Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/7681 E. 2022/2125 K. 15.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7681
KARAR NO : 2022/2125
KARAR TARİHİ : 15.03.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki davadan dolayı Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 02/04/2015 tarihli ve 2014/65 Esas, 2015/27 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 15/03/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ……geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalılar … vd. vekili gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi,duruşmanın bittiği bildirildi, dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü.

-KARAR-

Dava, tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen 02.04.2015 tarihli karar, davacılar vekili Av. …’na (daimi çalışanına) 29.05.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, kararın 16.06.2015 tarihinde temyiz edilmesi üzerine bu kez Mahkemece 24.07.2015 tarihli ek karar ile temyiz isteğinin süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş, anılan ek karar Dairece; “Mahkemece gerekçeli kararın tebliğinin davacılar vekiline usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı ve davacılar vekilinin … … isimli daimi çalışanı olup olmadığı hususları üzerinde durulduğunu söyleyebilme olanağı da yoktur. Hâl böyle olunca, Mahkemece tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı araştırılarak, tebligat usulüne uygun olarak yapılmış ise temyiz talebinin reddine karar vermek, şayet tebligat usulüne uygun olarak yapılmamış ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (TebK) 32. maddesinde yer alan yasal düzenleme de gözetilmek suretiyle, temyiz talebinin süresi içerisinde yapıldığı gözetilerek dosyanın temyiz incelemesine esas olmak üzere Daireye gönderilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile temyiz süresi geçtiğinden bahisle talebin reddi yönünde yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın davacılar vekiline tebliğinin usulsüz olduğu,davacılar vekili tarafından yapılan temyiz talebinin süresinde olduğu gerekçesiyle dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, bozma ilamına uyulmakla, taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağı ve mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.
Ne var ki, Mahkemece 01.10.2020 tarihli bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma ilâmında açıklandığı şekilde gerekçeli kararın davacılar vekiline tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı ve davacılar vekilinin … … isimli daimi çalışanı olup olmadığı hususu yeterince araştırılmamıştır. Şöyle ki; bozma sonrası Mahkemece sadece davacılar vekili Avukat …’na gerekçeli kararın tebliğ edildiği “Mithatpaşa Cad. No: 26/31 Yenişehir/Çankaya/Ankara adresinden … Bay’ın kim olduğu, tebliğ tarihinde çalışan olup olmadığı hususunda araştırma yapılması istenmiş, Emniyetçe yapılan araştırma üzerine tutulan tutanakta; “belirtilen adresin 1 yıldır boş olduğu, Av. …’nun Cevizlidere Mahallesi, …Cad. No:145/19 Çankaya/Ankara adresine taşındığının” tespit edilmesi üzerine, Emniyetçe yeni adreste tahkikat yapılmış, tutulan tutanakta “Avukat …’ün şehir dışında olduğundan, telefonla aranarak kendisine konunun izah edildiği, Avukat …’ün karar tebliğ tarihinde … Bay isimli kişiyi tanımadığı ve yanında çalışmadığını bildirdiği” beyan edilmiştir. Görüldüğü üzere somut olayda sadece davacılar vekili Av. …’nun beyanı esas alınarak, tebligatın usulüne uygun yapılmadığı, bu nedenle temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususu yeterince araştırılmamıştır.
Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Mahkemece, her somut olayın özelliği, cereyan şekli, gerçekleşen maddi olgular en ufak ayrıntılarına kadar göz önünde bulundurup iddia tahkik edilmelidir. H.G.K.nun 07.04.1982 tarihli ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir.
Açıklanan nedenlerle, öncelikle hükmüne uyulan Dairenin 01.10.2020 tarihli bozma ilâmında belirtildiği üzere yapılan tebligat işleminin usulsüz olup olmadığının ön sorun (hadise) şeklinde incelenmesi, Mahkemenin 02.04.2015 tarihli kararının tebliğ tarihi itibariyle tebligat gönderilen adreste … …’ın çalışıp çalışmadığı hususunda bu kişinin de dinlenilmesi sureti ile zabıta araştırması yapılması, gerektiğinde sigortalılık kayıtlarının sorgulanması, … …’ın daimi çalışan olmaması halinde 7201 Sayılı Tebligat Kanunu 52. vd maddelerinde düzenlenen cezai yükümlülüklerin de değerlendirilmesi, tebligatın usulüne uygun olup olmadığı değerlendirilerek, HUMK’un 434/3. maddesi uyarınca davacılar vekilinin temyiz isteği hakkında Yerel Mahkemece ek karar verilmesi, anılan ek kararın talep halinde taraflara tebliği ile temyiz edilmesi halinde Yargıtaya gönderilmesi için dosyanın Yerel Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 15.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.