YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9536
KARAR NO : 2022/1920
KARAR TARİHİ : 09.03.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce mahkeme kararının bozulmasına dair verilen karara Mahkemece uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ilişkin verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, tapulamaca 776 ve 777 parsel sayılı taşınmazların Ziraat Mektebi Ebniyesine Havi Tarla vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde Sultan Beyazıt Veli Vakfından şerhi bulunduğunu, beyanlar hanesine, 17.10.2006 tarihli ve 16826 yevmiye ile İstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 14.09.2006 tarihli 183 nolu kararı ile “koruma altına alınmıştır” şerhinin bulunduğunu, 776 parsel üzerindeki binanın ise 02.04.1996 tarihli ve 415 yevmiye ile korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edildiğini, anılan taşınmazların davacı adına olan tescil kaydının 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesine istinaden iptal ile davalı … adına tescil edildiğini, tescil işleminin hukuki ve fiili duruma uymadığını ileri sürerek taşınmazların tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, taşınmazların “Vakıf Kökenli” olduğunu, Vakıflar Yasası 30. madde uyarınca “Sultan Beyazıt Vakfı” adına tescil edildiğini, tarla kısmının Ziraat Mektebinin tamamlayıcısı olduğunu, Sultan Beyazıt Vakfının mazbut vakıf olduğunu, üzerinde bulunan binanın 02.04.1996 tarih ve 415 yevmiye ile korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edildiğini, 5737 sayılı Yasa’nın 30. maddesi uyarınca tescilin doğru olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın 3533 sayılı Kanun’dan kaynaklandığı, uyuşmazlığa hakem sıfatıyla bakılması gerektiği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. TemyizYoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 22.10.2013 tarihli ve 2013/12455 E., 2013/14336 K. sayılı kararıyla; ‘’ … 29/06/1938 tarihli 3533 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca, umumi mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya belediye veya hususi idarelere ait daire ve müesseseler arasındaki ihtilafların tahkim yolu (hakem sıfatıyla) ile çözümlenmesi gerekeceği muhakkaktır. Diğer taraftan, eldeki davanın taraflarının anılan Kanun’un 1. maddesinde belirtilen kuruluşlardan olduğu da sabittir. Ne var ki, 03/07/2003 tarihinde kabul edilip 19/07/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile 3533 sayılı Kanun’un 4. maddesi hükmü değiştirilmiş, taşınmazın aynı ile ilgili uyuşmazlıkların bu maddenin kapsamı dışına çıkarılarak genel mahkemelerde çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır.Hal böyle olunca, eldeki davanın taşınmazın aynıyla ilgili olduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi yerine görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir… ‘’ gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.06.2016 tarihli ve 2014/71 E., 2016/505 K. sayılı kararıyla; Vakıf kültür varlığı olarak tescil edilen yapının sonradan inşa edildiği ve vakıf yoluyla meydana gelmediği anlaşıldığına göre, dava konusu taşınmazların mazbut vakfı adına tescil edilebilmesi için aranan şartların gerçekleşmediğinin bilirkişi raporu ile anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
5. Bozma Kararı
Dairenin 22.10.2013 tarihli ve 2013/12455 E., 2013/14336 K. sayılı kararıyla; ‘’ … dava konusu taşınmazların dava devam ederken 25.10.2010 tarihinde imar gördüğü, 776 parsel sayılı taşınmazın 853 ada 3 parsele dönüştüğü ve Sultan Beyazıt Vakfı adına kayıtlı olduğu, 777 parsel sayılı taşınmazın da 853 ada 1 parsele dönüştüğü Hazine ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı adına imar ile kayıtlı iken, Hazinenin maliki olduğu …payı Sultan Beyazıt Vakfına devrettiği ve dava dışı Toplu Konut İdaresi Başkanlığının ise maliki olduğu … payı, dava dışı T.C. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesine 27.03.2013 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 125/1. maddesi “Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” hükmünü içermektedir. Kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır. Hal böyle olunca, 6100 saylı HMK’nın 125/1. maddesi gözetilerek gerekli usuli işlemlerin yerine getirilmesi, ondan sonra işin esası hakkında karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle bozulmuştur.
6. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.07.2021 tarihli ve 2020/323 E., 2021/363 K. sayılı kararıyla; davacı ve davalı yargılama sırasında devredilen pay yönünden davayı takip etmediğini beyan etmiş ve Mahkemece Sabahattin Zaim Üniversitesine temlik edilen pay yönünden dava takip edilmediğinden ve 3 ay süre geçmesine rağmen yenilenmediğinden bu kısma yönelik talep bakımından davanın açılmamış sayılmasına, diğer talepler yönünden; dava konusu taşınmazlara ilişkin tapulama tutanaklarında taşınmazın vasfı kısmında “Ziraat Mektebinin ebniyesini havi tarla Sultan Beyazıt Veli Vakfından” ibarelerinin yer aldığı, İstanbul 2 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ile üzerindeki binanın Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tescil edildiği, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan vakfiye incelendiğinde taşınmazın bulunduğu, Küçükçekmece ve Halkalı’nın da vakfiye kapsamında vakfedilen yerler olarak yer aldığı gözetilerek aslı vakıf olan taşınmazların Vakfı adına devri gerçekleştiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 853 ada 1 parsele dönüşen ve vakıf adına kayıtlı olup takibe devam ettiği payla ilgili ilk kararda vakıf yoluyla meydana gelmediğinden kabul kararı verilmesine rağmen şimdiki kararda dosya kapsamında değişen hiç bir şey olmamasına, aksini belirten yeni rapor alınmamasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin çelişki yarattığını, dava konusu yerin miri arazilerden olup bunların mülkiyetinin vakfa geçmeyeceğini, taşınmazın cinsi kısmında yer alan şerh yeterli görülürse İstanbul’un tamamının Sultan Beyazıt Veli Vakfına ait olacağını, oysa mahkemenin arazinin mülk arazi mi vakıf arazi mi olduğunu, arazinin kendisinin mi yoksa sadece gelirinin mi vakfedildiğini ve bu vakıfların sahih mi gayri sahih mi olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, 04.09.2015 tarihli önceki raporda yerin vakıf yoluyla meydana gelen yer olmadığı, üzerindeki yapı kültür varlığı olsa da sonradan yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle Vakıflar Kanunu 30. madde şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, ayrıca resen belirlenecek sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.
9. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, aslının vakıf olduğu iddia edilen taşınmazın tapu iptal ve tescili isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
5737 sayılı Yasa’nın 30. maddesi ile “Vakıf yoluyla meydana gelip de, her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş, vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur.” hükmüne, Yönetmeliğin 178. maddesinde ise “ (1) Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları tapu sicil müdürlüğünce mazbut vakıfları adına tescil edilir. (2) Vakıf yolu ile meydana gelen kültür varlıklarının tespiti; vakfiyeler, vakıf veya tapu kütüklerindeki kayıtlar, kadastro tespit evrakı, fermanlar, beratlar, atik senetler, yoklama kayıtları, kitabeler, tarihi kayıtlar, müze kayıtları, tescil kayıtları ile mülkname, temessük, tefviz, hazine-i hassa, mütevelli, mültezim, sipahi senetleri gibi belgelerden biri veya birkaçı ile yapılır. (3) Eserin vakıf yoluyla meydana gelmiş vakıf kültür varlığı olduğunun ikinci fıkrada belirtilen belgelerle tespiti halinde bölge müdürlüğünün talebi üzerine mazbut vakıfları adına tescili yapılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6.3. Değerlendirme
Hükmüne uyulan ve (IV/2) numaralı paragrafta belirtilen bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, (IV/6) numaralı paragrafta yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gereklerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince temyiz edenden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.