YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9517
KARAR NO : 2021/7474
KARAR TARİHİ : 02.12.2021
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis davası sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinden verilen hükmün Dairece bozulması üzerine, verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası Dairemize gönderilmiş olmakla, Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babaları …’ın … parsel sayılı taşınmazını davalı oğlu …’a satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, yapılan işlemin gizli bağış niteliğinde olduğunu, mirasbırakanın davalıyı daha çok sevdiğini, dava konusu taşınmazı satması için bir nedeni bulunmadığını, ölünceye kadar da bu taşınmazı kullandığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde tenkisini istemiştir.
Davalı, temlikin bedel karşılığı gerçek bir işlem olduğunu, muvazaalı olmadığını, mirasbırakanın evin yapımı sırasında çevreden ve kendisinden borç aldığını, ve daha sonra borçlarını ödeyebilmek için taşınmazı satmak istediğini, bunun üzerine taşınmazı satın aldığını, satış bedelini ödeme gücünün bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın davalı tarafından istinafı üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak temlikin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; “…Somut olaya gelince; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerindeki evin yapımına davalının katkısının bulunduğu, yapılan temlikin mal kaçırma amaçlı olmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının mirasbırakana ait taşınmaz üzerindeki binaya katkıda bulunduğu yönündeki iddiasının ayrı bir davada ileri sürülebilmesi mümkün olduğu gibi satış işleminin gerçek olduğu sonucunu doğurmayacağı da sabittir. Tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanıkların beyanları göz önüne alındığında mirasbırakanın davalıya yaptığı temlikin mal kaçırmak amaçlı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1931 doğumlu mirasbırakan …’ın 22/04/2011 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu … ve davalı oğlu …’ün kaldıkları, mirasbırakan Yusuf’un, adına kayıtlı … parsel sayılı çekişme konusu taşınmazın tamamını 29.12.2009 tarihli satış işlemi ile davalı oğluna devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz üzerindeki evin yapımına davalının katkısının bulunduğu gerekçe gösterilerek temlikin mal kaçırma amaçlı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının mirasbırakana ait taşınmaz üzerindeki binaya katkıda bulunduğu yönündeki iddianın ayrı bir davada ileri sürülebilmesi mümkün olduğu gibi satış işleminin gerçek olduğu sonucunu doğurmayacağı da sabittir. Tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarından temlikin mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Bu durumda, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki bozma kararı yerinde olduğu için, bozma kararının düzeltilmesine gerek görülmediğinden, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun’un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.