Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/7998 E. 2023/2849 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7998
KARAR NO : 2023/2849
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli davada İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava konusu … ili, Mut ilçesi, Dağpazarı Mahallesi, 150 ada 14 parsel sayılı taşınmaz ve üzerinde bulunan “ev ve avlusu” vasıflı taşınmazın mirasbırakan babasına ait iken babasının ve annesinin ölümünden sonra kardeşleri tarafından 2006 yılında kendisine verildiğini, 2006 yılından bu yana taşınmazı kullandığını, taşınmazın öncesinde babasına ve dedesine ait olduğunu, eklemeli olarak 100-150 yıldır zilyetliğinin bulunduğunu ileri sürerek, 150 ada 14 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerden olduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirtip davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararıyla; davacının dava konusu taşınmazda 20 yıldan fazla süredir zilyet olduğu ancak taşınmazın bir kısmının 2. derece sit alanı içinde kaldığı ve bu kısmın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda sit alanına ve derecelerine yönelik araştırmanın gerekçesiz yapıldığını, taşınmazın 3. derece sit alanı sayılan kısmına yönelik eksik araştırma yapıldığını, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, özel mülkiyete konu olamayacağını ve zilyetlikle iktisabının da mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun öngördüğü koşulların eldeki davada mevcut olmadığını, çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşifte dinlenen tanık ve bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın 40-50 yıldır davacı, ondan önce de mirasbırakanları tarafından kullanıldığı, davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık süreyi aştığı ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre, 3.derece sit alanı içerisinde kalan 171,59 m²’lik kısmın davacı adına tesciline ilişkin kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalının istinaf isteğinin HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı … Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”

2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.’’

4. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 22.05.2007 tarihli 5663 sayılı Kanunla değişik 11/1. maddesi “…Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca 1. grup tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanındaki taşınmazlar zilyetlik yolu ile iktisap edilemez…” hükümlerini içermektedir.

5. 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almakta olup, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, Mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3. Ancak, fen bilirkişisi raporunun hükmün eki sayılacağının hükme yazılmaması infazda tereddüde yol açacağı gibi, arkeolog bilirkişi raporuna göre, taşınmazın 171,59 m2 yüz ölçümlü kısmı 3. derecede arkeolojik sit alanında kaldığından, tapu kaydına bu hususun şerh verilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi isabetsiz ise de, bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kısmen ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararında hükmün 1. fıkrası hükümden tamamen çıkarılarak yerine 1. fıkra olarak “Davanın KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE; … ili, Mut ilçesi, Dağpazarı Mahallesi, 150 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 02.08.2017 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide sarı renk ile gösterilen 171,59 m2 yüz ölçümlü kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile arsa vasfı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.05.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.