YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7562
KARAR NO : 2021/8159
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan babaları …’ın 190, 542, 550, 724 ve 725 parsel sayılı taşınmazlardaki 2/8 payını satış göstermek suretiyle davalı kızına devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazları bedeli karşılığında satın aldığını belirterek, denkleştirme savunmasında bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “Ne var ki, somut olayda hükme yeterli bir araştırma yapılmış değildir. Hâl böyle olunca, mirasbırakan …’ın tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve hakların araştırılması, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilerek iddia ve savunma doğrultusunda yukardaki ilkeler uyarınca değerlendirilmesi, diğer mirasçılara devredilen taşınmaz varsa her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınması, murisin paylaştırma kastının bulunup-bulunmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, öte yandan davacılardan … ve … tarafından mirasçılardan Telli Baysal aleyhine aynı hukuksal nedenlerle açılan Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/565 Esas ve 2014/185 Karar sayılı dava dosyasının birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken savunma üzerinde durulmaksızın noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesi ile bozulması üzerine Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden ; 1931 doğumlu mirasbırakan …’ın 23.02.2011 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı eşi … ile davacı çocukları …, …’dan olma dava dışı oğlu … ile murisin birlikte yaşadığı Telli’den olma davalı kızı … ve dava dışı çocukları …’nin kaldıkları, murisin adına kayıtlı 190-542-550-724 ve 725 parsel sayılı taşınmazlardaki 2/8 er paylarını 21.5.2002 tarihli satış işlemi ile davalı kızına temlik ettiği, davacıların yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemi ile eldeki davayı açtıkları, yargılama aşamasında davacılardan …’nun Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/668 Esas – 2013/96 Karar sayılı kararı ile kısıtlandığı ve en son 3.12.2020 tarihli ek karar ile kendisine …’ın vasi olarak atanmasına karar verildiği, ne var ki, Dairece eksikliğin giderilmesi yoluyla tamamlanması istenmesine rağmen husumete izin kararının dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi hükmü gereğince, acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere dava açmak için vesayet makamından izin alması zorunludur. Bunun yanısıra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 54/1. maddesine göre “Kanuni temsilciler, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hallerde izin belgelerini, dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorundadırlar; aksi taktirde dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamazlar. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre “ İzin belgesinin alınması için mahkemeye müracaat edilmesi gerekiyorsa ilgiliye, müracaatı için kesin süre verilir. Bu süre içinde mahkemeye başvurulması halinde bu konuda karar verilinceye kadar beklenir.” 3. fıkrasına göre “ Süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması halinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.” şeklinde düzenlemelere yer verildiği de açıktır.
Ne var ki somut olayda vasi, TMK’nın 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamından husumete izin kararı alıp dosyaya sunmamıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle vasi … tarafından eldeki davada kısıtlı …’yu temsil etmek üzere vesayet makamından alınacak husumete izin kararının temin edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, değinilen yasal düzenlemeler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.