Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9703 E. 2022/4079 K. 24.05.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9703
KARAR NO : 2022/4079
KARAR TARİHİ : 24.05.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili, olmazsa tenkis ve ecrimisil istemli dava sonunda Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13.07.2021 tarihli ve 2021/267 Esas ve 2021/442 Karar sayılı ilamı yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 24/05/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat … ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat … geldiler, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçelerinde, mirasbırakan …’in paydaşı olduğu 1297 ada 7 parsel sayılı taşınmazı ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalı gelinine devrettiğini, temlikin kız çocuklarından mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, mirasbırakanın işlem tarihinde ehliyetli olmadığını, okuma yazması olmayan mirasbırakanın korkutulması ve hataya düşürülmesi ile taşınmazın davalıya temlik edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescile, olmazsa tenkise ve temlik tarihinden itibaren şimdilik 2000 TL ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, felçli olan mirasbırakana kendisinin baktığını, muvazaanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacılar istinaf dilekçelerinde özetle, murisin kız çocuklarından mal kaçırmak için ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaptığını, murisin 85 yaşında taşınmazını devrettiğini, davalı ve eşinin 25 yıldır taşınmazda oturduğunu, mahkemenin kendi tanıklarının beyanlarını dikkate almadığını, mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 17.12.2019 tarihli, 2019/1394 Esas ve 2019/1798 Karar sayılı kararı ile; ehliyetsizlik iddiası yönünden Adli Tıp Kurumu’nun 26/03/2018 tarihli raporunda murisin 26.08.2011 tarihinde fiili ehliyetini haiz olduğu gerekçesiyle, muris muvazaası iddiası yönünden ise murisin taşınmaz hissesini 26.08.2011 tarihinde gelini olan davalıya ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiği, hisse karşılığının 2 daire 5 dükkanlı yapı olduğu, murisin 2008 yılında felç geçirdiği, bir dönem yatalak kaldığı, yine 2008 yılında 2. eşinden boşandığı, murisin davalı ile karşılıklı dairelerde oturduğu, oğlu ile bir dönem aralarının bozuk olduğu, taraf tanıklarının beyanları uyarınca kendisi ile gelini davalının ilgilendiği, murisin yaşadığı rahatsızlık ve eşinden boşanmış olması nedeniyle bakım ihtiyacının oluştuğu ve kendisi ile ilgilenen davalı gelinine taşınmaz hissesini devrettiği, murisin amacının mirasçılarından mal kaçırmak olmayıp, kendi bakımını sağlamak olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 17.03.2021 tarihli, 2020/638 Esas ve 2021/1514 Karar sayılı kararıyla “…Hemen belirtilmelidir ki; Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu’nun mirasbırakanın işlem tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğuna ilişkin raporu ve mirasçı tarafından mirasçı olmayan kişiye karşı ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak miras payı oranında açılan tapu iptali ve tescil davasının dinlenme olanağı bulunmadığı da gözetilmek suretiyle ehliyetsizlik iddiasına dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır… Tüm dosya içeriği itibari ile, mirasbırakanın bakım ve gözetim amacını taşınmazdaki payının bir kısmını bakım borçlusuna devretmek suretiyle de gerçekleştirebilecekken, ölünceye kadar bakım akdi ile tek taşınmazının tamamını davalı gelinine temlikinde, bakıp gözetilme koşulunun değil de diğer mirasçılardan mal kaçırma düşüncesinin ön planda tutulduğu ve bu iradeyle işlemlerin gerçekleştirildiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ortadan kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 13.07.2021 tarihli ve 2021/267 Esas ve 2021/442 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle, mahkemece hiçbir araştırma yapmadan uyulan bozma ilamınca hüküm kurulduğunu, davacıların davalarını ispat edemediklerini, bozma kararının hatalı değerlendirme ile verildiğini, Yargıtay’ın dahi murisin iradesini sınırlayamayacağını, davacıların davasının ispat edemediklerini, taşınmazın değerinin düşük olduğunu, üzerinde iki daire ve beş dükkan bulunduğunun aldatıcı olduğunu, hepsinin satılması halinde dahi 90-100 m2 bir ev ancak alınabilineceğini, bu nedenle bunun bölünüp temlik etmesi gerekirdi şeklindeki yorumun amacını aştığını ve murisin iradesini sınırladığını, 80 yaşındaki murise beş yıl bakıldığını ve murisin bu süreçte yatalak olduğunu, bakım borcunun yerine getirdiğini, temlikin mal kaçırma iradesi ile değil, davacıların yerine getirmediği evlatlık görevi için minnet ve teşekkür iradesi ile yapıldığını, mahkeme kararında da belirtildiği üzere murisin kızlarından mal kaçırmasını gerektirir bir durumun bulunmadığını, murisin davacıların çocuklarına düğünleri için altın verdiğini ve maddi yardımlarda bulunduğunu, bu nedenle ecrimisil istenemeyeceğini, kendi çocukları evlenmediği için murisin onlara bu şekilde bir yardımda bulunmadığını, davacıların yalan söylediklerini murise bakmış olsalardı tedavi evrakı sunacaklarını, davacıların vekilinin de müvekkillerine eşlik ederek yalan söylediğini ve Dairenin onun hakkında TCK’nin 206. maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunmasını talep ettiklerini, murisin amacının bakımını sağlamak olduğunu, sözleşme öncesi süre ile birlikte 10 yıllık bakımı yok saymanın ve yalanlamanın, ayrıca murisin iradesine de değer vermemenin, yargılamanın başından beri dosyayı zehirleyen kötü niyetli davacılar vekili eylemlerini ödüllendirmek manasına geldiğini, tek bir taşınmazın devredilmesinin her olayda muvazaalı olduğu sonucuna varılmasının doğru olmadığını, taşınmazın kat mülkiyeti tesis edilmemiş olduğunu, ölçüsüzlük mevcut ise bunun sebebinin bağışlama değil mirastan mahrum bırakma iradesi olduğunu, murisin kendisine yıllarca baktığı için mutlu olmasını istediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili, olmazsa tenkis ve ecrimisil istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706 ncı, Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
6.3. Değerlendirme
(V.2.) paragrafta belirtilen hükmüne uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde işlem yapılarak (V.3.) paragrafta belirtildiği şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacılar vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 6.734,00 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24.05.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.