Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9813 E. 2022/2786 K. 05.04.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9813
KARAR NO : 2022/2786
KARAR TARİHİ : 05.04.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonucunda, Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, bir kısım davacılar … ve müşterekleri vekili tarafından süresi içerisinde temyiz, davacılardan … vekili tarafından süresi içerisinde duruşma istekli olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 05/04/2022 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine, temyiz eden bir kısım davacılar … ve müşterekleri vekili Avukat …, temyiz eden davacı … vekili Avukat … ve temyiz edilen davalı Hazine vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen davacı … ve diğerleri gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar … ve müşterekleri vekili; kadastro sırasında dava konusu taşınmazların, 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığından bahisle Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ve taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının beyanlar hanesine ayrı ayrı taşınmazların müvekkillerinin zilyetliğinde olduğuna dair şerh verildiğini ancak taşınmazların bulunduğu bölgenin Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü tarafıdan sit alanı olmaktan çıkarıldığını, taşınmazlarda müvekkilleri lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine tarafından davaya cevap verilmemiştir.
2. İhbar olunan … tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Akseki Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/05/2014 tarih, 2013/99 Esas, 2014/125 Karar sayılı kararıyla; her ne kadar kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazlar 1. Derece Arkeolojik Sit alanı içerisinde bulunduğu gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiş ise de, dosya arasında bulunan …/Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 25/09/2013 tarih, 3463 sayılı yazı cevabından, öncesinde dava konusu taşınmazların, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 10/11/2003 tarih, 6059 sayılı kararı ile Erymna Antik Kenti 1. Derece Arkeolojik sit alanı olarak tesciline karar verildiği ancak daha sonra, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 23/03/2011 tarih, 5000 sayılı kararı ile sit alanı dışında bırakıldığının anlaşıldığı, taşınmazların sit alanı dışında kaldığının dosya arasında bulunan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu ve taşınmazlarda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 472 ada 13, 14, 21, 23, 24, 32, 33 ve 480 ada 9 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile 472 ada 13 parsel sayılı taşınmazın davacı …, 472 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davacı …, 472 ada 21 parsel sayılı taşınmazın davacı …, 472 ada 23 parsel sayılı taşınmazın davacı …, 472 ada 24 parsel sayılı taşınmazın davacı …, 472 ada 32 parsel sayılı taşınmazın davacı …, 472 ada 33 parsel sayılı taşınmazın davacı …, 480 ada 9 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19/03/2019 tarih, 2019/655 Esas, 2019/1930 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, dava konusu taşınmazların, 2007 yılında yapılan kadastro tespitinde, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 23/03/2005 tarih ve 321 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, davanın, kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davası olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi kapsamındaki bu tür davalarda uyuşmazlığın, tespit tarihi itibariyle mevcut olan hukuki duruma göre çözümlenmesi gerektiği, tespit tarihi itibariyle taşınmazların 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı sabit olup, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 11’inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin, 30/05/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanunla değiştirildiği ve buna göre kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların, zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği hükmünün getirildiği ve bu değişikliğin kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da uygulanacağının 2863 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddesinde belirtildiği, bu yasal düzenlemeler karşısında, dava konusu taşınmazların sonradan alınan idari kararla arkeolojik sit alanı dışına çıkarılmış olmasının, idari kararların geçmişe dönük hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmaması nedeniyle hüküm ifade etmeyeceği değerlendirilerek, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının isabetsizliğine” değinilmek suretiyle bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Akseki Asliye Hukuk Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 23/06/2021 tarih, 2020/69 Esas, 2021/116 Karar sayılı kararla; hükmüne uyulanbozma kararında belirtilen gerekçeler uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
4. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde bir kısım davacılar … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz, davacılardan … vekili tarafından duruşma istekli temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
5.1. Bir kısım davacılar … ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların sonradan alınan idari kararla arkeolojik sit alanı dışını çıkarıldığı hususunun doğru olmadığını, …/Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 2003 tarihli kararında yapılan hatanın, Müdürlük tarafından 2011 yılında alınan kararla giderildiğini, yani taşınmazların aslında başından beri sit alanında olmadığının anlaşıldığını, bu hususun Mahkemece yapılan araştırma sonucunda da tespit edildiğini, dosya arasında bulunan yazı cevaplarında, karardaki hatanın harita ölçeklerinden kaynaklandığının belirtildiğini, Yargıtay incelemesi sırasında dosya arasında, … ile Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü kararlarının mevcut olmadığını, kurumlarla yazışmaların bozma sonrasında yapıldığını, 2003 tarihli hatalı kararın 2011 yılında geri alındığını, bu durumda 2007 yılında yapılan kadastro tespiti hatalı karar üzerine yapıldığından, 2011 yılı itibariyle tespitin dayanağının da kalmadığını beyan ederek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
5.2. Davacılardan … vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların kadastro tespiti sırasında, 2003 tarihli hatalı idari karar ile sit alanı içerisindeymiş gibi Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ancak harita ölçeklerinden kaynaklanan hatanın 2011 tarihli kararla geri alındığını, böylece taşınmazların zaten hiçbir zaman sit alanı içerisinde olmadığının tespit edilmiş olduğunu, hiçbir zaman sit alanı içerisinde olmayan dava konusu taşınmazda müvekkili lehine zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiğini beyan ederek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Kadastro sonucunda Antalya/İbradı/Ormana Mahallesi çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 472 ada 13 parsel sayılı 2.739,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu ve …’in zilyetliğinde bulunduğu şerhi verilerek; 472 ada 14 parsel sayılı 3.032,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu ve…’in zilyetliğinde bulunduğu şerhi verilerek; 472 ada 21 parsel sayılı 2.130,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu ve …’ın zilyetliğinde bulunduğu şerhi verilerek; 472 ada 24 parsel sayılı 1.712,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu ve …’in zilyetliğinde bulunduğu şerhi verilerek; 472 ada 32 parsel sayılı 902,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu ve …’in zilyetliğinde bulunduğu şerhi verilerek; 480 ada 9 parsel sayılı 4.614,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise beyanlar hanesine 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu ve …’in zilyetliğinde bulunduğu şerhi verilerek, taşınmazların ayrı ayrı 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Dava; tespit öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 11/1. maddesi;
“Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. (Değişik ikinci cümle: 22/5/2007-5663/1 md.) Ancak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesi; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
6.3. Değerlendirme
Dava ve temyize konu taşınmazlar, az yukarıda açıklandığı üzere 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı gerekçesiyle ayrı ayrı Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, davacılar … ve müşterekleri, dava konusu taşınmazların sit alanı içerisinde bulunmadığını ve taşınmazlarda lehlerine zilyetlikte iktisap koşullarının oluştuğunu ileri sürerek dava açmışlardır.
Bozma öncesinde yapılan yargılama sırasında, Mahkemece Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, dava konusu taşınmazların sit alanı içerisinde bulunup bulunmadığı sorulmuş, Müdürlükten gelen 27/02/2014 tarihli yazı cevabında; Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 10/11/2003 tarih, 6059 sayılı kararıyla, Ormana beldesinin güney doğusunda bulunan Erymna Antik Kenti’nin sınırlarının 1/25000 ölçekli haritada belirlendiği, dava konusu taşınmazların bu haritaya göre 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı, bilahare Ormana Belediye Başkanlığının 23/02/2011 tarih, 61 sayılı yazısıyla, söz konusu sit alanının sınırlarının yeniden incelemeye tabi tutulmasını talep ettiği, bunun üzerine Müdürlük uzmanları tarafından mahallinde tekrar inceleme yapıldığı ve Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 23/03/2011 tarih, 5000 sayılı kararıyla, yeni yapılan yüzey araştırması sonucunda Erymna Antik Kenti’nin sınırlarının 1/5000 ölçekli haritada yeniden düzenlendiği, böylece daha önce sit alanı içerisinde bulunan dava konusu taşınmazların Erymna Antik Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı dışında bırakıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Bozma sonrası, ihbar olunan …, 26/10/2020 tarihli yazıyla; dava konusu taşınmazların Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 10/11/2003 tarih, 6059 sayılı kararıyla Erymna Antik Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği, sit sınırlarının o dönemki harita imkanları ile 1/25000 ölçekli haritada belirlendiği, bölgede yapılması düşünülen “planma çalışmaları” sırasında Müdürlük uzmanlarınca sit sınırlarının güncel harita altlıkları ile yeniden yerinde incelendiği, inceleme sonucunda 23/03/2011 tarih, 5000 sayılı kararla sit sınırlarının 1/5000 ölçekli kadastral sit paftasında yeniden düzenlendiği, eski haritada ölçekten kaynaklı bir durum oluştuğundan, güncel haritalarda sit paftasının daha sağlıklı olarak belirlendiği, güncel haritalara göre de dava konusu taşınmazlar sit alanı dışında kaldığı için davanın takibinde Bakanlık tarafından yarar görülmediği belirtilmiştir.
Söz konusu yazı üzerine Mahkemece 10/11/2020 günlü celsede Kültür ve Turizm Bakanlığına müzekkere yazılarak, 2003 yılında sit alanı içerisinde olduğu belirtilen dava konusu taşınmazların 2011 yılında ne sebeple sit alanı dışında bırakıldığının sorulmasına karar verilmiştir. Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 14/12/2020 tarihli cevabi yazısıyla; Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kurulunun 10/11/2003 tarih, 6059 sayılı kararıyla dava konusu taşınmazların 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığının belirlendiği ancak sit sınırlarının o dönemki harita imkanları ile 1/25000 ölçekli haritada gösterildiği, bilahare güncel harita altlıkları ile sit sınırlarının yeniden yerinde incelemesinin yapıldığı ve 1/5000 ölçekli kadastral sit paftasının oluşturulduğu, sit sınırlarının farklı çıkmasının sebebinin “sehven bir alımdan ziyade, harita ölçeklerinden kaynaklı bir durum olduğu” belirtilmiştir. Şu halde dava konusu taşınmazların 1. derece arkeolojik sit alanında kalıp kalmadığı, 1. derece arkeolojik sit alanında kalmıyorsa başkaca bir sit alanında kalıp kalmadığı hususunda tereddüt hasıl olmaktadır.
2863 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin ilk metninde, derece ayrımı yapılmaksızın sit alanlarının koşulları oluştuğu takdirde kazanılması mümkün bulunmaktaydı. 27/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5226 sayılı Yasa’nın 5. maddesiyle 2863 sayılı Yasa’nın 11. fıkrasında yer alan koruma alanları ibaresinden sonra gelmek üzere “sit alanları” sözcüğü eklenmiş ve bu tarihten itibaren sit alanlarının da kazanılması yasaklanmıştır. Ancak, 30/05/2007 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 22/05/2007 tarihli, 5663 sayılı Yasa uyarınca 11. maddenin 2. cümlesi değiştirilmiş, “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez” hükmüne yer verilmiştir. 11. maddenin değişik son şekline göre, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarının iktisabı mümkün değildir. Ancak, doğal sit alanı olarak tescilli taşınmazlar ile 3. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmazların yasal koşulların oluşması halinde zilyetlik yoluyla kazanılmaları mümkündür.
Somut olayda; Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazların sit alanında kalıp kalmadığı, kalıyorsa hangi sit alanında kaldığı konusunda oluşan tereddüt giderilmeksizin karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, taşınmazların niteliğinin belirlenmesi yönünden sit haritası uygulamasının arkeolog bilirkişinin de katılımı ile yapılması gerektiği düşünülmemiş, mahallinde yapılan keşif sonrası dosya arasına aldırılan ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazların üzerinde ayrı ayrı meyve ağaçları ve bağlar bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen ağaçların ve bağların kaç yaşında olduğu belirtilmemiş, taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile ilgili olarak hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır.
Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca ulaşmak için Mahkemece öncelikle, dava ve temyize konu taşınmazların kadastro paftasının onaylı örneği eklenmek suretiyle Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan dava ve temyize konusu taşınmazların hangi derece ve nitelikteki sit alanı kapsamında kaldığını gösteren tüm karar, harita ve belgelerin onaylı suretleri getirtilerek dosyasına konulmalı, taşınmazların tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç ayrı zaman dilimine ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulduktan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile teknik bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, ziraat mühendisi bilirkişi ve arkeolog bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte, öncelikle Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan gelen harita ve belgeler yöntemince zemine uygulanarak, dava ve temyize konu taşınmazların 1., 2. ve 3. derece doğal ya da arkeolojik sit alanları kapsamında kalıp kalmadığı kesin olarak saptanmalı, kadastro paftası ile doğal ve arkeolojik sit paftaları ayrı ayrı çakıştırılarak, taşınmazların konumu bu haritalar üzerinde gösterilmeli; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişi ve arkeolog bilirkişiden, sit alanı haritaları ile kadastro paftasını çakıştırması istenilerek, dava ve temyize konu taşınmazların doğal ya da arkeolojik sit alanında kalıp kalmadıkları, kalmakta iseler hangi derecedeki sit alanında kaldıkları hususunda ve ayrıca taşınmazların sit haritaları üzerindeki konumlarını da gösterir şekilde ayrıntılı rapor aldırılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazların tarımsal niteliğini bildiren, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş şekli ve süresini açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısı, eğimi ve bitki desenini irdeleyen, önceki ziraat bilirkişi raporunu da değerlendiren, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş ve sınırları işaretlenmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarında, stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak, taşınmazların, önceki ve şimdiki niteliği, taşınmazların ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu konusunda ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, bir kısım davacılar … ve müşterekleri vekili ile davacılardan … vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmaya gelen davacılar vekili için 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen Hazineden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05/04/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.