Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9139 E. 2022/3527 K. 26.04.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9139
KARAR NO : 2022/3527
KARAR TARİHİ : 26.04.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili istemli dava sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince verilen 14.09.2021 tarihli, 2021/223 Esas ve 2021/1264 Karar sayılı ilam yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 26/04/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekilleri Avukat … ve … ile temyiz edilen davalı vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı.
I. DAVA
Davacılar dava dilekçelerinde, mirasbırakan …’in 490 ada 17 parsel sayılı taşınmazdaki 1 numaralı bağımsız bölümünü muvazaalı olarak davalı kızına temlik ettiğini, davalının ev hanımı olduğunu, herhangi bir gelirinin bulunmadığını, devir tarihinde murisin 72 yaşında bulunduğunu, fiil ehliyetinin olduğuna dair rapor alınmadan işlem yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, eşinin emekli ikramiyesi ile taşınmazı satın aldığını, temlik bedelinin rayiçlere uygun olduğunu, murisin davacılar ve kendisi ile bir husumeti bulunmadığını, murisin kendisinin ve eşinin hasta masrafları için taşınmazı sattığını ve bedelini bunun için kullandığını, murisin ayrıca kanser hastalığı nedeniyle ölen oğlunun da bakımını yaptığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, mirasçı olmayan davacı … yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacılar yönünden temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemedeki beyanlarını tekrarla, verilen kısmen kabul kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, hükme dayanak bilirkişi raporunun eksik ve çelişkili olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 14.09.2021 tarihli, 2021/223 Esas ve 2021/1264 Karar sayılı ilamı ile; evladın ana babaya bakması, ihtiyaçlarını gidermesi ahlaki bir zorunluluk olmakla birlikte davalının muris ve annesi ile yaşadığı ve onların işlerini gördüğü, bu şekilde murislerinin hayatını kolaylaştırdığı, özellikle annesine yasal yükümlülüğün üzerinde bakım edimi ifa ettiği, bireylerin yaşlanma ve yaşlılıkta yalnız kalma, bakıma muhtaç hale gelme gibi endişelerle hayatlarının son dönemini rahat geçirmek düşüncesi ile ölünceye kadar bakma ve benzeri birtakım tasarruflar yapmalarının olağan bir durum olduğu, murisin tasarruf tarihinde 73 yaşında olduğu dikkate alındığında kendisi ve eşinin yaşı ve fiziksel durumuna göre ve davacıların mirasbırakan ile arasında mal kaçırmasını gerektirecek bir husumetin ortaya konulamadığı göz önünde tutulduğunda murisin temlikteki gerçek amaç ve iradesinin mirasçılarından mal kaçırmak olmadığı, temlikteki amacın yaşı ilerlemiş kendisi ve eşiyle ilgilenen evladına karşı duyulan minnetin göstergesi ve bakımın devamını sağlamak olduğu, semenin murise ve eşine karşı ifa edilen bakım edimi ile ödendiğinin kabulü gerektiği, ayrıca dosya kapsamına göre davacıların murisin mirasçılarından mal kaçırma kastı ile söz konusu tasarruf işlemini yaptığı iddiasının yöntemince ispatlanamadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, davacı … yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, diğer davacılar yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle, mahkeme kararının kaldırılıp taraflar çağrılmadan yeni bir karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin dosya kapsamı ile çeliştiğini, tanık beyanlarında da belirtildiği üzere davalı ve eşinin murisin yanına taşındığında murisin bakıma muhtaç olmadığını, murisin ikamet ettiği ve tek mal varlığını davalıya devrettiğini, mal kaçırma amacıyla devrin yapıldığını, tek bir mirasçıya yapılan temlikin paylaştırma da kabul edilemeyeceğini, gerekçede belirtilen semenin bakım ile karşılandığı hususunun ispat edilmediğini, kaldı ki davalının hiç bir zaman bakım savunmasında bulunmadığını, davalının ve eşinin murise normalin üzerinde bir bakım yapmadıklarını, davalının eşinin tanık beyanlarının da muvazaa iddiasını doğruladığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706 ncı, Türk Borçlar Kanunu’nun 237. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği belirtilmiştir.
3.2.2. TMK’nın 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmünü düzenlemiştir.
3.2.3. Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, 1/a bendinde de miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş, 2021 yılı itibarıyla HMK’nin 362/1-a bendinde belirtilen 40.000,00TL’lik kesinlik sınırı 78.630,00 TL olarak uygulanmaya başlanmıştır.
3.2.4. Hemen belirtilmelidir ki, pay oranında açılan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.
3.2.5. Diğer taraftan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlar hakkında 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bir karar verilebileceği açıktır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Davacılar … ve …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Somut olayda, mirasbırakan …’ın davalı …’e temlik ettiği dava konusu 1 numaralı bağımsız bölümün keşfen saptanan dava tarihindeki değerinin 240.000,00 TL, davacılar … ve …’in 1/16 miras paylarına isabet eden değerin ise 40.000,00 TL olduğu, bu değerin de 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
3.3.2. Davacılar … ve …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2.) paragraftaki yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, (IV/3) paragrafta yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılar … ve …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
2. Davacılar … ve … yönünden talep temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığından temyiz dilekçelerinin bu davacılar yönünden değerden REDDİNE,
3. 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL harcın temyiz eden davacılar … ve …’dan alınmasına, 26.04.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.