YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8931
KARAR NO : 2022/3523
KARAR TARİHİ : 26.04.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : KAYSERİ 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ile tescili, marka iptali ve tescili olmazsa bedel istemli dava sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 08.07.2021 tarihli, 2019/364 Esas ve 2021/1350 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 26/04/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçelerinde, kök mirasbırakanları olan …’nun 1925 yılında kurduğu İmamoğlu markalı işletmenin alanında önemli bir marka olduğunu, davalının da mirasbırakan dedesinin yanında bir müddet çalıştığını, mirasbırakan …’ın 1981 yılında öldüğünü, davalının mirasçılara intikal eden terekeye ait mal varlığını ve aile şirketini daha da büyüteceğine ve dedesini aratmayacağına güvendiklerini, aradan geçen zamana rağmen paylarını alamayınca haklarını talep ettiklerinde davalının “paylarınızı bana devredin” dediğini, bunu reddettikten sonra yaptıkları araştırmada davalının tek mirasçı gibi davranıp işletmenin mal varlığını ve gelirlerini kendisine aktarmak için muvazaalı işlemler yaptığını ve çok büyük bir mal varlığına sahip olduğunu, davalın sahip olduğu mal varlığının kaynağını murisin terekesine ait mal varlığı ve gelirlerin oluşturduğunu ileri sürerek muris muvazaası dahil muvazaalı işlemlerin iptaline, terekeden paylarına düşen hissenin tespit edilerek markanın adlarına tesciline, mümkün olmazsa markanın bugünkü değerinin tespiti ile bedelin tahsili ve işletmeye ait gelirin faizi ile birlikte payları oranında tahsiline karar verilmesini istemişler, aşamadaki açıklamalarında; dava dilekçesini tekrar ederek, 1464 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ½ payının muvazaalı olarak davalıya devredildiğini, kendilerinden gizli tutulan kira kontratı ile muris adına kayıtlı şirketin tüm gelirlerini davalının adına aktardığını belirterek muris muvazaası dahil muvazaalı işlemlerin iptaline, payları oranında markanın adlarına tesciline, mümkün olmazsa markanın bugünkü değerinin tespiti ile bedelin tahsiline karara verilmesini istediklerini bildirmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, murisin 1977 yılında işleri bıraktığını, öncesinde de iddia edildiği üzere murisin tescilli bir markası olmadığını ve bir aile şirketi de bulunmadığını, murisin imalathaneyi kendisine kiraya vermesi ile kendi adı ile ticarete başladığını, öncesinde ortak işler yaptığını, 1978 yılında vergi mükellefi olduğunu, 1982 yılında İmamoğlu markasını adına tescil ettirdiğini, 1999 yılına kadar üretimini murisin sahibi olup ölümü ile de mirasçılarına intikal eden taşınmazda yaptığını, 1981 yılında mirasbırakan …’ın ölümü ile terekesinin açıldığını ve mal varlığını mirasçıları tarafından paylaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
2.İstinaf Nedenleri
Davacılar istinaf dilekçelerinde özetle, dava dilekçesini tekrar ederek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, murisin gıda ve tekstil sektörü dışında altın, döviz ve birçok ticari faaliyetle elde ettiği gelirleri devamlı gıda sektöründeki aile şirketine aktararak olağanüstü gelişme sağladığını, murisin torunu davalının İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra murisin yanında bir müddet çalıştığını, davalıya aile şirketini büyüteceği hususunda güvendiklerini, davalının muvazaalı işlemlerin hangi tarihte hangi resmi kuruluşlara müracaat edilerek yapıldığını, yazılı olarak ikrar ettiğini, mirasçılardan gizli tutulan kira kontratından da bahsettiğini, açılan davayı kabul ettiğini, davalının cevap dilekçesinin üçüncü maddesinin son cümlesinde maddi olayı açıklığa kavuşturarak yazılı ikrarda bulunduğunu, davalının Anayasal teminat altında bulunan miras haklarını kullanarak malvarlığına malvarlığı kattığının sabit olduğunu, Mahkemenin HMK’nın 137. maddesi uyarınca davalıya ait delillerin celbine karar vermesi gerekirken delillerin celbini önlediğini, Mahkemece verilen kesin süre içinde sunulan dilekçenin süresi içinde verilmediği, delillerin sunulmadığı gerekçesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, Mahkemenin usule aykırı karar verdiğini, davalının kendisine yaptığı edinimlerin resmi olarak hükümsüz olduğunu, yapılan işlemler sonucunda kesin hükümsüzlük olan devirlerde hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin işlemediğini, muvazaalı devirlerin murisin gerçek iradesinin açıklığa kavuşturarak maliki bulunduğu mirasçılarının adına ayrı ayrı satışını önlenmek için 54 adet bağımsız bölümden oluşan bina yaptırdığını ve her bağımsız bölüm için 7 mirasçısını da müşterek malik olarak tapu kütüğüne kaydettirdiğini, murisin tek amacının taşınmazların üçüncü kişilere satışının önlenmesi ve aile geleneğini çocuklarının ve torunlarının devam ettirmek arzusu olduğunu, davalının murisin gerçek iradesini bile bile Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1102 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açtığını, mirasçılar arasında paylaşımın mümkün olduğu ve satış yapılamayacağından davanın reddine karar verildiğini, murisin ölümünden 6 ay önce tesir altında imzalattırılan ve mirasçılardan gizli tutulan kontratın mirasçıların haksızlığa uğramalarını önlemek amacıyla yaptığını, davalının dosyaya sunduğu kontratın incelenmeden karar verildiğini, davalının murisin yaşlılığından istifade ederek hareket ettiğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
3. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 08.07.2021 tarihli, 2019/364 Esas ve 2021/1350 Karar sayılı ilamı ile; mirasbırakanın …’nun 25.03.1981 tarihinde ölümü ile gelini ile torunları olan davacılar, torunu davalı ve dava dışı kişilerin mirasçı kaldıkları, murisin çekişme konusu 5 parsel ile 1464 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını kayıtsız ve şartsız torunu davalıya hibe suretiyle temlik ettiği, ayrıca Karpuzatan 32 No’lu Pastırma ve Sucuk İmalathanesini iki yıllığına torunu davalıya kiraladığı, Kayseri 3. Noterliğinin 31.08.1976 tarih, 23921 sayılı Ortaklık Mukavelesiyle kurulan …, … ve Şıh Mehmet Somtaş ortaklığının 31.05.1977 tarihli ibraname ile sona erdiği, Türk Patent ve Marka Kurumu Sicil kaydına göre İmamoğlu markasının 09.12.1982 tarihinde davalı adına 10 yıllığına tescil edildiği, sonraki yıllarda İmamoğlu adıyla 6 ayrı marka tescilinin daha yapıldığı, marka sahibinin davalı olduğu, murisin maliki olduğu taşınmaz paylarını bağış suretiyle torunu davalıya temlik ettiği, bağışın geçerli işlemlerden olan bağış suretiyle yapılan temliklerde 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığı, anılan temlikler bakımından muris muvazaasının söz konusu olmayacağı, murisin pastırma ve sucuk imalathanesini torunu davalıya kira sözleşmesi ile kiraladığı, yine murisin torunu davalıya İmamoğlu markasına ilişkin yapmış olduğu bir devrin bulunmadığı, davacıların muris muvazaasına yönelik iddialarının dosya kapsamı ile ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle, delillerin toplanmadığını, murisin terekesinin ortaya çıkmasının önlendiğini ve taraflı davranıldığını, celbi talep edilen delillerin kamu kurumları tarafından düzenlenen hakimi bağlayan kesin deliller olduğunu, henüz açılmamış olan murisin terekesini davalının kendisine aktardığını, şirketin internet sitesinde muris tarafından kurulduğunun beyan edildiğini, bu durumun haklılıklarını ortaya çıkardığını, davalının cevap dilekçesinde açılmamış terekeyi nasıl kendisine aktardığını ikrar ettiğini, davalının BK’nin 19 uncu, TBK’nin 27. maddesi uyarınca şirketin tüm malvarlığı ve gelirini kendisine aktardığını, davalının iyiniyetli davranmadığını, TMK’nın 677. maddesi uyarınca tereke ile ilgili yapılacak sözleşmelerin yazılı olması gerektiğini, ancak kendilerinin böyle bir yazılı devri olmadığını, davalının yetkisiz olarak kamu görevlileri ile kurduğu danışıklılık sonucunda yaptığı muvazaalı işlemlerin geçersiz olduğunu, Mahkemenin markaya ilişkin gerekçesinin 1974 tarihli İBK’ye aykırı olduğunu, murisin 1464 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payını mirasçıları arasındaki eşitliği ihlal ederek davalıya devrettiğini, bu belgenin mutlaka celbi gerektiğini, murisin ölümünden sonra da mirasçılarının haklarının birbirine geçmesini önlemek amacıyla vakıf senedi yaptığını, murisin yaşlılığından ve hastalığından faydalanılarak ölümünden 6 ay önce tesir altına alınarak kira kontratı düzenlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ile tescili, marka iptali ve tescili, olmazsa bedel istemlerine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706 ncı, Türk Borçlar Kanunu’nun 237 nci ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2.) numaralı paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) numaralı paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL harcın temyiz eden davacılardan alınmasına, 26.04.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.