Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9157 E. 2023/1235 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9157
KARAR NO : 2023/1235
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi ile davalının aynı hukuk bürosunda ortak sıfatıyla çalıştıklarını, büronun gelirleri konusunda anlaşmazlığa düştüklerini, davalı ve dava dışı … Taşkıran tarafından davacının dava dışı eşine zorla 100.000,00 TL bedelli bono imzalatıldığını, bonoya ilişkin menfi tespit davası açıldığını, davacının korkutmanın etkisiyle adına kayıtlı 2 parsel sayılı taşınmazdaki 6 nolu bağımsız bölümü satış suretiyle davalıya temlik etmek zorunda kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline olmadığı takdirde taşınmazın temlik tarihindeki değeri üzerinden şimdilik 100.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dışı eşi … …’ nun, müvekkilinin hukuk bürosunda çalıştığı dönemde 317.000,00 TL tutarında parayı zimmetine geçirdiğini, davacının eşinin 100.000,00 TL bedelli senet verdiğini ayrıca yapılan protokol sonucu dava konusu evi 241.112,00 TL bedelle davalının satın aldığını, taşınmaz üzerinde bulunan ipotek bedelini de davalının ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının adına kayıtlı 2 parsel sayılı taşınmazdaki 6 no.lu bağımsız bölümü davalının korkutması nedeniyle davalıya devretmek zorunda kaldığı iddiası ile yaptığı şikayet üzerine yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilerek kesinleştiği, tüm dosya kapsamından davacının taşınmazı korkutma sonucu davalıya devrettiği iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında alacak – borç ilişkisi bulunmadığını, dava konusu taşınmazın davacının eşinin borcuna karşılık devir edildiği iddiasının davalı tarafından ispatlanamadığını, taşınmazın keşfen saptanan değerinin 310.000,00 TL olduğu, davalının alacak iddiasında bulunduğu miktarın 317.000,00 TL olduğu, davalının davacı hesabına toplam 226.276,24 TL yatırmış olmasının izahı bulunmadığını, zira tanık … Taşkıran’ın Savcılık beyanında davacının hesabına yatırılan paraların elden tekrar davalıya iade edildiğini beyan ettiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf talepli dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, korkutma (ikrah) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 37. maddesine göre, bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK’nın 38. maddesinde belirtildiği üzere korkutmadan (ikrahtan) söz edilebilmesi için, tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir.

Hemen belirtmek gerekir ki, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir. (TBK madde 39) Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için, yerine getirilen edim istihkak davası (tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun (HMK) 190. maddesi şöyledir:
“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”,

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. Maddesi şöyledir:
“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 120,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.