Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/8004 E. 2023/3899 K. 03.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8004
KARAR NO : 2023/3899
KARAR TARİHİ : 03.07.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA
Davacılar vekili; mirasbırakanları …’ın nizasız fasılasız malik sıfatı ile 30 yılı aşkın süre kullandığı, 1981 yılında ölümü ile mirasçılar arasında yapılan şifahi rıza-i taksim sonucu davacılara isabet eden taşınmazların, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların Hazine ile bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek 102 ada 90, 105 ada 27, 106 ada 13, 130 ada 1, 133 ada 43, 101 ada 2, 131 ada 20, 56, 60, 80, 132 ada 27, 133 ada 10, 43, 87, 100, 101 parsellerin Hazineye ait tapu kayıtlarının dilekçelerinde yazılı m²’ler dikkate alınarak iptali ile bu kısımların davacılar adına eşit hisseli olarak tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporlarından sonra davacılar vekili 18.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmazlara ait bildirdiği m² miktarlarını artırmış, 105 ada 27, 102 ada 90, 133 ada 43, 106 ada 13, 130 ada 1, 131 ada 81, 132 ada 27, 101 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin talebinden vazgeçmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; zilyetlik şartları oluşmadığı belirtilerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19/04/2017 tarihli ve 2012/582 Esas, 2017/332 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 101 ada 2, 130 ada 1, 131 ada 81 ve 132 ada 27 parsellerle ilgili açılan davadan feragat edildiği, 102 ada 90, 105 ada 27, 106 ada 13 133 ada 43 parsellere yönelik kayıt malikleri aleyhine yöneltilerek usulüne uygun açılmış dava olmadığı, 131 ada 20, 56, 60, 133 ada 10, 100, 87 ve 101 parsellerle ilgili açılan davada ise; yapılan keşif, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacının murisi …’dan intikalen gelen ve 30 yılı aşkın süre nizasız, fasılasız malik sıfatı ile mirasçıları tarafından kullanılan, mirasçılar arasında yapılan şifahi ve rıza-i taksim sonucu davacılara isabet eden bu taşınmazların, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit gördüğü, davacıların davasını kanıtladığı, zilyetlikle edinme koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 131 ada 20, 56, 60, 133 ada 10, 100, 87 ve 101 parsellere ait tapu kayıtlarının iptaline, taşınmazlar 84 pay kabul edilerek, 28’er payın davacı … ve …, 7 payın …, 3’er payın …, …, …, …, …, … ve … adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2017 tarihli ve 2017/845 Esas, 2017/949 Karar sayılı kararıyla komşu parsel tutanakları getirtilmeden, hava fotoğrafı uygulaması yapılmadan, taksim olgusu açıklığa kavuşturulmadan, zilyetlikle edinme koşulları tam olarak araştırlmadan ve taraf delilleri toplanmadan, deliller tam olarak değerlendirilmeden, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulmasının hükmün esasını etkileyecek nitelikte bulunduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2018 tarihli ve 2017/1000 Esas, 2018/807 Karar sayılı kararıyla; 130 ada 1 parsel, 131 ada 81 parsel, 132 ada 27 parsel, 101 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara dair açmış oldukları davadan 14/01/2015 tarihli celsede ve 08/11/2016 tarihli keşifte açıkça feragat ettiği gerekçesiyle davanın reddine, 133 ada 43 parsel, 106 ada 13 parsel, 102 ada 90 parsel, 105 ada 27 parsel numaralı taşınmazlara yönelik davasının dava konusu kayıt maliklerine yönelik usulünce açılmış bir dava olmaması, tapu iptal ve tescil davasının kayıt maliklerine karşı açılması gerektiğinden bu parsellere yönelik davanını pasif husumet yokluğundan reddine; 131 ada 20 parsel, 131 ada 56 parsel, 131 ada 60 parsel, 133 ada 10 parsel, 133 ada 100 parsel, 133 ada 101 parsel, 133 ada 87 parsel numaralı taşınmazlara yönelik açmış oldukları davada ise; dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, dava konusu yerlerin davacının murisi …’dan miras yoluyla …’a ait olduğu, dava konusu yerin …’a babası …’dan miras yolu ile intikal ettiği, …’ın mallarının çocuklar arasında paylaşım yapılmadığı, …’ın burayı babasından miras yolu ile edindiği, tarlanın üzerine buğday ekip biçtikleri bu şekilde zilyetliklerini bu zamana kadar sürdürdükleri, …’ın kardeşlerinin miras payı ile ilgili bir hakkı olmadığı, …’ın kardeşlerinin yerlerinin ayrı olduğunun beyan edildiği, davacının murisi ve …’dan intikalen gelen ve 60 yılı aşkın süre nizasız, fasılasız malik sıfatı ile mirasçıları tarafından kullanılan ve mirasçılar arasında yapılan şifahi rızai taksim sonucu davacıya isabet eden taşınmazların toplam 60 yılı aşkın süredir nizasız, fasılasız malik sıfatı ile kullanıldığı, jeodezi bilirkişi raporunda 1955-1965-1973 ve 2005 tarihli hava fotoğrafında dava konusu yerlerin kültür arazisi niteliğinde olduğunun rapor edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 131 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerinde A harfi ile gösterilen alan, 131 ada 56 parsel, 131 ada 60 parsel, 133 ada 10 parsel, 133 ada 100 parsel, 133 ada 101 parsel, 133 ada 87 parselin tapu kaydının iptali davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

Ç. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

D. İstinaf Nedenleri
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın niteliği gereği Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanıma uygun olmadığının tespiti halinde davanın reddini talep ettiklerini, Mahkeme tarafından delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğünü belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

E. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.06.2021 tarihli ve 2019/820 Esas, 2021/523 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın kadimden beri tarım arazisi niteliğinde olduğu, davacılar ve murislerinin çekişmeli taşınmaz üzerinde kadastro tesbiti tarihine kadar 20 yılı aşan süre ile ekonomik amaca uygun, çekişmesiz ve aralıksız, malik sıfatıyla zilyetliğini sürdürdüğü, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmadığı, kamu hizmetine tahsis edilmediği ya da köylüler tarafından kullanılmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde aranan koşulların oluştuğu belirlenmek ve benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde; ıslah tarihinde dava konusu taşınmazlarla ilgili 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini, Mahkemece bu husus dikkat alınmadan, dava dilekçesindeki talepten fazlasını kapsayacak şekilde hüküm kurulmuş olmasının hukuka uygun düşmediğini, davacıların dava konusu taşınmazlar üzerinde, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisaba elverişli bir zilyetliği bulunmadığını, zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşmadığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporların Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen eksik hususların tamamını karşılamadığını, raporların birbiri ile çeliştiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporları ile tanık beyanlarının davayı aydınlatmaya, zilyetlik olgusunu ve zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığını denetlemeye elverişli bilgiyi içermediğini, dava konusu taşınmazların davacıların babasından intikal ettiğinin belirtilmekte olduğu, taşınmazın elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, davacıların tek başlarına tasarruf yetkisi olmadığı, davayı tek başına takip yetkisi ve dava hakkı da bulunmadığından, davacılardan başka mirasçı bulunup bulunmadığının araştırılarak başka mirasçı var ise onların da beyanlarının alınması ve davacıların mirasçılar adına değil de kendi adlarına tescil talebinde bulunmaları gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların kök murislerini de kapsayacak şekilde belgesizden edindikleri taşınmaz mal miktarları konusunda yeterli inceleme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Kadastro Kanunu’nun 15. maddesi; “Tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise ondördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur. Taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının, bu Kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabı caizdir. İştirak halinde mülkiyet hükümlerinin söz konusu olduğu hallerde, iştirakçilerinden biri veya birkaçının belirli bir taşınmaz maldaki hissesinin diğer iştirakçilere devir ve temliki; tapulu taşınmaz mallarda yazılı, tapusuzlarda ise her türlü delille ispat edilebilir. Kadastrodan önce hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleştirme suretiyle taksime konu edilmiş ve sınırları doğal veya yapay işaret ya da tesislerle belirlenmiş taşınmaz malların, imar plânı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluşmuş sınırlarına göre tespiti yapılır.” hükmünü düzenlemiştir.

… Medeni Kanunu’nun 701. maddesi; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti,elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.”

… Medeni Kanunu’nun 702. maddesi ise; “Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.” hükmünü içermektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı kararında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas ve 1992-4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini,anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı, hükmün sonuç kısmında ise, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
1. Dava konusu 131 ada 56, 131 ada 60, 133 ada 10 ve 133 ada 100 parsellerde, … oğlu …’ın, 133 ada 101 parselde … oğlu …’ın, 131 ada 20 parselde … oğlu …’ın 133 ada 87 parselde ise … oğlu…’nın hak iddiasına bulundukları ancak adı geçenler lehine bu parsellerde 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeki zilyetlik şartlarının oluşmadığı açıklanarak, kadastro sonunda 2006 yılında Hazine adına tespitleri yapılmış, tutanaklar itirazsız olarak 13.06.2006 tarihinde kesinleşerek tapu kayıtları oluşmuştur.

2. Kural olarak bir mirasçının üçüncü kişi aleyhine kendi adına tescil istemiyle açacağı tapu iptal ve tescil davasında mirasçı, taşınmazın kendisine ne şekilde intikal ettiğini ve her şeyden önce de mirasçı sıfatını kanıtlamak zorundadır. Buna göre Mahkemece taksimin varlığı halinde diğer kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin üzerinde durulması, taksimin davacı tarafından ispatlanmaması halinde; miras bırakanın ölüm tarihine göre mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olduklarından ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ettiklerinden murisin terekesi üzerinde mirasçıların TMK’nın 701. ve 702. maddelerine göre, belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı, taşınmazın tamamı üzerinde söz konusu olup tüm mirasçıların üçüncü kişi durumunda bulunan Hazineye karşı birlikte dava açmaları zorunludur.

3. Davacılar; dava konusu taşınmazların kök muris …’dan kaldığını, taksimen kendilerine düştüğü iddiasıyla eldeki davayı açmışlardır. Davacıların murisi …’ın davacılar dışında mirasçılarının bulunduğu anlaşılmakla birlikte 13.07.2018 tarihinde yapılan keşifte dinlenilen tespit bilirkişi, davacı tanığı ve mahalli bilirkişiler beyanlarında; …’ın mallarının çocukları arasında paylaşım yapılmadığını belirtmişlerdir. Bu haliyle davacılar taksim olgusunu ispatlayamamışlardır. Üçüncü kişi durumunda bulunan Hazine aleyhine payları oranında karar verilemeyeceğine göre davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.

4. Kabule göre de; Mahkeme gerekçesinde, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu yerlerin …’a babası …’dan miras yolu ile intikal ettiği, …’ın mallarının çocuklar arasında paylaşım yapılmadığına yer verilmiştir. …’ın mirasının paylaşılmadığı gerekçede yer vermek suretiyle kabul edildiği halde Mahkemece davacıların iddia ettiği üzere taksim ispatlanmış gibi hükümde taşınmazların tamamının davacılara verilmiş olması ile hüküm ve gerekçe arasında çelişki yaratılmıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.