YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9843
KARAR NO : 2022/1101
KARAR TARİHİ : 14.02.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı …, 298 ada 25 parsel sayılı taşınmazda davalı ve dava dışı kişilerle birlikte paydaş olduklarını, davalı …’in ortağı ve yöneticisi olduğu şirketin merkezi olarak kullanmak suretiyle taşınmazın tamamını işgal ettiğini ileri sürerek asıl davada; 01.01.2006-31.12.2006 dönemine ilişkin 100.000,00TL ve birleştirilen davada; 01.01.2007-31.12.2007 dönemine ilişkin 100.000,00 TL ecrimisilin tahsilini istemiştir.
Davalı, tarafların kardeş olup aynı zamanda taşınmazı kullanan … … San.ve Tic. Ltd. Şti.nin ortağı olduklarını, dava konusu taşınmazı şirketin davacının bilgisi ve onayı ile kullandığını, intifadan men edilmediğini, taşınmaza yıllarca bakıp, iyileştirme masrafları yaptığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, ıslah ile talep edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, Dairece “…Somut olayda, dava konusu taşınmaz 01.01.2003 tarihli kira sözleşmesi ile davalı … tarafından … … San.ve Tic. Ltd. Şti.ye kiraya verilmiş, taşınmazın paydaşlarından … ve … tarafından 26.01.2009 tarihinde şirkete, paylarına isabet eden kira bedellerinin ödenmesi için ihtarname keşide edilerek …’in kiracılığı kabul edilmiştir. Böylece TMK 691/1. maddesinde ve belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmıştır. Her ne kadar, yargılama aşamasında ibraz edilmeyip temyiz aşamasında ibraz edilen delillere itibar edilmez ise de temyiz dilekçesine eklenen vekâletnameden …’in diğer tüm paydaşların vekili sıfatıyla kira sözleşmesi yaptığı açıktır. Hâl böyle olunca, taşınmazın paydaşları ecrimisil değil, kira bedelinden paylarına isabet eden tutarı isteyebilecekleri gözetilerek ecrimisil isteği ile açılan eldeki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece önceki hükümde direnilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden, çekişme konusu 298 ada 25 parsel sayılı “altında dört dükkanı olan kargir işhanı” vasıflı taşınmazın 1/5’er paylarla davacı …, davalı … ve dava dışı… adlarına kayıtlı olduğu, … ve müşterekleri adına … ile … … San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 01.01.2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesi düzenlenip dava konusu yerin şirkete iş yeri olarak kiralandığı, davalının temyiz dilekçesine eklediği İstanbul 8.Noterliğince düzenlenen 08.08.1991 tarihli vekâletname içeriğine göre; … ve …’in işyerleri için yer kiralamaya, taşınmaz kiraya vermeye ve işletmeleri kiraya vermeye ve mukavele yapması için davalı …’e yetki verdikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 691/1. maddesi ve 1955 tarihli, 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda pay ve paydaş çoğunluğu sağlanarak yapılan kira sözleşmeleri geçerlidir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz 01.01.2003 tarihli kira sözleşmesi ile davalı … tarafından … … San.ve Tic. Ltd. Şti.ye kiraya verilmiş, taşınmazın paydaşlarından … ve … tarafından 26.01.2009 tarihinde şirkete, paylarına isabet eden kira bedellerinin ödenmesi için ihtarname keşide edilerek …’in kiracılığı kabul edilmiştir. Böylece TMK’nın 691/1. maddesinde ve belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmıştır.
Bu durumda, asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kabul kararı verilmiş olmasının doğru olmadığı yönündeki bozma kararı yerinde olduğu için, bozma kararının düzeltilmesine gerek görülmediğinden, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun’un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 14/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.