldiğinde kooperatifin genel merkezine giderek bilgi aldığını, adına çektiği kredinin taksitlerini ödediğini, son 5 adet taksit kaldığında davacının taşınmazın kendisine devrini talep ettiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazı davacıya temlik ettiğini, davacının vadesi gelmeyen kredi taksitlerini ödediğini, vekalet görevini kötüye kullanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının olası bir tasarrufun iptali davasında kendisine de husumet yöneltileceği ihtimali nedeniyle eldeki davayı açtığı ancak dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, ihtimale dayalı olarak hukuki menfaatin oluşmayacağı, davacının korunması gerekli hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile HMK’nın 114/h maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ile umulan yararın, davacının yakın ve uzak tehditlere karşı korunması ve tehdit altında olan tasarruf gücünün güvenceye alınması olduğunu, satış yoluyla (rızai) tescilin davacıyı korumaya yetmediğini, davacının açık menfaatinin cebri icra tehdidinden kurtulmak olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği, davacının dava konusu taşınmazın maliki olduğu, ileride iddia edilen durum ve koşulların oluşması halinde davacının ileri sürdüğü hususların tartışılabileceği, davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf isteğinin HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tespit ve tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, öncelikle değerlendirilmesi gereken husus ise Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kesinlik sınırı altında kalıp kalmadığı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk
1. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur.

2. Aynı Yasa’nın 30. maddesi ise “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılıyorsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesinde (HMK 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” şeklinde, 32. maddesi ise; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 50.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın değeri keşfen saptanmadan ve harç ikmali yapılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

2. Harçlar Kanunu’nun uygulaması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. Öte yandan dava konusu taşınmazlarla ilgili verilecek nihai kararların istinaf ve temyiz yollarına tabi olup olmayacakları dava değerine göre belirlenecektir.

3. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmaz başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacıya süre verilmesi, harcın tamamlanması halinde davaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava dışı kooperatiften çekilen kredi miktarı dava değeri olarak kabul edilmek suretiyle karar verilmesi doğru değildir.

VI. SONUÇ:
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bozma sebebine göre incelenmesine yer olmadığına,

Alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,

Dosyanın kararı veren Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

28.02.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.