Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9308 E. 2023/1241 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9308
KARAR NO : 2023/1241
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Ret

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil ile bedel davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1.Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı, mirasbırakan …’ın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla 2713 ada 90 parsel sayılı taşınmazı ikinci eşi …’ye satış suretiyle temlik ettiğini, satışın gerçek olmadığını, mirasbırakanın ölümünden sonra …’nin taşınmazı yeğeni … …’e temlik edip geri aldığını, bu arada taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, daha sonra …’ın ölümü üzerine taşınmazın mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçılardan bir kısmının intikali müteakip paylarını davalı … ile diğer davalı şirkete satış suretiyle devrettiklerini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı taktirde taşınmazın belirlenecek rayiç değerinden miras payına isabet eden kısmın tahsiline karar verilmesini istemiş, 18.09.2013 tarihinde ıslah suretiyle bedele yönelik talebini bilirkişi raporu ile belirlenen ve 3/4 miras payına isabet eden 148.680,00 TL olarak artırdığını bildirmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılar … ve …, mirasbırakanın ölümünden itibaren 33 yıl geçtiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın … tarafından bedeli karşılığında satın alındığını, elde edilen bedel ile mirasbırakan tarafından çalıştığı kuruma dava açılarak emekli olmasının sağlandığını, muvazaanın olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.

2. Davalı … Mim. Orm. Ürn. Dek. Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti, davacının iddia ettiği vakıaları hangi delille ispat edeceğini açıklamadığını, dava dilekçesinin usule aykırı olduğunu, kendileri bakımından bir iddiada bulunulmadığını, dava değerinin düşük gösterildiğini, davanın zamanaşımının dolduğunu, dava konusu yere komşu parselde kat karşılığı inşaat yapımı için sözleşme yaptığını, maliyeti düşürmek için dava konusu taşınmazdaki payı da bedelini ödeyerek satın aldığını, diğer payları almak için de harekete geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.12.2013 tarihli ve 2012/198 E., 2013/683 K. sayılı kararıyla; çekişme konusu taşınmazı mirasbırakanın ikinci eşi …’ye mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiği, davalılar … ve …’in … mirasçıları olup muvazaayı bilecek konumda oldukları, davalı şirketin ise iyi niyetli üçüncü kişi olduğu, el ve iş birliği içinde hareket ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar … ile … vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.

2. Dairenin 02.07.2015 tarihli ve 2014/8047 Esas, 2015/9652 Karar sayılı kararıyla; “…her ne kadar davacı taraf tanık deliline dayanmış, ayrıca tanık listesi vermemiş, davacı vekili 11.10.2013 tarihinde tanık dinletmeyeceğini bildirmişse de, davalılar da tanık deliline dayanmış, davalı şirket tanık ismi bildirmiş olmasına rağmen Mahkemece davalıların tanıkları dinlenmemiş, mmirasbırakan ile ikinci eşi …’nin ne zaman evlenmiş oldukları da tespit edilmemiştir. Hâl böyle olunca; Mahkemece, yukarıdaki açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, mirasbırakanın ikinci eşi … ile ne zaman evlendiğinin tespit edilmesi, davalı tanıklarının dinlenmesi ile mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazı temlikindeki gerçek iradesinin ne olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması, ondan sonra davalıların yukarıda açıklanan olgular gözetilerek durumlarının irdelenmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.09.2018 tarihli ve 2016/196 Esas, 2018/352 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

C.İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalılar … vekili ile … vasisi temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 03.06.2020 tarihli ve 2019/1511 Esas, 2020/2510 Karar sayılı kararıyla; “davacı vekili 11.10.2013 tarihli celsede tanık dinletmeyeceğini bildirmiş, bozma sonrası dinlenen davalı şirket tanıkları özetle; davalı şirketin dava konusu taşınmazı kat karşılığı inşaat yapmak üzere bedeli karşılığında satın aldığını, hatta dava konusu parselin yanındaki dava dışı parseli de davalı şirketin aldığını, mirasçılar arasında ihtilaf olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, davalı … tanıkları ise özetle; muris …’ın dava konusu taşınmazı eşi …’ye sattığını, …’nin çalışmalarının karşılığında yaptığı birikim ile dava konusu taşınmazın yapımının sağlandığını, bu nedenle devir işleminin gerçekleştiğini beyan ettiklerinden dosya kapsamı ve tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde dava konusu temlik işleminin mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldığının davacı tarafından kanıtlandığını söyleyebilme imkanı yoktur. Hal böyle olunca, hükmü temyiz eden davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemesince İkinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/106 Esas, 2021/150 Karar sayılı kararıyla; davalı … yönünden açılan davanın muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine, diğer davalılar yönünden ise verilen kararın önceki bozma kapsamında temyiz taleplerinin reddedilmesi üzerine kesinleştiği gerekçesiyle, tekrar bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakan tarafından dava konusu taşınmazın öncelikle ikinci eşi …’a muvazaalı olarak, ondan da diğer davalılara aynı şekilde devredildiğini, dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere mirasbırakanın ikinci evliliğini yaptığı …’ın uzun süreden beri gözlerinin görmediğini, düzenli bir gelirin olmadığını, dolayısıyla dava konusu taşınmazı satın alabilecek ekonomik güce sahip olmadığını, davalı şirkete dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak devredildiğini, davalı şirketin taraflar arasındaki öncesine dayalı işlemlerden haberdar olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedel istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de … Medeni Kanunu’nun 706., … Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras … çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, … ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna ve bozma kararına uygun olup davacı tarafın temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,

Alınması gereken 120,60 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına;

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.